Büşra Arslantaş’ın sorusu ve Lazar Comanescu’nun değerlendirmeleri şöyle:
Büşra Arslantaş: Sayın Genel sekreter, artan jeopolitik gerilimler ışığında Karadeniz’in güvenliği giderek daha kritik hale gelirken, Türkiye’nin istikrarın korunması, seyrüsefer serbestisinin sağlanması ve bölgesel iş birliğinin desteklenmesindeki rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye’yi Karadeniz’de merkezi bir güvenlik çıpası olarak görüyor musunuz? Bu bağlamda, Karadeniz ekonomik işbirliği teşkilatı gibi platformlar bu çabalara daha etkin nasıl katkı sunabilir?
Lazar Comanescu: Aslında sorunuzun içinde birkaç farklı soru var. Ancak mümkün olduğunca kısa yanıt vermem gerekirse, Türkiye’nin Karadeniz bölgesindeki güvenlik rolüne ilişkin sorunuza hiç tereddüt etmeden cevap verebilirim. Hiç duraksamadan söyleyebilirim ki Türkiye gerçekten kilit bir rol oynamaktadır ve bu iddiam gerçek olgulara dayanmaktadır. Karadeniz’de güvenli seyrüseferi sağlama çabalarına, tahıl koridoru anlaşmasına ve Karadeniz’de dört yılı aşkın süredir devam eden maalesef mevcut savaş durumuyla doğrudan ilgili diğer girişimlere zaten atıfta bulundunuz. Ancak bunun ötesinde, Türkiye’nin Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nın kurucu bir üyesi olarak bu kuruluşa katkısı muazzam olmuştur. Türkiye’nin, teşkilatın daimi sekretaryasına İstanbul’da ev sahipliği yapmasının yanı sıra; Karadeniz Bölgesi’nde ekonomik iş birliğini geliştirmeyi amaçlayan bu organizasyon bünyesinde, Türkiye’nin girişimiyle geliştirilen projeler de olağanüstüdür. Şunu unutmayalım; güvenlikten bahsediyoruz ama güvenliğin güçlü bir ekonomik boyutu olduğunun da bilincinde olmalı ve buna göre hareket etmelisiniz. Eğer uzun vadeli bir güvenlik istiyorsanız, bunun yolu ekonomik iş birliğinden geçer. Bu teşkilatın kurulma amacı da budur ve Türkiye’nin bu organizasyonun öncülerinden biri olmasını takdirle karşılıyorum.
