Koca: “İkinci dalga beklemiyoruz”

TC Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye'deki seyrine ilişkin olarak açıklama yapıyor.

3 Haziran 2020 - 20:18

CANLI TAKİP

TC Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak açıklamalarda bulundu. Koca, salgında ikinci dalga beklemediklerini, bunda kontrollü sosyal hayatın uygulamaya geçirilmesinin rolünün büyük olduğunu söyledi.

TC Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla ilgili olarak açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin 1 Haziran itibariyle yeni bir sürece girdiğini belirten Koca, bu sürece ‘normalleşme süreci’ dediklerini hatırlattı.

“Dünyada devam eden salgın şartlardan en az etkileneceğimiz, nihai sonuca yaklaşacağımız bir hayat için planlama yapıyoruz” diyen Koca, şunları kaydetti:

“Salgınla mücadelemizde birinci dönemi tamamladık demiştim. Mücadelemizin ikinci döneme girdiğimizi başarının bazı koşullara bağlı olduğunu ifade etmiş, hastalığa karşı uyarıda bulunmuştum. Tedbir şarttır, çünkü tehdit devam etmektedir. 1 Haziran’dan itibaren başlayan normalleşme süreci başta sağlık alanı olmak üzere geniş alanı kapsayan bir süreçtir.”

Koca, açıklamalarına şöyle devam etti:

  • Dünya çapındaki bu salgın ölüm-kalım endişesiyle insanların evlerine kapanmasına yol açmakla kalmadı, üretim, ticaret, eğitim, turizm, kültür hayatına ağır darbeler vurdu. Dünyanın şu anki refah düzeyi altı ay üzerinden çok geriye düşmüştür. Ülkemiz bu süreci çok az hasarla yaşayan nadir ülkelerden olmakla birlikte elbette şartlardan etkilenmiştir.
  • Tedbirlere uymak artık sadece sağlığımızı iyice güvenceye almak, salgının önünü kesmek anlamına gelmiyor; aynı zamanda ülkemizin refahını arttırmakla sorumlu kurum ve insanların önünü açmak anlamına geliyor. Yavaşlayan üretimin hızlanmasına destek, eğitim şartlarının normalleşmesine imkan anlamına geliyor.
  • Yeni takvim başladığında öğrencilerimiz için güvenli şartları hazırlamış olmalıyız. Halen sınırlı sokağa çıkan büyüklerimiz, gençlerimiz ve çocuklarımıza karşı sorumluluğumuz var. Bu grup yaklaşık 30 milyonu oluşturuyor. Yaşlılarımızın sokağa çıkacağı şartları uyacağımız tedbirlerle bizler sağlayacağız.
  • Şimdi tedbirlere uyarken sorumluluk alanımız öncekinden çok daha büyüktür. Tedbirlere uyum kendimize, milletimize, devletimize karşı bir ödevdir. Salgının en çetin günlerinde gösterdiğimiz başarıyı, günlük vaka sayısının 1000 civarına düştüğü, hastalığın yayıldığı hızının kesildiği günlerde göstermek zor değildir.
  • Üç zorluk vardır. Birinci salgının sona erdiği inançtır. İkincisi tedavideki başarıya güvenerek tedbirin unutulması ve risk grubunda olanların tedbirleri gevşetmesidir.
  • Planlı bir şekilde normal şartlara dönmeye çalıştığımızı unutmamalıyız. Belli yaş grupları hariç sokağa çıkma kısıtlamasının kaldırıldığı 1 Haziran’dan itibaren tedbirlere uyulmazsa hastalığın daha yaygınlaşacağı kaçınılmazdır. Evden çıktığımızda maskemizi takacağız, karşılaştığımız, birarada olduğumuz insanlarla aramıza 1,5 metre mesafe koyacağız, el temizliğine normalde olduğundan daha fazla önem vereceğiz.
  • Maske yüzde yüz olmasa da uyum gösterilen bir tedbirdir. Vatandaşlarımızdan ricam konunun ciddiyetini hatırlamalıdır. Covid 19 salgını sebebiyle 4 bin 558 hastamızı kaybettik. Hiçbirimiz ‘daha başarılı olsaydık vefat sayımız değişmezdi’ diyemeyiz. Bundan sonrası tedbirler sadece şahsımızla ilgili değildir. Her gün karşımıza çıkan vaka tablosuyla sonuçlarla yakından alakalıdır. Maske ve 1,5 metre mesafe uyulması gereken tedbirlerdir.
  • Maske sosyal mesafenin ihlali için gerekçe olmamalıdır. Maske kullanımı yaygınken mesafe kuralına yeteri kadar uyulmadığını biliyoruz. Mesafe kuralına uymanızı kolaylaştıracak düzenlemeler Bilim Kurulumuzca hazırlanan rehberler esas alınarak yapılmıştır. Sosyal ortamlar için yetkili kurumlara bildirimde bulunmanızı özellikle istirham ediyorum.
  • Normalleşme sürecine kontrollü sosyal hayat adı verildi. Başarı maske, sosyal mesafe, kişisel temizliğe çok fazla dikkat edilmesinin tavizsiz bir şekilde uygulanmasına bağlıdır.
  • Restoranlarda 2-3 kişi oturmamalıyız, otobüslerde maskelerimizi takmış olmalıyız. Pazar yerine gideceksek en sakin ortamı tercih etmeliyiz. Normalleşme süreci eski alışkanlıklarımıza dönüş değildir. Tedbirlere uymazsak başa dönebiliriz.
  • Tedbirleri tek başına uygulamanız yeterli olmayacaktır. Maske ve mesafe kuralını ihlal edenlere sosyal mesafenin ötesinde mesafeli davranın, bu hakkınızı kullanın. Toplum sağlığına iş yerlerini, saygı göstermeyenlerden ayırın.
  • Bugüne kadar toplum olarak büyük feraset gösterdiniz. Buna dayanarak diyebiliriz ki, ikinci dalga beklemiyoruz. Bakanlığımız,, sağlık ordumuz adına yürekten teşekkür ediyorum. Tedbirlere uymadığımız takdirde normalleşmeye başlayan her alan risk alanı haline gelecektir. Bu dönem risk daha çok hastalığı belirtisiz şekilde yaşayanlar üzerinden gerçekleşecektir.
  • Belirti göstermeyen birinden bir başkasına geçen hastalık bulaştığı kişide ciddi sorunlara yol açabilecektir. Rehberlerin ana başlığı salgın yönetimi ve çalışma rehberidir. Bu rehberler farklı sektörlerdeki üretim ve iş yerlerinden başlayarak spor, aktivite alanlarına, AVM’lere kadar çalışanların, müşterilerin uyması gereken düzeni ortaya koymaktadır.
  • Rehberimiz şu uygulamayı talep ediyor AVM girişlerinde kalabalık oluşması önlenmeli. Mesafe kuralının ihlaline yol açmayacak düzenleme yapılmalı. AVM girişlerinde ateş ölçümü yapılması tavsiye edilmelidir. Tüm iş yerleri ve kapalı iş yerlerinde bu tedbir gerekli görülmektedir.
  • İşverenlerin ve yönetimlerin belirlenen AVM’deki kişi sayısını dikkate almalıdırlar. Asansörlerin üçte bir kapasite ile kullanıma izin verilmelidir. AVM gibi kapalı ortamlarda lütfen 3 saatten fazla kalmayın.
  • Giyim mağazalarında ürünler sık temasa maruz kalır. Böyle durumlarda ellerinizi yıkamalı, elinizi yüzünüze değdirmemelisiniz. Pazar yerleri de hastalık bulaşma açısından riskli alanlardır. Pazar yerlerinde uyulması zorunlu olan kurallar getirilmiştir. Dikkatli olmalı ve gerekli durumlarda uyarılarda bulunmalısınız.
  • Size önemli bir müjdem var. Normalleşme süreci sağlık hizmetleri açısından önemli sonuçlar doğurmaktadır. Hastanelerimiz normal hastalıklarla daha çok ilgilenecek, ertelenmiş tedaviler için randevu vereceklerdir. Gerekli rehberi yayınladık.
  • İşin özü şudur; evimizin dışındaki hayatımızın adı kontrollü sosyal hayattır. Uyulması gereken tedbirler zor değildir, özünde çok kolaydır. El temizliğine önem, maske ve 1,5 metre mesafe.
  • Normalleşme sürecinde bize kılavuzluk edecek gerçek, son vakanın tespit ve tedavisine kadar risk devam edecektir. Son vakayı en kısa sürede görmek tedbirlere uymakla mümkündür. Kara görünmüştür ama deniz durulmuş değildir. Yakalanmaktan kaçınacağımız olası dalgalar var.
  • Temennim bu konuşmaların giderek daha kısa olabilmesidir. Hepinize selam ve saygılarımı sunuyorum.
  • Bugün toplam test sayımız 52 bin 305. Vaka sayısı 867. Vefat sayısı 24. İlileşen vaka sayımız 931. Yoğun bakımda olan hasta sayımız 612. Entübe olan hasta sayımız ise 261. Yoğun bakım ve entübe hastalarımızda son üç haftadan bu yana giderek düştüğünü görüyoruz.

Soru – cevap

  • Aşı konusunda bir çağrıya çıkmıştık. Ülkemizde şu an toplam ilaç ve aşı anlamında 22 üniversite ve merkezin çalışması var. Hayvan deneyi aşamasına gelen şu an 4 merkez ve üniversitemiz var. Rusya ile görüşmemizde aşı çalışmalarının özellikle hayvan çalışmalarının sonlarına doğru geldiklerini, biliyorsunuz aşıları özellikle insan çalışması, klinik çalışma dönemi önemli. Klinik çalışmayı bir başka ülkede de yapmanız gerekiyor. O nedenle Rusya ile hem onların hem bizim geliştirdiğimiz aşılarla ilgili karşılıklı klinik çalışmaların yapılabileceği kararına vardık. Bilim Kurulumuz ve Rusya’daki bilim insanları ile birlikte geçen hafta tele konferansla görüşülmüştü. Yarın bu görüşmenin ikincisi yapılacak. İlaç konusundaki çalışmaların Rusya’da sentez safhasına geldiklerini ifade ettiler. Hastalarda kullanımın 1 hafta önce başlandığı ifade edildi. Biz Çin’den getirdiğimizde ilk günlerde tedaviye başlamıştık. Bundan fayda gördüğümüzü, hangi hasta grubu ve hangi dozda kullandığımızı paylaştık. Bundan sonraki işbirliğimiz devam etmiş olacak. Bilim Kurulu’nda daha erken dönemde başlamak üzere rehberde bir değişiklik ayrıca yapılmış oldu.
  • Hafta sonu sokağa çıkma kısıtlamasıyla ilgili genel bir düzenleme yok. Ama iller bazında vaka durumuna göre gündeme gelebilir.
  • Sokağa çıkma kısıtlaması daha çok özellikle en son 15 ilimizde gerçekleşmişti. İllerdeki geçişlerin kısıtlandığı durumda daha çok uyguladığımız bir durumdu. Önümüzdeki dönemde sokağa çıkma, hafta sonuyla ilgili şu an genel bir düşünce yok. Ama il bazında, illerde vakaların dağılımında bir değişiklik olursa gerektiğinde o anlamda her zaman karar almak mümkün olabilir. Bilim Kurulu’nun böyle bir önerisi oldu. Şu anda uygulanma noktasında bir önerisi olmadı. Gerektiğinde iller bazında gündeme gelebilir. 65 yaş üstü ve gençlerimizle ilgili… Bu süreçte en çok fedakarlık gösteren 65 yaş üstü ve gençlerimiz oldu. Halen sokağa çıkma noktasında kısıtlı olan ve en son sayın Cumhurbaşkanımızın da açıkladığı şekliyle büyüklerimizin haftada 1 gün, gençlerimizin haftada 2 gün sokağa çıkma kısıtlaması uygulanıyor. Daha çok özellikle büyüklerimizin hareket kısıtlılığı benzeri sorunlar nedeniyle bunun artırılmasının doğru olacağı yaklaşım var. Önümüzdeki hafta gündeme gelmiş olur. Daha net bir karar açıklanmış olur. Bir düzenleme yapılması gündeme gelmiş oldu. Gelecek hafta netleşmiş olur.
  • Büyüklerimizin ve gençlerimizin bu fedakârlığına son vermek, 30 milyon kişiden bahsediyorum, 53 milyon kişinin tedbirlere uymasıyla doğru orantılı. Bu kadar fedakarlık gösteren büyüklerimiz ve gençlerimizin bu kısıtlılıklarını erken dönemde sona erdirmek üzere bir yaklaşıma gelmemiz gerek. Onun için 53 milyonun tedbirlere uyması gerekiyor.
  • Özellikle bu dönemde acil olmayan elektif dediğimiz vakaların ertelendiğini biliyorsunuz. Acil olan vakalarımız hiçbir zaman bırakılmadı. Bu süreçte benzer şekilde zorunlu olmadıkça hastanelere, sağlık kuruluşlarımıza müracaat edilmemesini özellikle ifade etmek istiyorum. Hastane ortamlarının bu anlamda riskli olduğunu hepimiz biliyoruz. Randevu sistemiyle polikliniklerin devreye girmesini esas kaldık. MHRS sistemi üzerinden randevu alınarak gidilmesini esas aldık. Özellikle daha önce bildiğiniz gibi acil oranımız yüzde 30’lardaydı. Bu oran bu süreçte bu kadar olmadığını bize gösterdi. Gerekli olduğu zaman mutlak sağlık kuruluşlarına müracaat edelim, gerekli olmayan durum söz konusu ise de zorunlu olmadıkça sağlık kuruluşlarına bu anlamda gitmeyelim. İhtiyacı olan, müdahale yapılması gereken hastamıza daha iyi zaman ayırıp, kurallara, tedbirlere uygulayarak bulaşmayı en aza indiren bir sistemle götürelim istiyoruz.
  • Bildiğiniz gibi Bilim Kurulumuz bir rehber yayınladı. Hangi kurallara uyulması gerektiğini net ifade etmiş oldu. Mesela şehirler arası otobüslerde yüzde 50 kuralı kalkmadı, bu oran düştü. 2 koltuk yan yana ise bir koltuk yine boş kalacak. Tekli koltuksa o koltuğa oturabilecek. İki yan yana koltuk şehirler arası ulaşımda dolu olmayacak. Ama şehir içinde koltuk sayısından fazla kişi alınmayacak. Bu kuralın uygulanamadığı zorunlu olan kurumlarda valiliklere, hıfzısıhha kuruluna yetkiler verildi. Bu anlamda duraklar dahil olmak üzere otobüs veya minibüs veya yolcu otobüslere, şehirler arası ulaşım dahil olmak üzere var olan sayılar dışında vatandaşlarımızın zorlamaması gerekiyor. Bu anlamda birbirimizi uyarmamız gerekiyor.
  • Biz bu ilacı daha doğrusu dünya 20 yıla yakın bu ilacı iyi biliyoruz. Daha önce sıtmada kullanılan ama 15 yıldan bu yana romatizmal hastalıkta kullanıldığını bildiğimiz ilaç. Bu yayını uluslararası bazı ülkelerden bilim insanlarının bir araya geliştirerek bir yayın değildi. Bir şirket tarafından veriler toplanarak bu yayın yapıldı. Bu verileri yayın haline getiren de meşhur bildiğimiz üniversitenin kalp nakli yapan hekimleri tarafından yayın hale getirildi yani enfeksiyonla ilişkisi olmayan. Hangi ülkeden alındığı bilinmeyen, hangi hastanelerden verilerin alındığı bilinmeyen veriden bahsediyoruz. Biz dünyadan farklı olarak bu ilacı farklı ve erken kullandık.
  • Dünyada daha çok bu ilacı geç vakalarda, yoğun bakım hastalarında kullandılar. Biz ise o dönemde bu ilacın faydasının olmadığını, çok erken dönemde başlamasının gerekliliğini düşünerek başladık. Bunun da faydasını gördük. Her geçen gün vaka sayımızın azalması, ağırlıklı burada uyguladığımız tedavi yaklaşımlardan bir tanesi olan bu ilaca bağlı. Sadece bu ilaç değil, bu ilaç da bunlardan bir tanesiydi. 1811 verinin 150 tanesi özel üniversitenin verisiydi. Toplam külte dediğimiz, kalpte sorun olduğu düşünülen durum külte uzamasıyla kendini gösteriyor. Sadece 5 vaka oldu. İlacı kestiğinizde de bu külte uzamaları kesildi. Dolayısıyla herhangi bir kalıcı etki söz konusu olmadı 1811 vakada. Bunu diğer vakalarımızdaki durumu da analiz ediyoruz. Önümüzdeki günler daha net söylemiş oluruz. Şu anda da kullanmaya devam ediyoruz.

Diğer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı