KIBTES’ten, MEB’e başörtülü öğretmen çağrısı

KIBTES, Milli Eğitim Bakanlığı'nı, başörtülü olduğu gerekçesiyle tepki gösterilen ve bu nedenle başka bir okula atandığı iddia edilen öğretmenine sahip çıkmaya çağırdı.

2 Kasım 2019 - 14:35

Kıbrıs Türk Eğitimciler Sendikası (KIBTES), Milli Eğitim Bakanlığı’nı, belli çevrelerin baskı ve tehditlerine karşı dik durması, atanan öğretmenine sahip çıkması, toplumu rahatlatıcı ve özgürlükleri önceleyen açıklamalar yapması yönünde göreve çağırdı.

Kamu Hizmet Komisyonu tarafından Lapta Yavuzlar Lisesi’ne atanan bir öğretmenin başörtülü olmasına KTOEÖS tepki göstermiş, bunun üzerine söz konusu öğretmenin Hala Sultan İlahiyat Koleji’ne gönderildiği iddia edilmişti.

KIBTES Başkanı Himmet Turgut, konuyla ilgili yaptığı yazılı açıklamada,  Kamu Hizmeti Komisyonu’nca dün atanan bir öğretmen ile ilgili basında yer alan haberleri değerlendirerek, “Kamu Hizmeti Komisyonunun bu atama ile ‘büyük bir hata yaptığını’ savunan  ve toplumun elçilik vasıtası ile bölünmeye çalışıldığını iddia eden bir sendika; ‘dini sembolle atanan öğretmen’ ve ‘dini sembollerle toplumu bölmeye çalışma’ ifadeleri ile toplumu ayrıştıran, ötekileştiren ve aslında kendi söylemleriyle toplumu ‘bölen’ bir yaklaşımda bulunduğunu görmekteyiz” İfadelerini kullandı.

Turgut, demokratik bir toplumda hiçbir otorite ve makamın insanları belirli bir kıyafet biçimini benimsemek; baskı, ima, tehdit gibi zorlayıcı yöntemler veya kural koymak, kanun çıkarmak gibi hukuki veya idari düzenlemelerle de başlarını örtmek ya da açmak zorunda bırakamayacağını, bu yöndeki düzenlemelerin hiçbir siyasi ve felsefi ilkeye dayandırılamayacağını savundu.

Turgut, yürürlükte olan kanun, yönetmelik, tüzük veya genelgelerin hiç birisinde, kadın kıyafetlerinden herhangi birinin yasak olduğuna, suç teşkil ettiğine veya cezalandırılması gerektiğine ilişkin tek satırlık bile bir düzenleme bulunmadığını ifade etti.

Turgut, ”Anayasa’nın 49’uncu maddesinde yer alan ‘Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir’ hükmü çerçevesinde, kamu hizmetine girmek bir “hak” olarak düzenlenmiştir. Yine Anayasa’nın 23. Maddesindeki ‘Herkes, vicdan, dini inanç ve kanaat özgürlüğüne sahiptir. Kimse dini inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz, suçlanamaz’ hükmü kamudaki özgürlükleri belli bir güvenceye bağlamış bulunmaktadır” dedi.

Turgut, temel bir hak ya da özgürlüğe getirilecek bir sınırlamanın her şeyden önce toplum vicdanında karşılığını bulması, adalet ölçüleriyle bağdaşması gerektiğini dile getirdi.

Etiketler

Diğer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı