Kaygılar seçimlerin ötesinde

Endişeden ziyade, süregelen bir kaygı demek daha doğru hatta…

20 Şubat 2020 - 10:50

Yaşadığımız dönemde ülke için, en önemlisi nesiller için endişe duymamak mümkün değil.

Endişeden ziyade, süregelen bir kaygı demek daha doğru hatta…

Birkaç kilometrekarelik alanda yaşananlar,  insanımızın ekonomik ve sosyolojik süreci, git gide olumsuz atmosferde bize ışık aratıyor.

Ada içi ve dışı bölgeye, gelin nasıl ortak sepette bulunmaktan, bunun bireye nasıl etkisi olduğuna uzanalım…

***

Türkiye’de bu hafta üç konudan toplumsal endişe tırmanıyor…

Birincisi adalet hissinin yok oluşuna giden süreç; gezi davası sonucu beraat verilenlerin içinde olan Osman Kavala’nın serbestliğine bir his geliştiremeden tekrar tutuklandığı haberleri, devletin hukuk üzerindeki etkisinden dolayı adalete olan inancı zedeledikçe zedemekte.

İkincisi İdlib konusunda artık askeri güç kullanılarak çatışmaya girilecek sinyallerinin artması haftanın olumsuz gündeminde nabız yükseltiyor.

Erdoğan, İdlib harekatının an meselesi olduğunu söyledi.

Askeri cenahtan konuşulanlardan öğrendiğimiz kadarı ile de KKTC’de bulunan TSK askerlerinde belli rütbenin üstündeki kişileri, buradaki görevlerinden apar topar Türkiye’ye çağrıldıklarını biliyoruz.

Üçüncüsü ise ekonomik olarak endişenin evrilmeye devam etmesi…

Suriye ile savaş konumuna gelinmesinin  ekonomideki bilinmezliğe etkisi dövizin yükselmesine yansırken, bu hafta bunun üstüne Merkez Bankası faiz indirimi kararlarına bir yenisini daha ekledi.

Geçtiğimiz günlerde AKP’nin grup toplantısında bir vatandaş, Tayyip Erdoğan konuşmasına ara verdiği sırada “Çoluğum çocuğum aç. Bana yardım edin.” diye seslendi.

Yüzlerce AKP’linin içinde, yönetici ve yoluna ölürümcü bir çok kişi var iken bu isyanını dile getirmek için orada olmak ve haykırabilmek son çarenin de sonuna gelindiğinin resmi değil mi?

AKP’yi iktidara getiren çaresizliğin zirve yaptığı 2000’lerin başında dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’in önüne yazar kasa fırlatan vatandaş AKP’nin doğuşunun milatlarındandır diyebiliriz.

Şimdi gelinen noktada, ülkenin başındaki makama kendi evinde bu ekonomik feryat yeniden nüksetmekte…

***

Gelelim coğrafi olarak Kuzey Kıbrıs’a…

İçine girdiğimiz seçim atmosferinde adayların çoğu ‘dış politika’ üzerinden ülkeyi yeni bir seçin zeminine taşıyor.

Gerek Kıbrıs Sorununu gerek Doğu Akdeniz’i gerekse Türkiye ile ilişkiler üzerinden taraflar el ense çekerken arka arkaya gelen zamlar devam ediyor.

El ense çekilen meseleler önemsiz mi?

Hayır…

Adayları tanımak için ve ülkenin makro ölçekteki geleceği için tabii ki önemli.

Fakat bugün geldiğimiz noktada ister Türkiye’de olsun ister KKTC’de dış politika kimseye seçim kazandırmaz

Öyle olsa Ecevit, Kıbrıs Barış Harekatı’ndan sonra neden seçim kaybetsin?

Halk beni bu ekonomik sorunlardan kim kurtaracak, beni kim insanca yaşatacak buna bakar; sandığa da bunun için gider.

O yüzden umarım ki türkçe konuşan, türkçe haberleri takip eden ve dolayısıyle hem bizi yönetenlerin hem de ortak dili paylaştığımız ülkelerdeki gelişmelerin bireye etkisini aday olan herkes idrak eder.

Ve seçimlerde daha sonuca odaklı bir anlam ortaya çıkması adına ekonomik kaygıları giderici vizyonlarını konuşur oluruz.

Etiketler

Diğer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı