Kaçak işçi mi dediniz?

Biliyor musunuz? İnsan satıyoruz bu ülkede! Evet insan ticareti yapıyoruz… Hem erkek işçi, hem kadın işçi satıyoruz… Hem de seks işçisi…

Doğal gaz meselesini çözdük mü?

Maraş’ı?

Peki güvenlik ve garantiler meselesinde neredesiniz?

Bayrakları çektiniz mi?

Bravo!

Çok yaşayın!

Kahramansınız!

***

Biliyor musunuz?

İnsan satıyoruz bu ülkede!

Evet insan ticareti yapıyoruz…

Hem erkek işçi, hem kadın işçi satıyoruz…

Hem de seks işçisi…

Ve hem de kaçak kadın eti ticareti yapıyoruz…

***

Peki bunları bilmiyor muyuz?

Biliyoruz!

Herkes biliyor!

Hükümet de hükümetler de!

Neden çözmüyoruz peki?

Bunun yanıtı size kalsın!

***

Adamın biri 900 işçi getireceğini söylüyor!

Artık Türkiyeli işçi gelmiyor!

Niye gelsin ki?

Hayat Türkiye’de daha kolay!

Üçüncü ülkelerden getiriyorlar!

900 işçinin iznini alan kim?

İşçilerden kaç para aldı?

8 veya 10 işçi, izni alanın yanında!

İddialara göre her gelen işçiden en az 5’er bin Euro alındı!

Ve şu anda 890 tanesi “havada”, “merada”, “ovada”, “kaçakta” veya “sınırı geçmekte”…

***

Siz tanıyor musunuz bu 900 işçiyi getiren kişiyi?

Bence tanıyorsunuz!

Peki neden kimse hiçbir şey yapamıyor?

***

Çünkü iktidardaki partilerimizin tümü; gelmişler de geçmişler de, bir çok usulsüz iş yapan iş insanından maddi destek alıyor.

Bunu hepimiz biliyor muyuz?

Biliyoruz!

Bu hafta, Burak Büsküvütçü ile söyleşi yaptım.

Milliyetçi…

Çok ilginç iddiaları var.

Bu iddialardan biri de şuydu: “…Biz haramilerden maddi yardım almıyoruz çünkü alırsak, iktidara gelen partiler gibi oluruz”…

Büsküvütçü, siyasi partilere yardım adı altında para verenlere harami diyor!

***

Nasıl mı?

Aslında Büskvütçü söylemedi, ben söyleyeyim; “gebe”!

Haramilere gebe oluruz!

***

Gebe olunca peşlerine düşemeyiz!

Peşlerine düşemezsek, ne yasadışı insan ticaretini ne de kerhaneciliği engelleyebiliriz!

Sadece saçma sapan vaatlerle iktidara geliriz ve doğal gaz, Maraş, güvenlik ve garantilerle ilgili demeçler veririz.

Kendimizi kahraman sanırız!

Yaşayın!

Siz de çok yaşayın!

Devletiniz de çok yaşasın!

Bizimkisi bir KKTC hikayesi!

Bir dairemizin müdürü…

Çok başarılı bir mühendis…

Çok çalışkan bir memur…

Çok dürüst bir insan…

Babası, O’nun gibi…

***

Babanın hayatta hiç kimseyle kavgası olmamış; yıllarca devlete hizmet etmiş, önemli bir kurumda müdürlük etmiş, emekli…

Partili mi?

Asıl soru bu!

Evet partili de üstelik!

Ama belli ki yeterince partili değil!

***

Dairemizin müdürü, görevden alındı ya da alınıyor.

Yerine, eski daire müdürü geliyor.

Eski daire müdürü başarısız mı?

Değil.

Peki bakan?

Bakan müdürü görevden almak istemiyor ama almak zorunda.

Neden?

Ülkenin ya da devletin çıkarları bunu emrettiği için mi?

Hayır!

Siyasetteki çıkarlar için!

Peki, bunun adı nedir?

Bunun adı KKTC siyasetidir.

Bunun adı çirkefitir.

Bunu değiştireceği sözünü verenler de hükümetin ortağıdır.

Yazıklar olsun!

***

Bir bakanımıza sormuşlar; “… filancayı müsteşar alacak mısınız? Çok başarılı biri!”…

Bakan yanıtlamış; “… Partiyi bilmiyor!”…

***

Bu yüzden, hikaye okumayalım lütfen!

Bu sistem, bu düzen değişmez!

***

Ne mi yapalım?

Kıbrıs sorununu çözelim; akabinde de anında başkanlık sistemine geçelim!

Başkanlık Sistemi ile başımız göğe ermez ama bu kokuşmuş sistemin defteri kapanır!

Doğal gazda bizim pozisyonumuz: Bakmak!

Akıncı Rum tarafına bir öneri sundu.

Nedir öneri?

Ortak bir komite kuralım, doğal gaz meselesini öyle görüşelim.

Türkiye, bu öneriye destek verdi.

Hatta çok uzun zamandan bu yana ilk defa, Kudret Özersay’dan ümidi kesmiş bir tavırla, Akıncı’ya bol okşamalı bir de destek verdi.

Anadolu Ajansı falan devreye sokuldu, Akıncı ile söyleşi yapıldı.

Bu önerinin aynısını 2014 yılında Dr. Derviş Eroğlu da yapmıştı.

Rumlar, “doğal gaz meselesi”ni, Kıbrıs sorununun diğer meselelerinden ayrı ele almayı reddediyor. KKTC’yi tanımıyor ve ortak komite kurulacaksa, Türkiye ile kurulmasını istiyor.

Mesela Mevlüt Çavuşoğlu, Kıbrıs Postası gazetesi için kaleme aldığı makalede diyor ki, “Fatih’in sondaj yaptığı yer Türk kıta sahanlığı içerisindedir.”

Doğru mu bu ifade?

Evet doğrudur!

Ama aynı yer, “Kıbrıs Cumhuriyeti kıta sahanlığı”nın da içerisindedir.

Peki bu mesele nasıl aşılır?

Bu mesele, iki devletin müzakeresi ile aşılır.

Yani Türkiye ile Kıbrıs Cumhuriyeti masaya oturur ve iki devletin kıyılarından orta çizgi çeker!

Türkiye bunu kabul etmez.

Çünkü Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tanımaz ama bunun da ötesinde, “KKTC olmaksızın” iki kara sınırı ile orta çizgiyi bulmaya çalışırsa, ciddi saha avantajı kaybeder.

Kıbrıs Cumhuriyeti, KKTC’yi hem tanımaz hem de oturup anlaşma yapma gibi bir duruma girerse, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin “kıta sahanlığının” yüzde 70’e yakınını kaybedebilir!

Peki bu çıkmaz nasıl aşılır!

Siddin sene aşılmaz!

Amerikalılar, İsrailliler, Ruslar, Koreliler, İtalyanlar, Fransızlar, Hollandalılar ve İngilizler bulabildikleri doğal gazdan Kıbrıs Cumhuriyeti’ne de payını verir; Türkiye, kazarmış gibi, çıkarırmış gibi yapar.

Biz mi?

Biz bakarız!

Martha Hunt

Martha Hunt… 30 yaşında. Amerikalı… 2015’ten beri Victoria’s Secret Meleği… Çok güzel bir kadın.

Etiketler

Diğer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı