İdeoloji bir teknoloji mi?

“Felsefe artık anlamaya değil değiştirmeye talip olmalıdır” önermesi ile aslında felsefenin sonu gelmiş felsefe araçsallaşarak bir teknoloji olarak üretilip ve ortaya bugün ideoloji değimiz “teknoloji” çıktı.

19 Şubat 2020 - 11:45

Bilim, bugün insanlığın geldiği noktanın mimarlarından biridir. İnsanın gerçeği arama ve öğrenme merakı zamanla felsefeden, bilime dönüştü. Son olarak Marx’ın meşhur “Felsefe artık anlamaya değil değiştirmeye talip olmalıdır” önermesi ile aslında felsefenin sonu gelmiş felsefe araçsallaşarak bir teknoloji olarak üretilip ve ortaya bugün ideoloji değimiz “teknoloji” çıktı.

Felsefe ile ideoloji arasında böyle bir ayrıma gidersek ve ideolojinin bir tür teknoloji olduğunu kavrarsak, aslında ideolojinin düşünen insana birtakım araçlar verdiğini ve aslolanın düşünme olduğunu, düşünmenin bir iş, ideolojinin araç, insanlığın iyiliğinin de hemen herkes için bir amaç olduğunu söyleyebiliriz.

Her ideoloji içinde doğduğu zaman ve toplumun bazı düşünme ihtiyaçlarına cevap veren araçlar sunar. Bu araçlar da haliyle kültüreldir. Sonuç olarak her ideoloji kendi kültürel çerçevesi ile hareket eder. Tıpkı her teknolojinin kendi kültürel çerçevesi ile hareket etmesi gibi.

Şimdi gündelik hayatımıza bakacak olursak, cep telefonları bir teknoloji olarak girdiği her toplumda, kendi kültürel çerçevesi ile giriyor. İdeolojiler de öyle. Mesela Andy Warhol hayranı bir sosyalist, aslında normal şartlarda asla mümkün olmayan bir garabettir. Ya da Brecht hayranı bir liberale ile karşılaşmak El Dorado’yu bulmak gibi bir şey olmalıdır ama, dünya mükemmel bir yer değil.

Bu akıl karışıklığının sebebi nedir peki?

En başında elbette bilmemek. Daha fazlası da bu akıl karışıklığının bir teknoloji yani bir ideoloji haline gelmesi. Şu konuda yere göğe sığdırılamayan bir yaklaşım bir başka konuda yerin dibine sokulabiliyor. Ya da şuna yapılan falanca şey, yerin dibine sokulurken bu sizin için yapılınca yere göğe sığdıramamak.

Küçük bir toplumda yaşamamızdan ileri gelen eleştirelliğin kişiselleştirilmesi, hatta bazan birilerini kırmamak için susulması nedeniyle, çıplak gerçekle çoğu zaman yüzleşemiyoruz. Bu küçük toplumda bir baskı mekanizması haline getirilen “çoğunluğun haklılığı” iddiası nedeniyle küçük grupların saldırgan tutumları genelde çoğunluk tarafından da suskunlukla karşılanıyor.

Geleceğim yer şurası.

Toplumun, global bir strateji olarak kamplaşmaya itilmesinde saha ajanı olarak kullanılan bir takım insanın, bazı ideolojileri kendilerine zırh olarak giyerken aslında o ideolojilerin hiçbir aracını kullanmamakla aslında sadece “gibi” yaptıkları. Açıkça söylersek bunlar solcu molcu değil.

Ömrü hayatında önemli sosyalist düşünürlerden iki satır okumamış, düşünmemiş adamlardan solculuk dersi almaya başlıyoruz. Gerçekte ne olduklarını da söylemeye bizim dilimiz varmıyor.

Felsefeyi yani düşünmeyi sevmeyi ve sistematik bir yöntemle düşünme sanatını bilmiyorsanız, araçsallaştırılmış ideoloji elinizde bir baltaya da dönüşebiliyor, bir fırçaya da…

 

Etiketler

Diğer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı