Havadan “su”dan işler!

Son olarak; Ankara Üniversitesi’nin yeni biten havuzunda sporcularımız kulaç atmıştı.

13 Aralık 2019 - 12:00

Yaklaşık 15 yıllık aradan sonra ilk kez Yüzme Şampiyonası için Ankara havuzunun klorunu soludum.

Kısa, günlük ve farklı branşlardaki organizasyonlar nedeniyle başkent havuzları ile geçen sürede yolumuz hiç kesişmedi.

Son olarak; Ankara Üniversitesi’nin yeni biten havuzunda sporcularımız kulaç atmıştı.

O dönemin miniklerinden aklımda kalanlardan Melis Sevinç ve Kemal İsmailoğlu yüzme antrenörü Aytun Kazmacı, Kemal Artemel, Nermin Ruso ise bugünün iyi eğitim görmüş pırıl pırıl gençleri.

Sporun sadece performans ve sağlık değil diğer yandan karakterli, kişilikli ve kendi ayakları üzerinde duran bireyler yetişmesi için insan hayatına değer katan en önemli etmen.

Türkiye’ye son yıllarda yüzmede hem sayısal, hemde nitelikli tesisler kazandırıldı.

Yer aldığımız organizasyona ev sahipliği yapan Keçiören Belediyesi Olimpik Yüzme Havuzu’nda 10 kulvarlık müsabaka havuzunun yanı sıra ısınma ve kule atlama havuzunu barındırıyor. Aynı zamanda bina içinde yüzme sporunun olmazsa olmazı fitnes ve kondisyon salonu da cabası.

Bu mabet gibi yapı dört gün sürede yaklaşık 200 kulübe bağlı 1400 sporcuya onlarca antrenöre ve seyirciyi ağırladı.

Sadece Ankara özeli değil Türkiye’nin genelinde tesis edilen havuzlar yüzmeye olan ilginin artması,  beraberinde başarıyı getiriyor.

Tıpkı bizde olduğu gibi uzun yıllar belirgin coğrafyada kısıtlı ve sadece sosyo-ekonomik seviyesi yüksek gruba hitap eden yüzme, birazda olsa Türkiye’de daha geniş kitlelelere ulaşmaya başladı.

Eskiden iç tribünlere oynayıp bir kaç sporcunun olimpiyat barajı geçmesi bile mutluluk veriyordu.

Son olarak İskoçya’nın Glaskow şehrinde düzenlenen Avrupa Kısa Kulvar Şampiyonası’nda Emre Sakçı kurbağlamada gümüş, kelebekte Ümitcan Güreş bronz madalya kazanıp bu yatırımların karşılığını verdi. Göründüğü kadarı ile de arkası gelecek gibi duruyor.

***

Yurdumda ise yüzme-su işleri tam anlamı ile hikaye.

Yüzme değilde yıkanmak için gittiğimiz denizden havuza geçiş 90’lı yıllarda Girne girişine yapılan tesisle oldu. 50 metrelik güzelim havuz otel el değiştirdikçe kırpıla kırpıla süs havuzuna döndü.

Yakın Doğu Üniversitesi’nin havuzu ile canlanan yüzme sporu geç olsa da devletin yarı olimpik havuzu ile tavan yaparken Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi havuzu ile de tesis sayısı akmazsa damlar durumda.

UKÜ’nün havuzunun ağırlıklı olarak kendi öğrencisine, bu branşta lokomotif görevi gören YDÜ’nün tesisi ise yıpranıp, yatırım yapılmaması nedeniyle halktan gelen talep ve organizasyon  yükü devletin havuzuna kaldı.

Yüksek maliyetine karşın ne hikmetse ancak yarısı yapılan yarı olimpik bile olduğu bile tartışılan Atatürk Yüzme Havuzu talepleri karşılayamıyor.

Kulüp sayısın artması, üye ve halkın ilgisi ile birlikte öğleden sonra havuz kelimenin tan anlamı ile ana baba günü.

Ülkede yüzme yarışının yapılabildiği tek tesiste müsabaka günü değil kulvarlar,  tribünler bile tıklım tıklım.

***

Arz- talep durumlarına göre Lefkoşa’ya  acilen OLİMPİK YÜZME HAVUZU şart.

Diğer bölgelere ise en azından birer yarı olimpik havuz ise fazla görülmemeli.

Tesis yetersizliğine karşın son olarak Özgül Çetin, Türkiye Karması’na çağrılarak bu branştaki ülke gençlerinin yeteneğini gösterdi.

Tıpkı daha öncede Türkiye’de rekor kıran, kürsü gören, Milli takımlara çağrılan abileri, ablaları gibi.

Sporun bakanlığı, federasyonu ve sorumlu dairesi olan ülkelerde nihayi hedef önce olimpiyatlarda yarışıp ardından madalya ile dönmektir.

Olimpik havuzu olmayan ülkede ise yüzme ancak sosyal aktivite veya animasyon tadından öteye gitmez.

Etiketler

Diğer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı