Hapsedilmemiş özgürlük

Buda, Shakya ülkesinde aristokrat bir ailede doğdu. Hayattan vazgeçti ve birkaç yıl boyunca dilencilik, meditasyon ve çilecilikten sonra, ruhsal bir uyanış yaşadığı bildirildi.

Guatama Buda’nın hayatını okudum.

“Dünya Budizm dini, onun ve takipçilerinin çabalarıyla kuruldu. Yaklaşık kırk yıl öğretmenlik yaptı ve hem manastır, hem de meslekten olmayan büyük bir takip yaptı. Öğretisi, ıstırap ve ıstırap sonu ile ilgili bir kavrayışa dayanır.

Buda, Shakya ülkesinde aristokrat bir ailede doğdu. Hayattan vazgeçti ve birkaç yıl boyunca dilencilik, meditasyon ve çilecilikten sonra, ruhsal bir uyanış yaşadığı bildirildi.

Böylece “Uyanmış Bir” anlamına gelen Budha adıyla tanınıyor. Buda daha sonra Ganj ovası boyunca seyahat ederek dini bir topluluk oluşturdu. Buda, şehvetli hoşgörü ile Hint śramaṇa hareketinde bulunan şiddetli münzevilik arasında orta bir yol öğretti. Etik eğitimi ve jhana ve farkındalık gibi meditatif uygulamaları içeren manevi bir yol öğretti.”

Bu bilgiler, Buda’nın kısa bir yaşam öyküsü.

Aslında dahası, hatta fazlası var.

“Buda’nın bütün dini tek bir sözcüğe indirgenebilir. Ve o sözcükte “Özgürlüktür”. Bu, onun mesajının temeli ve özüdür. Buda’dan başka hiç kimse özgürlüğü bu denli yukarıya koymamıştır.

Buda’nın özgürlüğü neden bu kadar çok vurguladığını anlama da temel bir gerekliliktir. Tanrı vurgulanmamıştır, cennet vurgulanmamıştır, sevgi vurgulanmamıştır. Sadece özgürlük vurgulanmıştır.

Bunun bir nedeni var. Bu neden, değerli olan her şeyin sadece özgürlük ikliminde olanaklı hale gelebilmesidir. Sevgi bile, sadece özgürlüğün toprağında yeşerir. Özgürlük yoksa sevgi ortaya çıkmaz. Özgürlük yoksa sevgi adıyla ortaya çıkan her şey sadece şehvetten ibaret kalır. Özgürlük yoksa Tanrı yoktur. Özgürlük olmadığı sürece Tanrı olduğunu düşündüğün şey sadece senin hayal gücün, korkun ve kibrindir. Özgürlük olmayınca cennet var olmaz. Özgürlük cennettir.

Eğer Buda’yı anlamak istiyorsan onun bahsettiği türde bir özgürlüğü tatmış olman gerekir. Onun bahsettiği özgürlük, dışsal bir özgürlük değildir. O sosyal, politik ya da ekonomik değildir. Onun özgürlüğü ruhsaldır. O “özgürlük” derken, hiçbir arzu tarafından engellenmemiş, hiçbir arzu tarafından zincire vurulmamış, hiçbir kibir tarafından, hiçbir şehvet tarafından, ya da herhangi başka bir şey tarafından hapsedilmemiş bir bilinç halini kasteder.”

Özgürlük kavramına, ne kadar çok anlam yüklenmiş.

Özgürce, fikir, düşünce, hareket üretmek, savunmak günümüzde zorlaştıkça zorlaşıyor.

Başkalarının ürettiği fikirlere saygı duymak, anlamaya çalışmak, esasen özgür olmaktır.

Kimse, kimseyi düşüncelerinden, fikirlerinden, söylemlerinden dolayı linç edemez, etmemeli.

Hele devlete sığınarak, devlet için, devlet adına, insanı, bireyi sınırlamak, devleti, insana karşı korumak, hele de bunu, özgürce ifade edilen fikirlere karşı yapmak, ne devleti, ne de insanı özgür yapar.

Bırakın, herkes, kendi fikrini, açıkça söylesin, savunsun, anlatsın.

Devletin, siyasilerce korunmasına gerek yok.

Devletin kendini sınırlayan yasaları zaten var.

İnsanları, bir seçim uğruna hedef göstermeyin.

Özgürce, özgürlüğün gerçek güç olduğu, tartışmanın kültür haline geldiği bir ülke için, en başta farklı düşünceler tahammül öğrenilmeli.

Etiketler

Diğer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı