Güzelliklere çirkinliğini bulaştırma, insan!

(Yatarken üstün açık kalmış demeyin sakın. Bir kâhinin enerjisine sahibim ben.)

24 Şubat 2020 - 12:28

Çocukken büyüklerimiz kıyametten bahsettikleri zaman dünyaya herhangi bir cismin çarpacağını ve gezegenimizin yörüngesinden çıkıp Ay ile ya da diğer gezegenlerle çarpışarak yok olacağını sanırdım. Hatta zaman zaman bu tür rüyalar bile görürdüm ve hâlâ görmeye de devam ediyorum.

(Yatarken üstün açık kalmış demeyin sakın. Bir kâhinin enerjisine sahibim ben.)

Halbu ki kıyamet yeryüzüne insanla beraber gelmiş de biz başka yerlerde arıyormuşuz. Bazen burnumuzun ucunu göremediğimiz doğrudur. Ya da işimize gelmiyor da olabilir. Onun gibi bir şey işte.

Bakınız değerli okurlar, fotoğrafını aldığım şu güzelliklerin yanına atılan ve doğaya binlerce yılda karışmayan, birçok canlı neslinin tükenmesine sebep olan atıklar, insanın kıyameti getirdiğinin somut bir ispatıdır.

Tabi bizim sitenin sürekli içip kafayı bulan serseri kedileri ya da köpekleri de atıyor olabilirler.

Bence reşit olmayan kedi ve köpeklere süt satışı yasaklansın.

Bu kedi ve köpek tayfasından her şey beklenir zaten. Doğaya çöp atıp çevreyi kirleten kedi ve köpeklere derhal ağır cezalar uygulanmalı diye düşünüyorum.

Adalet ve Savunma Bakanlığı ile Çevre Bakanlığı umarım bu işe bir el atarlar. Atar mısınız? Umarım atarsınız.

İnsan, sen kendini ne sanıyorsun? Ne doğaya saygın var, ne diğer canlı türlerine, ne de kendine…

Yıkıyor, yağmalıyor, katlediyor ve yok ediyorsun.

Sana ihtiyacın olan tüm nimetleri önüne sunan tabiata düşmanlığın nedir?

Hayırdır gülüm sen böyle kendini tüm canlıların üzerinde görmeler… Bir ego, bir kibir… Her şey benim hizmetime sunulmuş havalarında gezmeler falan.

İşte tam da burada Albert Einstein’nin şu sözleri çok yerinde olacaktır:

“İnsanoğlunun en büyük zaafı, dünyanın kendi etrafında döndüğünü sanması. Hatta bütün yiyecekleri, hayvanları ve doğayı kendine sunulmuş bir nimet sanıyor. Evren dediğimiz bütün içerisinde, kendisini diğer canlılardan ayrı tutuyor. Çevreyi istediği gibi kullanıyor. Yıkıyor, yok ediyor.”

Şimdi sana acı bir gerçeği söyleyeceğim, sevgili insan. Dünya senin etrafında dönmüyor. Sen hiçbir canlının üzerinde değilsin! Kedinin, köpeğin, kuşun, kuzunun, tırtılın, çiçeğin, ağacın ve daha sayamayacağım birçok canlının değerleri senin değerinin altında değil. Hiçbir canlı sana hizmet için yaratılmadı. Senin doğaya hükmetme yetkin yok. Çevreye ve diğer canlılara bu saygısızlığı yapma hakkın yok. Benim ve diğer canlıların yaşam alanlarına çöplerini ve atıklarını atma cesaretini kendinde bulma hakkın yok. Senin tek üstünlüğün, ahlâk değerlerinin olmasıdır. Görseldeki çiçeklerin yanında görülen atıkları doğaya atanlarda ahlâk ve eğitim eksikliği şüphe götürmez bir gerçektir. Belediyeler caddelere çöp konteynerlerini ve geri dönüşüm kutularını çevre düzenine güzellik katsınlar diye yerleştirmiyorlar, sevgili insan. Bununla beraber belediyede çalışan temizlik işçilerine de böyle bir hakarette bulunamazsın. Bu hakaret değil de nedir? Doğayı bu kadar acımasızca kirleten ve bizimle beraber diğer canlılara böylesine zarar veren şahıslara karşı umarım bakanlıklarımız ciddi ve caydırıcı önlemler alır. Çünkü bu gibi nahoş görüntülere güzel Ada’nın her gün ve hemen hemen her yerinde tanık oluyoruz. Bir de yerlere tüküren maganda kardeşlerim, kağıt mendil diye bir şey duymadınız mı siz?

Sanat eseri görmek istiyorsan doğanın rengine bakmanız yeter. Bizler bu sanat eserinin içinde yaşıyoruz ve onu korumak, sahip çıkmak hepimizin en mühim insanlık görevidir.

Güzelliklere çirkinliğini bulaştırma, insan!

Bu haftaki kitap önerim:  Konstantiniyye Oteli / Zülfü Livaneli

Zülfü Livaneli’nin şarkıları gibi okurken keyif alacağınız bir başucu romanıdır diyebilirim.

“Kitap, tam bir senfonik roman…”

Prof. Onur Bilge Kula.

Etiketler

Diğer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı