Güneydeki mallarımız için AHİM’e gideceğiz!

Güney Kıbrıs’ta Yüksek Mahkeme’nin bir kararı, bizim de Louzidou kararına benzer bir davamız olmasını sağladı.

Serhat İncirli-

Barutçuzade Ahmet Vasıf Efendi Vakfı, Güney Lefkoşa’daki bir mülkünün bedelsiz kullanıldığı ve kirasının vakfa ödenmesi talebiyle dava açtı. Dava önce alt mahkemede, geçtiğimiz günlerde ise Yüksek Mahkeme’de reddedildi.

Davada vakfı temsil eden Kıbrıslı Türk avukat Murat Metin Hakkı, “Bu dava Kıbrıslı Türkler için “Loizidou v Türkiye” davasının önemine haizdir. Bu kez sanık sandalyesinde Rum hükümeti olacak” dedi.

Haberci’ye konuşan Hakkı, “Türk malları ile ilgili mevzuat ve denetim mekanizmasının uluslararası hukuka uygunluğu sorgulanacaktır. AİHM yolu açıldı. İç hukuku esaslı şekilde tüketen ilk dava olarak AİHM’e hazırız. Dava AİHM’de kazanılırsa onlarca benzer dava açılacak ve Rum hükümeti de uzun vadede bizdeki TMK (Taşınmaz Mal Komisyonu) benzeri bir mekanizma kurmaya zorlanabilecektir” dedi.

AİHM’ye hiç gidemedik!

1980 ve 90’lı yıllarda Rum Yüksek Mahkemesi Türk malları konusunda hak sahipleri aleyhine pek çok olumsuz karar verdiğini hatırlatan Hakkı, “Ancak tam anlaşılamayan bir biçimde bu davaların hiç biri Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşınmadı. 2010 senesinde Nezire Adnan Sofi isimli bir Türk, Rum tarafında Türk malları ile ilgili bir etkin iç hukuk yolu olmadığını ileri sürerek doğrudan Strasbourg mahkemesine başvurdu. AİHM bu davayı pilot dava olarak gündeme aldı, o kadar” diye ekledi.

Vasi sıfatıyla bakanlık “idare” ediyor

Hakkı şunları anlattı:

“… Bu aşamada Rum hükümeti Türk mallarının idaresini mutlak bir şekilde “vasi” sıfatıyla İçişleri Bakanı’na devreden 139/91 sayılı yasada bazı tadilatlar yaptı ve AİHM’e Türk mallarıyla ilgili olarak İnsan Hakları Sözleşmesi hükümlerinin uygulanacağı taahhüdünde bulundu. Rum makamları bu malı aynen Loizidou v  Türkiye örneğinde olduğu gibi bedelsiz kullanıyordu. Vakıf (Barutçuzade Ahmet Vasıf Efendi Vakfı adına Mütevelli İnci Hakkı) bu durumun “de facto” kamulaştırma olduğu iddiasındadır. Ve mahkemeye başvurmuştur. Dava iptidai bir itiraz yolu ile 2012’de düşürüldü.

Vakıf malın 1974’te terk edilmediği cihetle 139/91 sayılı yasa kapsamında olmadığını iddia etti. Alt Mahkeme bu argümanı reddetti. Alt Mahkeme 139/91 sayılı yasa kapsamındaki tüm mallarla ilgili olarak Rum İçişleri Bakanı’nın kayıtlı mal sahibinin “tüm mutlak yetkilerine” sahip olduğuna ve böylelikle sadece bakanın davacı ve/veya davalı olabileceğine hükmetti. Yüksek Mahkeme geçtiğimiz günlerdeki kararıyla bu yaklaşımı onadı. Bakan halen Elektrik Kurumu’na malın vasisi sıfatıyla kira tahsilatı için dava açmış değildir. Yüksek Mahkeme, bir malın Bakanın vesayeti altında olması için hak sahibi Türk’ün “işgal bölgelerinde” yaşıyor olmasının yeterli olduğunu vurguladı.”

6 ay içinde AİHM’e başvurulacak

Hakkı, şunları ekledi:

“Dava açma ehliyeti reddedilen ve Evkaf tarafından mütevelli olarak atanan kişinin diğer davalarının da düşmesi beklenmektedir ve AİHM’e 6 ay içinde başvuru yapacaktır. Larnaka, Limasol ve Baf Kaza Mahkemelerinde devam eden benzer davalarımı da AİHM’e taşımayı hedefliyorum.

Şimdiki rejimin (Güneydeki) adil yargılama ve mülkiyet hakkını genel olarak ihlal ettiği kanaatindeyim. Bu dava Kıbrıslı Türkler için “Loizidou v Türkiye” davasının önemine haizdir. Bu kez sanık sandalyesinde Rum hükümeti olacak”.

Etiketler

Diğer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı