Gündelik  hayatınızda lif alımını çoğaltın

Karbonhidratlar düşmanımız değil fakat et düşmanımız olabilir!

Lif hayatımızın her evresinde günlük sağlığımız, kronik hastalıklarda korumak ve iyi bir bağırsak fonksiyonu için elzemdir. Yüksek lif alımı ayrıca kardiyovasküler hastalıkların gözlemlenmesi ile ters orantılıdır yani yüksek lifli beslenen bireylerde daha az kalp ile ilgili rahatsızlıklar ortaya çıkmaktadır. Ana lif kaynağımız karbonhidratlardır, bunlar en başta meyve, sebze, tam tahıllar, kur yemiş ve kuru baklagillerdir.

İnsanoğlunun diyeti zaman içerisinde çok farklı aşamalardan geçmiştir, öncelikle avlayıcı ve toplayıcı olan insanoğlu  bu dönemde çok hareket daha az yemek uzun süren açlıklar ve toplanan kuru yemiş ve ağaçtaki meyvelerden ve yemişlerden yüksek lif içeren bir diyette sahiptiler, daha sonra tarıma dayalı bir beslenme yani tahılların ve baklagillerin hayatımıza girmesi ile yine yüksek lif ama karbonhidratlarda artış gözlemlense de yine doğal bir beslenme tarzı mevcuttu fakat  en son ise modern teknolojinin bize sunduğu fabrikasyon yani işlenmiş ve hazır gıdaların sıkça tüketildiği bir çağa girmişken, ne yazık ki doğal gıdalardan ziyade paket ve ambalajlı uzun ömürlü, hızlı ve pratik gıdaya yönelme eğilimi zaman ile çoğalmıştır ,bununla beraber daha az lif tüketimi taze meyve,sebze, tahıl ve baklagiller gibi yiyeceklerin yerini içinde çok katkı maddesi, şeker, tuz ,işlenmiş ve lifi ayrışılmış unlardan yapılmış hazır gıdalar sofralarımızda yerini almaya başladı.

Bununla beraber yediğimiz yiyeceklerin pratikliği artsa da yenilen yiyeceklerin besin kalitesindeki düşüş yüzünden bağırsak florasındaki değişimler ile sıkça belirli kronik hastalıklarda artış gözlemlendi, esas değişen yediğimiz karbonhidrat çeşidi ve şekli olmuştur, değişen diyet örüntüsü ile beraber bağırsak floramızda günden güne değişmektedir yani bağırsaktaki bakterilerin çeşitliliği ve yaşamaları bizim yediklerimizde etkilenmektedir, daha az lif içeren bitkisel besinler, fermente gıdalar ve daha fazla et tüketimi özellikle bağırsak hastalıkları, enflamatuvar hastalıklar ve bağırsak kanseri sıklığı artan hastalıkların başında gelmekte  diyebiliriz.

Avlayıcı ve toplayıcı zamanında bile et yenilse de, günümüzde tüketilen et miktarın ve yeme sıklığının yanına bile yaklaşılmıyordu son dönemde önerilen beslenme modelinde ayda bir insanoğlunun kırmızı et tüketmesi gerektiği veya günde maksimum 30 gr kadar kırmızı et tüketilmesi gerektiği  ve yine tahıl ve kuru baklagiller dayalı bir beslenme modeline yer vermesi gerektiği açıklanmıştır.

Yüksek lifli karbonhidratları tercih ederseniz midenin boşalmasını geciktirdiğinden daha uzun tokluk  hissi sağlar ve kilo kontrolüne yardımcı olur. Özellikle kurubaklagil, tahıl, meyve ve sebzeler bağırsak hareketliliğini sağlamak için elzemdir, karbonhidratlar bizim temel lif kaynağımız olup günlük alınması gereken 30- 35 gr lifi sağlayarak bağırsak floramızı korur orda yaşayan mikrobiyota (bağırsak bakterileri)ni besler ve denge sağlayarak bağırsağımızda bulunan bağışıklık sistemimizi korur-bağırsak %70 bağışıklığımızı oluşturan hücrelerden oluşmuştur, buradan çıkaracağınız sonuç sadece protein içeren bir diyet lif den fakir olduğundan hem böbrek hem karaciğeri zamanla yorarken, uzun dönemde bağırsak florasını bozarak kronik hastalıklara zemin hazırlayarak uzun dönem sağlık sorunlarına yol açabilir.

Sadece yüksek hayvansal gıdalarla beslenmek size fazla doymuş yağ, fazla kötü kolesterol ve bağırsakta bakteriler tarafından yenilen hayvansal proteinlerden yan ürün olarak oluşturdukları fazla  (TMAO) Kardiyovasküler hastalıklarına zemin oluşturur.

Etiketler

Diğer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı