Fotoğrafçı babanın fotoğrafçı kızı

Merhum fotoğrafçı Öztan Özatay’ın Kıbrıs’ta başlattığı fotoğrafçılık serüveni şimdilerde çocukları tarafından daha ileri noktalara taşınıyor. Haberci Magazin olarak bu hafta Buket Özatay’ın misafiriydik.

21 Ağustos 2019 - 10:31

Onur Ersoy –

Özatay ailesinin en büyük çocuğu olan Buket Özatay, Amerika Birleşik Devletleri’nde İşletme ve Pazarlama alanında lisans eğitimi aldıktan sonra Kıbrıs’a dönerek, özel sektörde çalışma deneyimi ile iş hayatına atıldı. Buket Özatay, ilk zamanlar baba mesleği olan fotoğrafçılığı hiç düşünmemişti.

Ülkede o yıllarda çok fazla iş alanı yoktu. Bir dönem küçük çocuklara İngilizce dersi veren Buket, daha sonra bir bankada çalışmaya başladı. Bankada 1 ay çalışabilen Buket, daha sonra baba mesleği olan fotoğrafçılığa istemeye istemeye başladı.

Bu alanda kendini geliştirmek için kurslar aldı. Daha sonra kardeşlerinin de şirkete katılması ile yeni şube açmaya karar verdiler. Aile şirketi günden güne gelişti ve büyüdü. Digital teknoloji olmadığı için bu alanda çok büyük ihtiyaç ve gereksinim vardı.

Buket Öztay şöyle anlatıyor fotoğrafçılık serüvenini;

“90’lı yıllarda teknoloji şu anki gibi gelişmemişti. Digital teknolojinin gelişmemiş olması fotoğrafçılığı daha fazla ön plana çıkarıyordu. Şimdi modern cep telefonlarının çıkması ile birçok kişi fotoğraf baskısı yapmıyor. Bu durumu gelecek nesiller için bir kayıp olarak görüyorum. Teknoloji çok hızlı ilerliyor. 20-30 yıl sonra şu anda çekilen fotoğraflara kimse erişemeyecek. USB ve HARD DİSK gibi harici depolayıcıların bir süre sonra hata verip bozulabileceği için fotoğraf için bir arşiv oluşturamayacağını düşünüyorum. Bir fotoğraf en az 100 sene bozulmadan saklanabilir ve gelecek nesillere de aktarılabilir. O nedenle kişiler hatıralarını saklamak isterlerse bunu fotoğraf baskısı ile daha sağlıklı yapabilirler.”

Merhum Öztan Özatay çocukları ile birlikte Özatay Fotoğrafçılıkta bir arada görülüyor.

“Babam ilk videoyu getiren kişiydi”

“Babam genç yaşta fotoğrafçılığa başladı. Ailesini Baf’ta bırakarak Lefkoşa’da teyzesinin yanında kalmaya başladı. Lefkoşa’da genç yaşta iş hayatına atıldı. Ermeni fotoğrafçı Tilbiyan’ın yanında çırak olarak işe başladı. Tilbiyan aynı zamanda Kodak acentliğini de yapıyordu. 1974 yılına kadar Tilbiyan’ın yanında çalıştı. Babam daha sonra fotoğraf makinesi satın alarak kendi işini yapmaya, özel işler almaya başladı. Özellikle okul yıllarında çektiği fotoğrafları ise Tilbiyan’da bastırarak para kazanırdı. Savaş döneminde hemşirelik de yapan babam, savaştan sonra icra memuru olarak işe girdi.  3 yıl sonra icra memurluğunu da bırakarak 1978 yılında ilk stüdyosunu açtı. O dönem videokaset ve videoyu ilk Kıbrıs’a getiren kişiydi. Video sinemacılığın yeni versiyonu olarak anılırdı. O yıllarda babam Öztan Özatay tarafından Video Kulübü de kurulmuştu.”

“20 yıla birçok başarı sığdırdım”

İlk zamanlarda baba mesleğine ısınamayan Buket Özatay daha sonra fotoğrafçılık mesleğini sevmeye başladı. Bazı dergi ve araştırma kitapları tarafından çağdaş anlamda Kıbrıs Türk fotoğraf tarihinin ilk kadın fotoğraf işletmecisi olarak gösterilen Özatay,  bir süre sonra fotoğrafçılığın sanatsal yönüne ilgi duymaya başladığını ve sanatsal fotoğraflar çekmeye yöneldiğini söylüyor.

“Devlet Fotoğraf Yarışması’nın bu yıl 28’incisi düzenlendi. Ben bu yarışmaya 7. yılından itibaren katılıyorum. İlk ödülümü 2000 yılında aldım. 2001 yılında yine ödüle layık görüldüm. Devlet fotoğraf yarışmalarında ödül alan ilk kadın fotoğrafçıyım. 28 yıllık Devlet Fotoğraf Yarışması tarihinde en çok ödül alan kişiyim. Bu benim için adeta gurur kaynağı.”

“Uluslararası yarışmalarda da Kıbrıs Türkü’nü temsil ettim”

“Sanatsal anlamda 2013 yılında uluslararası fotoğraf yarışmalarına katılmaya başladım. Güney Kıbrıs’ta düzenlenen en büyük fotoğraf yarışmasında birincilik ödülü aldım. Güney Kıbrıs’ta ilk birincilik alan Kıbrıslı Türk olma özelliğini de taşıyorum.

Merkezi Fransa’da olan ve UNESCO tarafından tanınan Uluslararası Fotoğraf Sanatı Federasyonu (FIAP) tarafından verilen en yüksek unvan seviyesine ulaşan ilk ve tek Kıbrıslı Türk fotoğrafçıdır. Ayrıca ada genelinde en yüksek unvan seviyesine ulaşan ilk ve tek kadın fotoğrafçıyım…”

 “Kardeşlerim Özfer ve Özhan’ın katılımı ile büyüdük”

“Babamın ardından benim şirkete katılmam ile işleri genişleyen şirkete daha sonra erkek kardeşim Özfer katıldı. Özfer Amerika’nın Kansas Üniversite’sinde İşletme ve Missouri Üniversitesi’nde ekonomi dalında yüksek lisans eğtimini tamamladı. Özfer’in de katılması ile yeni bir şube daha açtık ve büyük, küçük elektronik cihazlar getirmeye başladık. Okul döneminden itibaren babama yardımcı olan küçük kardeşim Özhan ise Yakın Doğu Üniversitesi İletişim Bölümü’nden mezun olduktan sonra tam zamanlı olarak şirkete dahil oldu ve güzel bir aile şirketi oluşturmuş olduk.

Özhan’ın katılımının ardından 1 yıl sonra babamı kaybettik. Bu durum bizi derinden etkiledi. Babamın eksikliğini hissettirmemek için 3 kardeş olarak işimize sıkıca sarılarak babamdan kalan mirası daha iyi noktalara taşımak için gece gündüz demeden çalıştık.”

“Öztan Özatay Fotoğraf Yarışması’nı başlattık”

“Babamın ölümünün birinci yılında onun adını gelecek nesillere taşımak ve Kıbrıs Türk fotoğraf sanatına katkı yapmak için 2009 yılında Öztan Özatay Fotoğraf Yarışması’nı başlattık. Bu yarışma Devlet Fotoğraf Yarışması’nın ardından ikinci geleneksel yarışma oldu. 2019 yılında 11.si gerçekleşen Öztan Özatay Fotoğraf Yarışması 11 yıldır ülkemizde hem fotoğraf hem fotoğrafçı bazında en çok katılımlı fotoğraf yarışması konumundadır. Bu durum bize büyük gurur ve onur veriyor. Kanser hastalığından dolayı kaybettiğimiz babamızı bu yarışma ile ölümsüzleştirip, yarışmadan elde ettiğimiz geliri de Kemal Saraçoğlu Lösemili Çocuklar Vakfı’na bağışlıyoruz. Düzenlediğimiz yarışma en çok katılımlı fotoğraf yarışması olarak da öne çıkıyor.”

Etiketler

Diğer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı