Finlandiya gezimiz başlasın!

Tabii ki yolculuğun en başından başlamak kaydıyla.

Atina, Santorini, Türkiye’nin Akdeniz kıyıları, Kapadokya derken, son bir kaç yıl içerisinde, “iş – gezi – tatil” üçgeninde yeni bir adrese geldim.

Finlandiya…

Size üç – beş gün Finlandiya’yı anlatacağım.

Tabii ki yolculuğun en başından başlamak kaydıyla.

-*-*-

Beni tanıyanlar bilir, 1 metre 90 santimetreden sıfır topuk lastik ayakkabı ile 2 santim kısayım.

Ama yeni aldığım, tabanları kalın ayakkabılarımla, 1 metre 90 santimi aştım.

Tam 23 senedir rejim yapıyorum.

Ve 133 kilonun altına düşemedim.

Kısacası, kibarca kiloluyum, argosuyla şişkoyum.

-*-*-

Dedemin lakabı, Rumca’da dev anlamına gelen “Dragos”tu. Rago derlerdi.

Ben gerçek bir dev gibiyim!

Kime göre?

Türk Hava Yolları’na göre!

-*-*-

Bilemiyorum, bu koltuk aralıklarını kime göre ayarlamışlar ama dün Boeing 737 – 8 model bir uçağa bindim; anamdan emdiğim süt, burnumdan geldi. İki büklüm 4 buçuk saat yolculuk yaptım.

-*-*-

Ercan’dan uçağa bindik. İstanbul Havaalanı aktarmalı, Helsinki’ye gideceğiz.

Ercan’da görevli arkadaşlarımdan ricamdır; Türk standart erkeği ufak tefek midir değil midir bilemem ama bana göre ceket bile yok Türk mağazalarında yani.

Bilet kontrolü yapan arkadaşlar, benim gibi “ayı” tiplere, eğer kanat üzerinde geriye de yatmayan, sabitlenmiş koltuğu verirse, ayı kardeşlerimin yandığı gündür.

Ben dün resmen yandım!

İstanbul – Helsinki arasındaki yolculuk, işkence ötesiydi.

-*-*-

Helsinki’ye neden geldim?

The Matka Nordic Travel Fair adlı Kuzey Avrupa’nın en büyük turizm fuarını izleyeceğim.

KKTC Turizm ve Çevre Bakanlığı, Kıbrıs Türk Seyahat Acenteleri Birliği, Kıbrıs Türk Otelciler Birliği, bir özel ilgi turizmcimiz, bir tercüman ve bir de gazeteciden oluşan küçük bir ekibiz.

Ayranımız yok, atla geldik gibi bir durum ama olsun; yılmak yok, dönmek yok, uçak da yok ama tanıtım için ellerinden geleni yapacak olanların ne yaptıklarına ben de tanık olacağım.

-*-*-

Geri dönüyorum.

İstanbul Havaalanı’nı anlatmadan geçemeyeceğim!

Görkemli.

İhtişamlı.

Koskocaman.

Mükemmel.

Lüks.

Pahalı.

Ama, olmaz böyle bir itibar!

Etkilenmemek elde değil!

-*-*-

Ammmmaaaaa…

Avrupa’ya mı gidiyorsunuz?

Ki biz çok sık Londra yapan bir ırkın ahfadıyız!

Bu havaalanından gidecekseniz, aktarılacaksanız, bir kaç ay önce, Mehmet Bolkan hocam size antrenman yaptırsın, kondisyonunuz yetmeyebilir.

-*-*-

Uçaktan iniyorsunuz, 20 – 25 dakika yürüyorsunuz; sonra “transfer dış hatlar” denilen noktada, sizi dayanıklılık kursuna sokuyorlar!

En az 45 dakika bekledik!

Yanınıza fazla el çantası – benim gibi lap top çantası ve pardösü falan aldıysanız, yine yandınız!

Kan ve ter içindesiniz!

Ama bir daha söyleyeyim, çok ihtişamlı bir şey!

-*-*-

Londra’ya veya Avrupa’ya gidecekseniz, bence Larnaka ve Baf çok daha uygundur ki bu da ayrı bir siyasi tartışma konusu yaratır mı sizce?

Bir daha İstanbul aktarmalı Londra veya Avrupa yapmam!

Resmen eziyet!

Bu sorunu çözmek lazım!

Bor osunu aşmak lazım!

-*-*-

İstanbul Havaalanı’ndan bir daha bahsetmekten kendimi alamıyorum.

Mühendis değilim ama bir normal vatandaş olarak, bu yapılanın şaheser olmadığını söylersem, kendi kendime de yalan söylemiş olurum inancındayım.

Bu havaalanında kullanılan elektriği düşünüyorum beklerken.

KKTC ahalisi 3 ayda bu havaalanının 24 saatte tükettiğini bence tüketmez!

Bir büyüklük göstergesi; bir büyük devlet anıtı; bir büyük olay!

Ama söylediğim gibi, kullanmak zorundaysanız, antrenmanlı gelin, yürümekten gebereceksiniz!

-*-*-

İstanbul – Helsinki 3 saat bilemediniz 3 buçuk saat.

Helsinki’deyiz.

Çok soğuk.

Ama, her yıl bu zamanlar ülke bembeyaz olurmuş.

Bu sene değil.

Karanlık.

Çok kar yağdığı zaman, ortalık bembeyaz olduğu için, ışık miktarı da artıyormuş.

Bu sene yağmadı.

Sorduk, neden?

İlk yanıt: “Küresel ısınma!”…

Ama yine de bize göre felaket soğuk!

-*-*-

Seyahat Acenteleri Birliği’nden Erkan Kilim de bizimle birlikte.

Eski başkan.

Sohbet ediyoruz.

İlginç şeyler anlatıyor.

Turizmimizin ayağa kalkması aslında mevcut siyasi ortamda, imkansız gibi bir şey.

Anlattıklarından onu anlıyorum.

-*-*-

Mesela fuarda görecekmişiz; çok sayıda tur operatörü, Güney Kıbrıs’a paket turlar pazarlıyor.

Peki Kuzey Kıbrıs?

Tanımıyorlar!

Yapmıyorlar!

-*-*-

Peki niye geliyoruz bu fuara?

“Dibelik da ortalığı boş bırakmamak için” dersem, hatalı bir yorum yapmış olmam.

-*-*-

Finlandiya’nın Talin Havaalanı’ndan Baf’a 20 Euro kelle başı turist taşıyan tur operatörleri var. Yani masrafı 20 Euro. Gerisi kazanç.

-*-*-

Tanınmamışız, ulaşım sorunumuz çok büyük.

Hatta büyük derken yanlış söylemiş oluyoruz çünkü “ulaşım hiç yok!”…

-*-*-

Türkiye ne mi yaptı?

Türkiye’nin tanınmam tanınmama derdi olmamasına rağmen, bu ülkeden ama özellikle de mesela Rusya’dan, kendi turistini kendin getir gibi bir uygulamaya girişti.

Türk, tur operatörleri dev şirketlerle piyasaya girdi.

Mesela İskandinav ülkelerinde bir Detur var ki, charter charter üstüne!

Gelsin Antalya, gitsin Bodrum!

-*-*-

Tarifeli seferle turist getiremezsiniz.

Hiç bir turist, İstanbul’a inip saatlerce işkence çekip, akabinde de beş gün veya yedi gün için KKTC’ye gitmez.

Giden, özel ilgiciler, yürüyüşçüler, bisikletçiler, kiliseciler, camiciler, golfçüler bulabilirsiniz.

Bu konuya devam edeceğiz.

Jennifer Lopez

 

Jennifer Lopez. 50 yaşında. Amerikalı şarkıcı, oyuncu. Çok güzel kadın.

Etiketler

Diğer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı