Felaketler ve düşündürdükleri!

Örgüt sağlık hizmetleri yetersiz olan ülkelerde tehlikenin çok daha ciddi olabileceği uyarısını da bulunmuştu.

31 Ocak 2020 - 11:14

Tüm insanlığı etkileyebilecek potansiyele sahip tehditler her geçen gün daha da artıyor. Bir yanda dünyanın dört bir yanında korona virüsü salgını yayılırken, öte yanda yerküre beşik gibi sallanıyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün geçen yıl yayınladığı raporda dünyayı en çok tehdit edecek tehlikeler arasında pek çok hastalık çeşidi de bulunmaktaydı. Hatta rapor bunun sıralamasını bile yapmıştı; 3’üncü sırada genel grip salgını, 6’ıncı sırada Ebola ve diğer patolojik hastalıklar, 8’inci sırada aşı yapımının ihmal edilmesi, 9’uncu sırada Dengue ateşi (sivrisineklerden bulaşıyor) yer almaktaydı. Örgüt sağlık hizmetleri yetersiz olan ülkelerde tehlikenin çok daha ciddi olabileceği uyarısını da bulunmuştu.

Kısa bir süre önce Çin’de başlayan korona virüsü salgını küresel bir tehdit niteliğine bürünmüştür.  Sadece Çin’de 7bin kişiye bulaşan virüs için Dünya Sağlık Örgütü tüm dünyaya harekete geçme çağrısında bulunmuştur. Bu virüs şu ana kadar içerisinde ABD, Japonya, Tayland, Singapur, Vietnam ve Suudi Arabistan’da olduğu 16 ayrı ülkede görülmüş durumda. Muhtemel salgın tehlikesine karşı pek çok ülke havalimanlarında güvenlik önlemlerini arttırdı. British Airways, Lufthansa, SWISS ve Austrian Airlines Lion Air ve Seoul Air gibi uluslararası şirketler Çin anakarasına olan uçuşlarını ya askıya aldı ya da durdurdu. Çin’de 13- 15 Mart 2020 tarihlerinde yapılması planlanan Dünya Salon Atletizm Şampiyonası korona virüsü salgını nedeniyle ertelendi. Yani tüm dünya alarma geçmiş vaziyette…

Tüm bu gelişmeler yetmezmiş gibi bir de dünyanın farklı farklı noktalarında deprem sarsıntıları yaşanıyor. Türkiye (Elazığ, Manisa, Marmaris), Küba, Arnavutluk, İran, Taiwan, Pasifik Okyanusu, Mariana Adaları’nda peş peşe depremler gerçekleşti. Belize, Honduras, Meksika ve Cayman Adaları için tsunami uyarıları yapıldı. Dini, dili ırkı farklı onlarca insan hayatlarını, sevdiklerini ve evlerini kaybettiler. Geride kalanları ise deprem korkusu sardı. Aslında insanoğlu depremin kendisinden değil potansiyel sonuçlarından, ölmekten ve sevdiklerini kaybetme ihtimalinden korkuyor. İşte o zaman, depreme dayanıklı yapılaşmanın önemini anlıyor. Alınması gereken tedbirlerin alınıp alınmadığını sorguluyor! Tüm bu gelişmeler aslında insan hayatı ile ilgili iki önemli gerçekliği tokat gibi yüzümüze çarpıyor. Bir tanesi insan hayatının ne kadar pamuk ipliğine bağlı olduğu, diğeri ise hayatın her an’ının ne kadar kıymetli olduğu kuşkusuz…

Eskiden tüm savaşlara ve doğal felaketlere rağmen insanoğlu daha güvenli bir yerde yaşadığını düşünüyordu ama artık bu değişti.  İnsanoğlunun sonunu getirecek hem günlük yaşamdaki tehlikeler hem de küresel tehditler giderek çeşitlendi ve çoğaldı. En azından insan eliyle yaratılan kötülüklerin ve felaketlerin önüne geçebilmek ancak dünya insanlarının bilinçlenmesi, ihtiraslarından kurtulması ve dayanışma kültürünü geliştirmesi ile mümkün olacaktır. Bu da insan hayatının  ve insan sevgisinin en yüce değer olduğu şiarının benimsenmesiyle mümkündür. Polyannacılık bu yaklaşımın; mantıktan yoksun derseniz! Ben de o vakit derim ki; o zaman insanoğlu için felaketler zinciri daha yeni başladı!

Etiketler

Diğer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı