Eski Başmüzakereci Ergun Olgun, Cumhurbaşkanlığı ile KKTC Dışişleri Bakanlığı arasında koordinasyon sorunu bulunduğunu belirterek, bu durumun devlet içerisinde kabul edilebilir olmadığını ve çözüm bulunması gerektiğini söyledi.
Kıbrıs TV’de konuşan Olgun, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın kişisel özelliklerine ilişkin değerlendirmelerde bulunurken, müzakere sürecinde Cumhurbaşkanlığı ile KKTC Dışişleri Bakanlığı arasındaki koordinasyon sorununa dikkat çekti.
Olgun, Cumhurbaşkanı Erhürman’ın ikna kabiliyeti yüksek ve sabırlı bir siyasetçi olduğunu belirterek, bu özelliklerin müzakere masasında tersine sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.
“Devlet içerisinde olabilecek bir şey değil”
Cumhurbaşkanlığı ile KKTC Dışişleri Bakanlığı arasında yeterli koordinasyon bulunmadığını savunan Olgun, bu durumun çözülmesi gerektiğini vurguladı.
Olgun, “Cumhurbaşkanlığı ile KKTC Dışişleri arasında koordinasyon yok. Bu devlet içerisinde olabilecek bir şey değil. Bunun muhakkak surette bir yolunun bulunmasına ihtiyacı var” ifadelerini kullandı.
Olgun’un açıklamaları, Kıbrıs sorununda yeni bir diplomatik hareketlilik yaşanırken Cumhurbaşkanlığı ile hükümet ve Dışişleri arasındaki koordinasyon tartışmasını yeniden gündeme taşıdı.
“BM umut pompalayarak varlığını sürdürüyor”
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in yılsonunda görev süresinin dolacağına işaret eden Olgun, bundan sonraki dönemde Genel Sekreterin adadaki kişisel temsilcisinin durumunun da belirsiz hale geleceğini söyledi.
Birleşmiş Milletler’in Kıbrıs sorununda bugüne kadar somut bir başarı elde edemediğini savunan Olgun, kurumun buna rağmen adadaki varlığını sürdürdüğünü ileri sürdü.
Olgun, “Genel sekreter yılsonu gidiyor. Ondan sonra Adadaki kişisel temsilcisinin de durumu belirsiz olacak. BM esasında bugüne kadar bir şeyi başarmış değil ama umut pompalayarak buradaki varlıklarını sürdürüyorlar” dedi.
“Türkiye’nin güvenliği, Kıbrıs’ın güvenliği”
Ergun Olgun, Kıbrıs sorununu yalnızca müzakere süreci üzerinden değil, Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu bölgesel güvenlik tablosu üzerinden de değerlendirdi.
Türkiye’nin İsrail kaynaklı gelişmeler, Suriye meselesi ve bölgedeki çeşitli girişimlerle karşı karşıya bulunduğunu belirten Olgun, Türkiye’nin hem Suriye’de hem de Kıbrıs’ta caydırıcılığa ihtiyaç duyduğunu ifade etti.
Olgun, Türkiye’nin güvenliğinin Kıbrıs Türk halkı açısından da hayati önem taşıdığını belirterek, Kıbrıs Türk tarafının yalnızca Türkiye’den güvenlik ve destek bekleyen bir konumda değerlendirilmemesi gerektiğini savundu.
“Kıbrıs Türkünün de sorumlulukları var”
Türkiye ile Kıbrıs Türk halkı arasındaki ilişkinin karşılıklı sorumluluklar temelinde görülmesi gerektiğini ifade eden Olgun, Türkiye’nin güvenliğinin Kıbrıs Türk halkı açısından önem taşıdığını söyledi.
Olgun, “Türkiye’nin Suriye için de Kıbrıs için de caydırıcılığa ihtiyacı var. Türkiye’nin güvenliği bizim için son derece önemli. Nasıl ki anavatan Türkiye’nin Kıbrıslı Türklere karşı sorumlulukları var. Aynı şekilde Kıbrıs Türkünün de sorumlulukları var” ifadelerini kullandı.
Olgun, Türkiye’nin bölgesel ölçekte bir kuşatma girişimiyle karşı karşıya olduğunu savunarak, bu koşullarda Kıbrıs’taki stratejik cephenin güçlü tutulması gerektiğini belirtti.
“Akdeniz bir kurtlar sofrası”
Doğu Akdeniz’de giderek karmaşıklaşan askeri, enerji ve jeopolitik rekabete dikkat çeken Olgun, Türkiye ile Kıbrıs Türk tarafının ortak politika üretmesi gerektiğini vurguladı.
Olgun, “Kıbrıs’taki cephenin sıkı tutulması lazım. Akdeniz bir kurtlar sofrası. Sopanız olmazsa açıkta kalırsınız. Türkiye ve Kıbrıs Türkünün birlikte ortak politika üretmeye ihtiyacı var” dedi.
Olgun’un değerlendirmelerinde, Kıbrıs Türk tarafının müzakere ve dış politika alanında devlet kurumları arasındaki koordinasyon sorununu çözmesi ve Türkiye ile Kıbrıs Türk tarafının Doğu Akdeniz’de ortak bir siyasi ve stratejik hat oluşturması gerektiği vurgusu öne çıktı.
