Epik tiyatro, hükümet ve kahramanlık

Uzun süreli olduğu düşünülen bazı planların, aslında kaostan “seçeneksizlik” yaratmak noktasına gelmesi ve bunun için “kıyma makinelerinin kurulması” fikri bugün ülkemiz siyasetinin içinde olduğu “kaliteli insan harcama” eğiliminin en çirkin yüzünü ortaya çıkarıyor.

Gündemde hükümet değişikliği söylentileri var.

Birileri hükümet düştü düşecek derken, Başbakan Yardımcısı Sayın Özersay da, “Hükümet görevinin başında” diyor.

Prof. Özersay’ın ülkenin gizliliğe en önem veren kurumu olan Müzakere Heyeti’nde çekirdekten yetişme bir diplomat olduğunu göz önüne alırsak, Özersay’ın açıklamasından en azından benim anladığım, anlık bir fotoğrafı ortaya koyduğudur.

Hükümetteki partilerden biri 2020’de yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile doğrudan alakalı. Bir diğer partinin bir kesimi ise içi hesaplaşmalarında 2020 Cumhurbaşkanlığı seçimini bile bir araç haline getiriyor. Bu açıdan bakarsak,  hükümetin ana sorununun her şeyden çok, bu iç gerilime ne kadar süre dayanabileceği bilmecesi olduğunu anlamak gerekmektedir.

Gerçeğin arkasındaki gerçek ve brecht

Bugün gelinen noktada dışarıda bir suçlu aramaktan çok, hükümetin içeride oluşan bu baskı ve denge etrafında şekillenmek zorunda kalacağını anlamak için çok da düşünmeye gerek yok.

Ünlü tiyatro kuramcısı Brecht’in estetik anlayışının en önemli parçalarından biri de “Mesel Çalışması” denilen süreçle “gerçeğin” arkasındaki gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır.  Şöyle açıklayalım, elma ağaçtan düşer, bu bir gerçektir ama bunun arkasındaki “gerçek” yer çekimi yasasıdır.

Söz konusu siyaset olunca bu “gerçek” gerçeği açıklamak ve ortaya koymak aslında siyaset bilimcilere  düşmektedir fakat yine de naçizane bir katkı olarak yaklaşımımızı anlatmak da kaçınılmazdır.

Anlaşılırlığa Kadar Anlaşılmazlığın Yığılması

Bugün hükümet meselesinin yine Brechtçi bir yaklaşımla “anlaşılırlığa kadar anlaşılmazlığın yığılması” ya da marksist terimlerle söylersek “nicelikten-niteliğe” dönüşmesinin arkasındaki ana sebebi doğru okumak gerekmektedir. Aynı zamanda sebebler ile sonuçlar arasında değiş tokuş etmemek lazımdır.

Bugün masaya konan protokol meselesi bir sebep midir? Bir sonuç mudur?

Dün ne Oldu ki bugün bunlar oluyor

Özellikle 2016 yılından beridir Türkiye ile oluşturulacak bir işbirliği zeminini “eylemlilik” alanına sürükleyip, el altından veya açıkça destekleyen kurum, kuruluş veya makamlarca, Şubat 2018’de kurulan dörtlü koalisyon hükümetini bu gerçekçi olmayan zemine çekmeye çalışıyor olduğu iddiası, “şüyuu vukuundan beter” bir hal alıyor.

Uzun süreli olduğu düşünülen bazı planların, aslında kaostan “seçeneksizlik” yaratmak noktasına gelmesi ve bunun için “kıyma makinelerinin kurulması” söylentileri ise bugün ülkemizin siyasetinin içinde olduğu “kaliteli insan harcama” eğiliminin en çirkin yüzünü ortaya çıkarıyor.

Elbette yaz gelirken, hem bölgemizi, hem ülkemizi hem de yakın coğrafyamızı çok şey bekliyor. Bu aşamada alacağımız kararlar ve takınacağımız tavırlar çok kritik olacaktır.

Önümüzdeki günlerde bu konuya daha fazla eğilip daha fazla görüş paylaşmak zorunda kalacağız, bu yüzden şimdilik konuyu burada bırakalım.

Etiketler

Diğer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı