“En büyük kazığı milletimden yedim”

Con Aziz… Johnny the Turk! 85 yaşındaki Aziz Kent…  Kuzey Kıbrıs’ın 50 yıllık vizyonsuzluğun kurbanı olduğunu söyledi ve kendisine yapılan haksızlıkları anlattı...

12 Eylül 2019 - 08:54

Gizem Özgeç –

Con Aziz… Johnny the Turk… Aziz Kent…  Şimdi 85 yaşında… Ancak hala konuşuyor, yazıyor, düşünüyor bu ülke adına… Dillirgalı oluşuyla ömür boyu gurur duyan, bu ülkeye ilk oteli kazandıran,  Aziz Kent…  Kıbrıs savaşında da mücadele etti, Kuzey Kıbrıs’ta ayakta kalabilmek için de… Savaşta vuruldu, yanında arkadaşları öldürüldü… Bu adanın en zor zamanlarında, sendikacılığa bile soyundu…  Sonra yolu İngiltere’ye çıktı ve çok zengin bir adam oldu… Ama Kıbrıs sevdası hiç bitmedi… İngiltere’de bulaşıkçılıkla başlayan hikâyesi bir krallığa dönüştü…  Kısa sürede İngiltere’de birçok şeye sahip oldu… İngiltere’nin kalbi Londra’da, eğlencenin tam da merkezi Soho’da işletmeler açtı…  Sonra bir gün adaya geri dönmeye karar verdi… Hayali; Kıbrıs için güzel bir şeyler yapmaktı…  Ve KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı rahmetli Rauf Denktaş’tan bu konuda yardım istedi. Kıbrıs’a turizm yatırımı yapmaya kararlıydı… Öldürülmeyi dahi göze alarak Girne’de bir otel açacaktı… Ve bunu yaptı da… Aziz Kent, Laptalı Türklerden aldığı arazi üzerine 1969 yılında Celebrity Otel’i inşa etti. Ancak Con Aziz, bugün geriye dönüp baktığında derin bir ah çekerek, “Ben en büyük kazığı kendi milletimden yedim” diyor… İşte Aziz Kent’le gerçekleştirdiğimiz röportajdan ortaya çıkanlar… 

“ZAVALLILIĞA TERK EDİLEN DİLLİROLAR…”

HABERCİ: Uluslararası Dillirgalılar Derneği’ni kurdunuz… Ondan başlayalım, en yeni gelişme olarak… Neyin mücadelesini vereceksiniz…

AZİZ:  Dillirgalıları o kadar mağdur ettiler ki zamanında ve zavallılığa terk ettiler dağların içinde… En kötü işlerde çalıştırdılar. Bu insanlar o kadar baskı altındaydı ki… Birlik, beraberlik ve dayanışma adına, Kıbrıs Türkü’ne ne kadar daha yardımcı oluruz diye yola çıktık. Bütün dünyada Dillirgalı insanlar vardır ki,  profesörler de, doktorlar da ve daha nice nitelikli insanlar… Bu insanlarla birlikte çalışacağız. Ben geldim 85 yaşına…  Hala çalışmaya azmim var…  Ben artık sizin için çalışacağım kendim için değil. Gençlik için çalışacağız.

“BİZE KENDİMİZDEN DAHA FAZLA KİMSE ZARAR VERMEDİ”

HABERCİ:  Bu ülke için savaştınız, yatırımlar yaptınız…  Bugün geriye dönüp baktığınızda nerede hata yaptık? Nedir sizi üzen?

AZİZ:  Bizim idarecilerimiz bir adamı işe koyacağında eğitmiyor, eğitime önem vermiyor… Hiç eğitim yok. Sendikacıları alsınlar, her hafta eğitim versinler.  Kamuda çalışanlar da, sendikalar da hatta sivil toplum örgütleri de eğitime tabi tutulmalı. Biz zaten baştan yaralı bir toplumuz… Ama yalnız bedenen ve kurşunlarla değil kafadan yaralandık…  Bizim kendi kendimize verdiğimiz zararı ne Avrupa Birliği ne de Rumlar verdi… Biz birlik olacağımıza birbirimizden uzaklaştık. En büyük hatayı da burada yaptık. Ben biliyorsunuz Ticaret Odası’nın asbaşkanlığını yaptım. Kalkınma Bankası’nın kurulmasına sebep oldum. Ve yönetim kurulunda da 3 sene asbaşkanlık yaptım… Otelciler Birliği’ni ben kurdum. Otelciliği ve Gazino işini ben başlattım. Hala daha 2 kuruluşun da fahri başkanıyım. Bizim eğitilmiş insanlardan eğitim almamız lazım.  Eğer bir kişi kendi egosunu tatmin edecekse, 5-10 kişiyi memnun edecekse ve binlerce kişiye de zarar verecekse ben karşı çıkarım. Çünkü bunlar politikacı değildir…

“EN BÜYÜK KAZIĞI MİLLETİMDEN YEDİM…”

HABERCİ: Siz hep milliyetçi kimliğinizle de bilindiniz… Büyük kavgalar verdiniz… Bazen şöyle hissediyor musunuz? “En büyük kurşunu bana KKTC sıktı diye…”

AZİZ: Hem de çok… Beni o şekilde vergilendirdiler sanki bir yabancıydım, bir düşmandım… Ben bu ülkede bir sürü şeye öncülük yaptım. Bu kadarını bu devletten beklemezdim… Ben hayatımda en büyük kazığı kendi milletimden yedim. Benim boğazımı sıktılar. Yapmadıkları kalmadı, vergilerini de aldılar, sosyal sigortalarını da aldılar.

“DENKTAŞ ADALET SAĞLAYAMADI”

HABERCİ: Size açıkça bir soru soracağım. Sizden de çok dürüst bir cevap istiyorum… Rahmetli Denktaş’la iyi ilişkilerini biliyoruz. Sizce kimilerinin söylediği gibi bize kötü bir miras bıraktı mı?

AZİZ: Hem de çok. Denktaş Bey’le benim aramda olan dostluk ve saygı sonsuzdu. Nedeni de Rum’un yaptıklarını en iyi kavrayan adamdı o. Ve aynı zamanda ben de öyleydim.  Ancak Denktaş Bey ekonomide hiçbir şey yapamadı. Adaleti de sağlayamadı.  Adalet hala daha yok… Peki, bizde hiç mi hata yok? İlelebet annenin verdiği terbiyeyle yaşarsan orada bitersin. Denktaş Bey en azından bir devlet kurdu. O da olmasaydı ne olurdu? Biz her şeyi başkasının yapmasını bekledik…

 “MARAŞ AÇILMALI, YATIRIMCILAR DAVET EDİLMELİ”

HABERCİ: Şimdilerde Maraş konusu gündemde. Nasıl bakıyorsunuz Maraş açılımına?

AZİZ:  Anastasiadis, o büyük avukat,  dünyanın yetiştirdiği Kıbrıs üzerindeki baş belası… O ne yaparsa bizi de ilgilendirir. Şimdi eğer bu adam ikide bir çıtayı yükseltirse,  sen bir karşılık vermeye mecbursun… Eğer size “Kıbrıs’ta bulunan hidrokarbonu anlaşma olduktan sonra siz alacaksınız payınızı merak etmeyin” derse ben de ona açıkgöz derim… Senin 50 sene daha benim hakkımı verme yetkin yok… Türkiye ve ülkemizin bu konuda izlediği politika doğru bir politikadır. Fakat bilinçli politikalarla ortaya çıkmak lazım.  Bizim akıllıların hala anlayamadığı bir şey var.  İngiliz aldı burayı Kıbrıs hükümetine verdi. Kıbrıs hükümeti bunu geliştirecekti… Peki, o Kıbrıslıların içinde bir Türk bile mi yoktu? Bize hala çektirmek istiyorlar. Şimdi yapılması gereken, oraya yatırım yapan insanların davet edilmesidir… “Gelin,  aynı şartlar altında” dememiz lazım.  Bu konuda teşvikler vermek lazım…  Türkiye BM’den onay alırsa bu yapılabilir.  Aksi halde bizim mağduriyetimiz hiç bitmeyecek. Bu işten en fazla mağdur olan Kıbrıslı Türklerdir.  Maraş açılmalı ve %51 hissesi alınmalı. Gerisini de yatırımcılara vereceksin. Parasını da alacaksın.  Ama Rum mal sahibini de davet edeceksin.

“SUÇLU BİZ OLABİLİR MİYİZ?”

HABERCİ:  Sırada Türkiye ile ilgili bir sorum var… Türkiye bilerek, isteyerek veya istemeden uyguladığı politikalarla bize zarar vermiş olabilir mi?

AZİZ:  Peki bunun suçlusu biz olabilir miyiz? Ben daha fazlasını isteyeceğim Türkiye’den, ama bilerek isteyeceğim. Türkiye’ye ne verdiğini ne vermeye hazır olduğumu da ona söyleyeceğim.  Biz Türkiye ile doğru ilişki kuramadık.  Bize para verdiler, biz ne oldum havasına girdik. Onlar da Türkiye’den gönderdikleri bürokratlarıyla görüştüler sadece…

“YUH BİZE…”

HABERCİ:  Siz Girne’de yaşadınız… Büyüdünüz… Yaşlandınız… Girne’nin hali için ne söylemek istersiniz?

AZİZ: Dünyanın dörtte üçünü gezmiş bir adamım. Güzelim Girne’yi 10 katlı 12 katlı binalarla mahvedersek ve hala daha denizin içini değerlendirmezsek yuh bize…  Yeşil kalmadı,  denizi değerlendiremedik.  Planlı yapamadık.  Ne oldu yani denizi doldurduğumuzda? Bütün dünya doldurdu. Singapur’un 3’te 2’si dolguyla oldu. Biz Girne’yi mahvettik.  Defalarca yanlış yaptıklarını söyledi. Yardıma ihtiyacımız yoktur bizim, önce bunu anlamamız lazım… Yurt dışında yaşayan Kıbrıslı Türkleri buraya çağırıp, nispi temsiliyet verebiliriz. Vatandaş yapacaksın, oy kullandıracaksın, ama 100 sterlin isteyeceksin… Alın size ekonomi…

 85 YAŞINDA AMA HALA YORULMADI

HABERCİ:  Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

AZİZ: 85 yaşındayım. Ben milletime son güne değin, ne kadar yardımcı olabilirsem… Gailem o… Gençler için… Ekonominin kalkınması için eski tarihi yerlerimizi değerlendirmemiz gerekir. Surlariçi’ndeki viraneleri derhal restorasyona almalıyız.  Ve mutlaka ulaşım sağlamalıyız.  Yap-işlet-devretle çıkacağız. Dünyadan insanlara diyeceğiz ki şartlarımız bunlardır. Charter değil, shuttle servis. Bin defa söyledim, kimse anlamadı…

Etiketler

Diğer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı