Elektrikli otomobiller geleceğimiz…

Haberci yazarı Togay Uluöz’ün bu haftaki konuğu Fatih Sine’ydi...

17 Kasım 2019 - 12:00

Bu haftaki söyleşimizi Nippon Parts Ltd. Direktörü Fatih Sine ile gerçekleştirdik. Bana bu fırsatı verdiğinden dolayı kendisine gönülden teşekkürlerimi sunarım.

Beni tanıyanlar otomobil hastalığımı bilir. Biz küçükken bizim yaşımızdaki çocuklar eğlenmek için parka giderken babam bizi alır otomobil acentelerine götürürdü. Çok da keyif alırdık. Hatta 1974 öncesi ben iki, üç yaşındayken Uluslararası Kıbrıs Fuarı’nda babamın arabaları incelediği bir sırada benim kaybolduğum, sonra babamı ve beni tanıyanlar sayesinde bulunduğum, anemin neredeyse çıldırdığı hep çocukluk anılarımı süsleyen en önemli olaydır.

1994 yılıydı ilk otomobilim Renault 11 Turbo, devamlı tekleme yapıyordu. Otomobilin hemen derdinin ne olduğunu anlayan kişi çok sevdiğim abim Fatih Sine olmuştu. Çok mütevazı biri tanışıklığımız oldu kendisi ile. O zamanlar Japonya’dan sıfır kilometre otomobil ithal eden şirket fiyatları ile can yakıyordu. Ta ki kendisi Japonya’dan otomobil getirip ikinci el piyasasını harekete geçirene kadar, onun getirdiği arabalar gençleri çileden çıkaracak, orta yaşı hayallerine kavuşturacak, orta yaş üzerindekilerin de beklentilerine hemen cevap verecek bir piyasa olmuştu. Malumunuz ben bu kategorinin çileden çıkan diliminde yer almıştım.

Japonya’dan arabaları geldi mi almayacak olsak bile arkadaşlarımla “Nippon’a yeni arabalar geldi, gidip bakalım” sözleri hala aklımdadır.

 Hele hele 2001 yılında “Hoca sana bir sürprizim var” demesi ve bana Japonya’dan o dönemin en havalı arabalarından biri olan ve halen birçok kişinin rüyalarını süsleyen Mazda RX7 marka otomobili getirmesi benim de yaşamımın dönüm noktalarından biri olmuştu.

Doğru adam, sayılı doğru adresten biri, otomobil doktorudur. Dahası çok iyi bir eş, bir baba, eğitmen bir usta ve çok değerli bir dost!

Uzunca bir süre Fatih Abi’min elektrikli otomobillere olan ilgisinin farkında idim. Keza oğlu Sıtkı Sine’nin de Londra Coventry’de yine bu meslek üzerine eğitimini tamamlayıp, hem dede, hem de baba mesleğine adım atması ile takım daha da güçlenmiş oldu. Bundan bir kaç yıl önce baba, oğlu konuk ettiğim televizyon programımda konu yine otomobillerdi ve otomobillerin artık daha çok çevre dostu bir mekanik yapıya sahip olmalarıydı. Baba, oğul ikisi de hız tutkunu, yarışçı geçmişe sahip ancak yeni jenerasyon olan oğul Sıtkı için biraz daha extrem diyebiliriz. Fatih Sine’nin de otomobil kullanırken yanına oturunca korkmadan canınızı teslim edebilirsiniz çünkü o ileri sürüş tekniğine sahip birisi. Bir otomobilin hızlandığı kadar durmasının da o yönde olmasının çok önemli olduğunu savunan ve bilen bir duayendir.

19 Mart 1965 Lefkoşa doğumlu Fatih Sine, Ayşen Hanım ile evli, Sıtkı ve Asya’nın babası.

“EN AS ROLÜ EŞİM AYŞEN ÜSTLENDİ”

“Ne zamandan beri bu işle uğraşıyorsunuz?” sorum karşısında,

“Çocukluğumdan beri… Babamın servis garajında başladığım mesleğime askerden döndükten sonra kendi garajımı kurarak 1985 yılından beri artık profesyonel olarak uğraşıyorum. 2000’li yıllara doğru Japonya’dan otomobil ithali yaptım, sonrasında da artık elzem olan yedek parça işine girmiş oldum” diyor ve “İşimi; ailemin ve çalışanlarımın da katkıları ile bugünlere kadar getirmiş oldum. Kendimizi en iyi şekilde yetiştirerek, bu sektörde birtakım ruhu yaratarak hizmet vermeye devam ediyoruz. Bizim işimiz takım işidir ve aslında bu takımda en as rolü eşim Ayşen üstlenmiştir. Bu günlere gelmemizde çok büyük katkısı olan eşime de teşekkür etmek istiyorum” diye sözlerine ekliyor.

“ELEKTRİKLİ ARABALAR GELECEĞİMİZ”

“Fatih abiciğim elektrikli otomobillerde teknoloji nasıl ilerliyor?” diye soruyorum.

“Korkunç Hoca” diyor ve başlıyor anlatmaya. “Elektrikli arabalar geleceğimiz artık. KKTC bu konuda biraz geç kaldı.  Tüm dünyada özellikle hava kirliliği ve egzoz salınışlarından tutunuz da doğanın korunması hatta savaşların durması bile bu elektrikli arabalara bağlıdır. Çevreci ve duyarlı arkadaşlarımızın örnek teşkil etmeleri bakımından da bir an önce bu araçlara yönelmelerini tavsiye ederim. Bu arada Sayın Başbakanımız Ersin Tatar’a da çok teşekkürlerimizi sunarız çünkü bu elektrikli araba yasasının geçmesinde en çok onun katkısı vardır. En büyük desteği veren kişidir. Bu otomobiller dünyadaki petrolün azalması nedeni ile rağbet görmeye başlamış enerji güç dengeleri değişince de ön plana çıkmış ve daha çok tercih edilmeye başlamışlardır. Dizel ve benzinli hatta hibrit dediğimiz yarı benzin yarı elektrikle çalışan araçlardan daha çok tercih ediliyorlar. Sebepse sıfır emisyon olması” deyip elektrikli otomobil üzerinde bunu bize gösteriyor ve bize tanıtıyor. Son zamanlarda ülkemizde meydana gelen trafik kazalarında özellikle sürücü hataları ön plana çıkmıştır.

“ÜLKE TURİZMİNİ KÖTÜ ETKİLİYOR”

“Ülkemizdeki sürücülere daha sağduyulu olabilmeleri ve otomobilleri nasıl kullanmaları gerektiği konusunda nasıl mesajlar verirdiniz?” diye sordum.

“Güzel bir soru Togay Hocam. Gerçekten çok önemli bir konudur bu.  Ülkemizin dışarıdan görünüşü açısından da çok önemlidir. Trafik güvenliği internet üzerinden araba kiralayıp KKTC trafiğinde yol alacak kişilerin trafikle ilgili yorumlara baktığı zaman ‘güvenli mi değil mi?’ sorusuna cevap arayacak bir ziyaretçi tarafından da çok önem arz ediyor. Bu ülkemiz turizmi için de çok kötü oluyor. Çok üzülüyorum. Otomobil sektöründe inanılmaz yüksek bir yüksek teknolojiye eriştik, konforumuz çok ilerledi, dolayısıyla arabamızın camını açmadığımız için seyir halindeki süratimizi pek fark edemiyoruz ve bir tehlike anında frene bastığımızda duracağını zannediyoruz ama o kadar süratliyiz ki duramıyoruz ve her gün gazetelerde, televizyonlarda, sosyal medyada üzücü haberlere maruz kalıyoruz. Bu tamamıyla bilinçli olma yani eğitimle alakalıdır. Araçlarımızı bilinçli kullanma konusunda ne yazık ki eksik ve yetersiz. Bu kadar çok eğitim kurumunun, üniversitenin var olduğu bir ülkede bu durumla karşı karşıya kalmamız çok tezattır. Elektrikli ve yeni dizayn arabalarda kaza yapma riski bir bakıma azalmaya başladı. Bu araçlar üzerine oto kontrol sistemleri ekleyerek sürücülerin dalgın, panik anlarında kaza riskini azaltıyorlar. Kısacası araba kaza yapmıyor; kendi fren yapıyor. Siz sert kullansanız, kurallara uymasanız bile araba kendi, trafik kurallarına uyuyor. İnşallah ülkemizde de hızlı bir şekilde yayılır” deyip ardından “Hadi çok konuşmayalım, bir test sürüşüne çıkalım deyip bizi ortak dostlarımızdan, motosiklet eski sürücülerinden Soykan Oto Direktörü Metin Soykan ile tura çıkarıyor. Bu test sürüşü ile Fatih Sine’nin her zaman olduğu gibi formda olduğunu görüyoruz. Süratte değil otomobilin fren yapması için beraberindeki yolcuları sarsmadan zamanında fren yapmada! İşte bu yüzden kazalar oluyor diyor Fatih abi. İnsanlarda el doygunluğu yok bir panik anı ve cep telefonu da kulağınızda ise kaza kaçınılmaz arkadaşlar diye de ekliyor.

“JAPONYA KUSURSUZ BİR ÜLKEDİR”

Garaja geri dönüyor ve röportajımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Bu deneyimi yaşadıktan sonra “Tamam Abi bu müthiş test sürüşünden sonra söyleyecek bir şey kalmadı. İstersen konuyu değiştirelim” diyorum, gülüyor ve “Hade değiştirelim” diyor.

Fatih Abi, eşinle iyi bir gezgin olduğunuzu biliyorum. Dünyanın her yerini dolaştınız. Bunlar arasında en çok nereyi beğendin?” Hiç tereddüt etmeden “Japonya” diyor. Kusursuz bir ülkedir. Tabii ki Avrupa’da da çok güzel ülkeler var ama Japonya bir başkadır” diyor.

“Peki ülkemizde neresi?” diyorum.

Deniz aşığı, sevdalısı olan Fatih abim, “Her yer çok güzel ancak ne yazık ki biz bunun farkında değiliz sanırım” diyor.

“BİLİM SINIR TANIMIYOR”

“Özel zevkleriniz nelerdir?” diye soruyorum.

Denizi severim tekne ile gezmeyi… Hele Girne Limanı’nda vakit geçirmeye bayılıyorum. Tarihi yerlere bayılırım. Ailemle birlikte zaman geçirip meslek ile ilgili yayınları kitap, dergi, internet, yayınlarını okumayı, izlemeyi seviyorum. Ayrıca çevre ile ilgili kitaplar okuyorum.  Hem kendimi geliştiriyorum hem de personelimi eğitmeye çalışıyorum. Bilim sınır tanımıyor.  Hizmet içi eğitim verip gelecek yıllara kaliteli insanlar yetişmesine bir nebze yardımcı olmaya çalışıyorum” diyor.

“EŞİM NE YEMEK YAPSA SEVERİM”

“Fatih Sine mutfakta nasıldır?”

“Çök kötü, hatta sıfır” diyor. Etçil değil; otçulum ve mezeleri severim. Meyhane kültürüm yok denecek kadar azdır. Eşimin yaptığı yemeklerin hepsini severek yiyorum” diyor.

Gerçekten çok güzel, çok keyifli bir sohbet oldu. Özlemiştim Fatih Sine’yi. Özellikle elektrikli otomobil ile bizlere yaşattığı deneyim müthişti. Fatih abimi daha fazla işinden alıkoymamak adına kendisine,  en önemli takım ve hayat arkadaşı Ayşen Hanım’a ayrıca değerli evlatları Asya’cığım ile dostum Sıtkı’ya ömür boyu sağlık, mutluluk ve başarılar dilerim.

Etiketler

Diğer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı