Ekonomiye bakış!

İstihdam verilerine bakıldığında %6’lık bir işsizlik oranına ulaşıldığını bunun geçmiş zamanlara bakıldığında daha yüksek bir oran olduğunu ifade etti.

8 Mart 2020 - 09:00

Ülke ekonomisinin durumu kuşkusuz hepimiz için hayati önem taşıyor. Bu konuda geçtiğimiz günlerde ülkemizin yetiştirdiği en kıymetli İktisatçılardan bir tanesi olan Prof. Dr. Vedat Yorucu ile sohbet edebilme şansı yakaladım. En basit manada GSMH’nin ekonomide büyümeyi gösteren önemli bir unsur olduğuna değinerek ekonomik büyümenin %4’lerden bugün neredeyse %1’lere doğru ciddi bir gerileme yaşadığını vurguladı. Bunu döviz krizinin de tetiklediğini gözden kaçırmamak gerektiğinin de altını çizdi. İstihdam verilerine bakıldığında %6’lık bir işsizlik oranına ulaşıldığını bunun geçmiş zamanlara bakıldığında daha yüksek bir oran olduğunu ifade etti. Ülkemizde işsizliğin etkisinin hissedilmesinde üçüncü ülke vatandaşlarının adaya gelmesiyle ucuz iş gücünün istihdamda ciddi pay sahibi olduğunu, dolayısıyla hem yerel işgücünü hem de T.C.  vatandaşlarının iş fırsatlarını elinden aldığına vurgu yaptı. Yani KKTC ve T.C.’li işgücünün talep ettiği maaşın altında çalışmaya hazır olan Filipinli, Vietnamlı ve diğer üçüncü ülke vatandaşları asgari ücretin de artmasına engel olmaktadır.

Yorucu, enflasyon verilerinin 2016 -2018 yıllarında hep aynı marjda iniş çıkış gösterdiğini belirtti. Böylelikle fiyat istikrarındaki olumsuz gidişatın 2019 yılının ortasına devam ettiğini söyledi. Türkiye’de yaşanan darbe girişimi ve döviz krizinin bir yansıması olarak ithal mallarının ve özellikle akaryakıtın buna bağlı olarak elektrikteki artışın ülkemizde hayatı önemli ölçüde zorlaştırdığını ifade etti. Bu yaşananların bütçe giderlerini arttırdığını ve fiyat istikrarını bozduğunu anlattı.

Yorucu, bugünkü hükümetin göreve başlamasıyla elektrik zammını ötelendiğini ve fiyat istikrar fonu uygulanarak olabildiğince akaryakıt zammı yapmadığını söyledi. Bu yaklaşımın insanlara bir parça da olsa nefes aldırdığını belirtti.  Fiyatların 2018 yılındaki fiyatlara çekilmesiyle de Tüketici Fiyatları Endekslerinin artmasını da engellediğini anlattı. Yorucu,  döviz kurlarındaki değişimin kritik bir yönergede olduğunu belirterek Sterlin ve Euro’da ki artış Dolardaki artışı takip ettiğini aralarında bir denge ilişkisi olduğunu belirtti. Böylelikle Dövizin Türk lirasından da ayrıştığına vurgu yaptı. Böylelikle enflasyonu da tetiklediği tespitini ortaya koydu. 2016-2017 yılları arasında Tüketici Fiyatları Endeksi’nin döviz kurlarının altında olduğunu 2018 yılının 7’nci ayından sonra enflasyonun kurun üzerine çıktığını belirtti.  Tüccarın mevcut durumda belirsizlik oluştuğu için riski gördüğünü ve kendisini koruma kaygısıyla (sattığı malın yerine yeni mal koyamayacağını düşünerek) mal fiyatlarını dövizin üzerinde bir oranda arttırdığını bunun da enflasyonu daha da tetiklediğini söyledi.

Yorucu, 2019 yılı sonları ile 2020 yılının başlarında faiz oranlarının eski yerine geri geldiğini ancak ithalat-ihracat dengelerinin düzelmediğini ifade etti.  1 milyar 700 milyon dolar dış ticaret açığı olduğunu ve bu durumun iyileştirilebilmesi için Turizm ile Yükseköğrenim sektörünün kilit pozisyonda olduğuna dikkat çekti.  Turizm gelirleri döviz ihtiyacının bir kısmını karşılayabileceğini ve ödemeler dengenizdeki açığın kapatılmasına pozitif yansıyacağını ifade etti.   Öte yandan, Yüksek Öğrenim Sektörü ekonomiye yaptığı katkı 650 milyon doların üzerinde olduğuna değindi.  Netice olarak bu iki sektörün ödemeler dengesinin döviz ihtiyacını karşılanmasında katalizör rol oynadığını söyledi.  Dış ticaret açığının geriye kalan kısmı da diğer sektörlerden elde edilen döviz katkıları ve Türkiye Cumhuriyeti katkı ya da hibe ile kapatılabileceğini ifade etti. Bugün kamu maliyesi doğru yönetilmektedir, bu konuda gereken hassasiyetin seçim sürecine kurban edilmeden devamı hepimizin idarecilerimizden talebidir.

 

 

Etiketler

Diğer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı