Eğitimde TC ile ortaklık yapacağız

Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Nazım Çavuşoğlu, Türkiye ile iletişim ve yeterlilik konusunda farklılıklar olmayacak şekilde eğitimde işbirliği yapma hedefinde olduklarını açıkladı.

Bahar Sancar-

Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Nazım Çavuşoğlu, Yazı İşleri Müdürü Gizem Özgeç, Haber Müdürü Efdal Keser, Yayın Danışmanı, Köşe Yazarı Hasan Erçakıca’nın eğitim üzerine ve gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Nazım Çavuşoğlu HABERCİ ekibi ile gerçekleştirdiği sohbetinde eğitimde niteliğin arttırılmasına yönelik çalışmalardan performans sistemine, son günlerde gündemde büyük yankı bulan Kuran kurslarından geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdiği Türkiye ziyaretine kadar birçok konu hakkında değerlendirmede bulundu.

Türkiye’deki mevkidaşıyla yaptığı görüşmede karşılıklı olarak dayanışmanın artması ve öğrencilerin karşılıklı olarak kardeş okullar aracılığı ile yakınlaşması ve müfredatın karşılıklı olarak birbirini desteklemesi yönünde mutabakata varıldığını açıklayan Çavuşoğlu, eğitimi daha ileriye taşımak adına görüşmeler yaptığını belirtti.

Çavuşoğlu, Türkiye Milli Eğitim Bakanlığı’nın imkânlarının kullanılması ve öğretmenlerimize Ortak Hizmetler Dairesi aracılığıyla her türlü desteğin verilmesi ve hizmet içi kurs eğitimlerinin yapılması adına fikir alışverişlerinde bulunduklarını, teknolojik anlamdaki bilgi birikimlerinden de her türlü desteğin verilmesi konusunda da mutabakata varıldığını söyleyerek yapmış olduğu görüşmenin verimli geçtiğini dile getirdi. Ülkemizde okuyan öğrencilerin büyük bölümünün Türkiye kökenli olduğunu da aktaran Çavuşoğlu, Türkiye ile aramızda iletişim ve yeterlilik konusunda farklılıklar olmayacak şekilde eğitimde ortaklık yapma hedefinde olduklarını ve bu anlamda da her türlü iş birliğini yapacaklarını söyledi.

“BİZ HER ŞEYİ GÖRÜP DUYMAK İSTİYORUZ”

Son günlerde ülke gündeminde büyük yankı uyandıran yasadışı Kuran Kursları üzerine de önemli açıklamalarda bulunan Çavuşoğlu, “Söz konusu manşetler bizim denetimlerimizden sonra gündeme gelmiştir. Yani bizim denetimlerimizin ardından bu olaylar bazı basın organlarında manşete taşınmıştır. Biz bakanlık olarak her yerde olmaya çalışıyoruz ve devletimizin bize verdiği görevleri en iyi şekilde yapabilmek adına çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Eğitime uygun olmayan bazı yerleri kapattık. Ben denetleyebildiğim, müfredatını onayladığım her türlü eğitimin verilmesinden yanayım. Denetleyemediğimiz ve müfredatına onay vermediğimiz hiçbir şeye de müsaade etmeyiz. Bu anlamda 2010 yılında görevdeyken altı aşamalı bir müfredat oluşturmuş ve din eğitimini okullara çekmiştik. Bilmediğimiz yerlerde din eğitimi verilmesi yerine, okullarımızda din eğitiminin verilmesi ve müfettişlerimiz ve okul yönetimlerimizce denetlenmesini istedik. Bakanlığım süresince de bu uygulama devam etmiştir. Ancak bizim ardımızdan bu süreç tıkandı ve tamamen denetimsiz bir hal aldı. Biz tekrardan görevimizin başına geldik ve her şeyi görüp duymak istiyoruz. Çalışmalarımızda bu yönde ilerleyecektir” sözleri ile dini eğitim konusundaki hassasiyetlerine ve ülkemizdeki tüm din eğitimlerinin tamamen bakanlık denetimine alınacağını açıkladı.

ÇOCUK İSTİSMARI KONUSUNDA BAKANLIK OLARAK BÜYÜK BİR ÇABA SARF EDİYORUZ

Ülke gündeminin diğer önemli bir konusu olan artan çocuk istismarları ile de açıklamalarda bulunan Çavuşoğlu, bu alanda okullarda gerek rehber öğretmenlerin gerekse PDR uzmanlarının sayısının arttırılmasına yönelik çalışmalarının olduğunu kaydetti. Kamuoyunun bilgisinde sadece basına yansıyan olaylar olduğunu belirten Çavuşoğlu, bir de basına yansımadan önüne geçilen ya da bakanlık olarak önüne geçilmesine çalışılan olaylar olduğunu aktardı. Özellikle çocuk istismarı konusunda titizlikle çalışmalar yürüttüklerini anlatan Çavuşoğlu, ailelerin bilinçlendirilmesi için rehber öğretmenlerin emek harcadığını dile getirdi. Çavuşoğlu, şu anda orta eğitim kurumlarında görev yapan rehber öğretmenlerin sayısının yeterli olduğuna işaret ederek, gelecek yıldan itibaren merkez okullardan başlayarak ilkokullarda da rehber öğretmen sayısını artırma hedefinde olduklarını açıkladı.

Gelişen ve değişen yaşam koşullarının göz önünde bulundurularak, her okulda en az bir rehber öğretmenin olmasının gereklilik olduğunu belirten Çavuşoğlu, rehber öğretmen ve öğrenci arasında kurulan iletişimle çocukların başlarına gelebilecek sorunların da üstesinden gelmenin mümkün olabileceğini ifade etti. Gençler ve çocuklar konusunda bakanlık olarak çok büyük bir sorumluğu omuzlarında taşıdıklarını söyleyen Çavuşoğlu, “Bakanlığımız PDR bölümüne sahiptir ve okullardaki öğretmenlerimiz ile sürekli temas içerisindedir. Gelecek yıl bu konularda daha iyi olacağımıza inanıyorum” dedi. 

Bakanlık bütçesinin yüzde 86’sı personel giderleri…

Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı’nın bütçesine dair de açıklamalarda bulunan ve projelerinden bahseden Çavuşoğlu, “1 milyar 18 milyon TL bir bütçemiz var ancak bunun 863 milyon TL’lik kısmı yani %86’sı personel giderlerine gitmektedir. Yatırım kalemlerimizin oranı düşük kalmaktadır ve birçoğu Türkiye Cumhuriyeti kaynaklıdır. Ancak yatırımlarımız devam etmektedir. Yeni okul projelerimiz için çalışmalarımız bulunuyor. Püsküllü’deki okulun inşaatı devam ediyor. Karakum’da ki okulu da prosedürleri önceden tamamlandığı için çok hızlı bir şekilde bitireceğiz. Karpaz Meslek Lisesi’ni yeniden yapacağız ki oranın inşaatı başladı. Atleks Sanverler Esin Hanım ile bir okul yapma projemiz bulunuyor ve Mart’ta temellerini atacağız. Özer Boyacı ile bir özel eğitim okulu yapılacak. Bir müteahhidimiz ortaokul yapmak istiyor. Bu konuda da görüşmelerimiz devam etmektedir. İskele Koleji’nin de masrafları Vakıflar İdaresi tarafından karşılanacak. Ötüken’de 16 Şubat’ta özel eğitim merkezi açılacak. Yani iki senede hedeflediğimiz sayı yedi veya sekiz okul yapmaktır” açıklaması ile okul yatırımları hakkında detaylı bilgilendirmelerde bulundu. Yağmurdan etkilenen okullarda da tadilat çalışmalarının devam ettiğini kaydeden Çavuşoğlu, “En az sorunlu okullar en eski okullarımızdır. Eski okullardan bize bu konuda sıkıntılar gelmiyor. Diğer okullarımızla ilgili yaşanan sıkıntılar da ihale sisteminden kaynaklanmaktadır. Bu ihale sistemi ile elimizden bir şey gelmemektedir. Bir basket sahası yaptırıyoruz ertesi sene su tuttuğunu görüyoruz. Ancak şimdi bu konuda bize 10 yıl garanti veren bir firma ile gereken tadilatları yeniden yaparak okullarımızı en kısa sürede iyileştireceğiz” açıklamasını yaptı.

“MESLEK LİSELERİNİN NİTELİKLERİ ARTTIRILACAK”

Mesleki eğitimin önemine de vurgu yapan Çavuşoğlu, bu konuda çalışmalarının ve işbirliklerinin devam ettiğini söyleyerek “Mesleki eğitim kampüsü yapmayı hedefliyoruz ve Sedat Simavi Meslek Lisesi’ni de oraya çekmeyi düşünüyoruz. Çünkü şu anda binalar yeterli değildir. Teknik açıdan baktığımızda da orada modüler eğitim anlamında uygun ve verimli olacaktır. Yerel istihdamı da destekleyeceğiz. Ancak öncelikle eğitim kayıplarımızı gidermemiz ve ardından eğitim müfredatımızı çağdaş kriterlere uygun hale getirmemiz gerekmektedir” sözlerini aktardı. Öğrencilerin ve öğretmenlerin performanslarını ölçerek, öncelikle okul içindeki eşitsizliklerin çözülmesi gerektiğine de değinen Çavuşoğlu, “Bizim ne yazık ki işletmelerle ve sanayiyle öğrencilerimizi buluşturma noktasında zafiyetimiz büyüktür. Meslek Liselerimizde öğrencilerimiz sınıflarına göre belirli günler işletmelere gitmektedir. Bu sayede hem bunun geri dönüşlerini hemen geri almaya başladık hem de çocuklarımız okuldaki derslerinde daha ilgili ve başarılı olmaya başladı. En önemlisi ise çocuklarımız işletme sahipleri ile tanıştı ve mezun olduktan sonra nerede iş arayacağını biliyor. Bu sene otomotivciler ve mobilyacılar ile işbirliği sözleşmesi imzaladık. Bu anlamda hem sosyal ilişkilerimizi hem de kurumsal ilişkilerimizi hızla geliştirmekteyiz. Dünyada gelişen trend artık daha fazla meslek lisesi yapmak değildir sanayi içinde meslek lisesi yapmamızdır” sözleri ile meslek liselerinin daha fazla niteliklerinin arttırılacağı noktasında çalışmalarının devam ettiğini açıkladı.

“Turizme kazandırılan insan sayısı az”

Turizm Meslek Liselerimizde yıllardır öğretmenlerin ve öğrencilerin bulunduğunu ancak sektöre kazandırılan insan sayısının ne yazık ki çok düşük olduğunu da aktaran Çavuşoğlu, “Şu anda ki turizm eğitim modelimizde sistemin içine katabildiğimiz kişi pek fazla değildir. Demek ki uygulamada ve çocukların branşlaşmasında bir sorun bulunmaktadır. Müşteri ile karşılaşma ve çocukların yabancı dil konusundaki farkındalığını arttırmak için çocuklarımızı işletmelerin içerisine koymamız gerekmektedir. Dolayısıyla onlara büyük bir fırsat yaratarak her türlü eğitimi alabilmelerinin önünü açacağız. Turizm Koleji veya Turizm Akademisi adı altında bir model düşünüyoruz. Branşında yeterli hale gelerek çocuklarımızın istenilen düzeyde ve yeterlilikte mezun olmasını sağlayamazsak turizme işgücü kazandıramayız veya turizm yatırımcılarından bu çocukları alıp da kullanmasını talep edemeyiz. Çocuklarımızın derslerinde bu konular benim ne işime yarayacak sorusunu sormasını değil okurken pratik yaparak öğretmeyi ve onları meslekte motive etmeyi hedeflemekteyiz. Bütün çalışmalarımız bu yöndedir ve meslek liselerinde okuyan çocuklarımızın okullarını bitirdikten sonra sektörün içerisinde devam etmelerini arzulamaktayız” sözleri ile turizmde istihdamın artırılmasına yönelik eğitim planları hakkında bilgi verdi.

“Ülkemde yapılan tüm eğitimlerden ben sorumluyum”

Eğitimdeki fırsat eşitsizliği üzerine de soruları yanıtlayan Çavuşoğlu, “Özel okullar ile devlet okulları arasında bina, teçhizat ve öğretmen olarak çok bir fark bulunmamaktadır. Bunların dışında bir ölçme ve değerlendirme sistemimiz olmadığı için öğretmenler arasındaki farklılıklar ölçülememektedir. Ülkemde yapılan tüm eğitimlerden ben sorumluyum. Eğitimi kimin yaptığı değil kimin denetlediği önemlidir. Eğer ben güçlü bir devletsem özel okulu da kendi müfredatıma göre denetleyebilirim, öğretmen kalitesini de denetlerim. Merkezi sınavlar ile okullarda neler yapıldığını ölçebilirim. Ancak eğer birisi çocuğunu özel okula göndermek istiyorsa gönderir ben bunun önüne geçemem. Benim yapmam gereken kendi okullarımı iyileştirmektir. Bizim okullarımızı toplam sayıda idare edilebilir bir pozisyona getirebilmemiz lazım. Bizim okullarımızın alt yapısı kesinlikle konuşulduğu gibi değil, daha iyidir. Bazı noktalarda farklılıklar olduğu kaçınılmaz bir gerçektir ancak özel okullar bizim birçok okulumuzdan daha iyi eğitim veriyor diye bir şey yoktur” sözlerini aktardı.

TAM GÜN EĞİTİMDE YENİ MODEL

Tam gün eğitime geçme konusuna da değinen Çavuşoğlu, “Tam gün eğitime geçmek bir hedeftir. Tam gün eğitimin tanımı açılabilir. Tam gün eğitim illa ki okulda yapılacak diye bir şey yoktur. Yakın bir tarihte tamamen interaktif bir şekilde öğleden sonra da sistemin çalışabileceği düzlemeler üzerine çalışmalarımız bulunmaktadır. Bunun yanı sıra bazı özel programlarımız üzerinde de çalışmaktayız. Türkiye Milli Eğitim Bakanlığı ile çalışmalarımız bulunmaktadır. Yeni bir düzene geçerek öğrencilerimizin gün boyu eğitimlerinin devam etmelerini sağlamış olacağız” açıklamasını yaptı.

KÜLTÜR DAİRESİ ÇALIŞMALARI ARTARAK DEVAM EDİYOR

Kültür Dairesinin çalışmalarına da konuşmasında değinen Çavuşoğlu, “Kültür Dairemizin 1 milyon TL fonu bulunmaktadır. AKM’nin yönetilmesi, fotoğraf ve resim sergileri düzenleyip yarışmaların yapılması, her yıl kültürümüzün derlenmesi konusunda sunulan projeleri değerlendirmektedir. Geçen yıl opera ve bale biriminin adımları atıldı ve Arab Ali destanının operasını yaptık.  Sanat eserlerinin basılması ve değerlendirilmesi konusunda da bazı çalışmalar bulunmaktadır” bilgilerini paylaştı. 

“Artık açıkları devlet kapatıyor”

Toplumsal açıdan bakıldığı zaman kolektif bir bilinç oluşturulma konusunda sıkıntılar yaşamamız ve inanların kültürel değerlerindeki kayıpların giderek artmasını sorduğumuz Çavuşoğlu, “Ekonomik hayatın acımasız bir hale gelmesi ve sertleşmesi konjonktürel değişimlerden dolayı insanlarımız biraz daha içe dönük yaşamaya başladı ve bu durum aslında tüm dünyayı saran bir davranış biçimidir. Biz artık kendi kaynaklarımızı paylaşmak yerine kendi ailemiz içinde yaşamak istiyoruz. Eskiden komşusu açken uyuyamayan insanlar artık kapısını kitleyebiliyor. Günümüzde artık bu açığı devletler kapatmaktadır. Sosyal yardım maaşları, konutlar veriliyor ve belediyeler zor durumda olan insanlara yardım ediyor. Gıda yardımı yaparak komşunun tok olmasını devlet sağlıyor.  Oysa eskiden devletlerin zayıf olduğu zamanlarda hem vicdani hem de insani anlamda bunları komşular sağlamak zorunda hissediyordu. Dolayısıyla ben bunu bir bozulma olarak değil davranış değişiklikleri olarak yorumluyorum. İnsanlar artık ailesine dönül bir yaşamı tercih ettiği için eski alışkanlıklar yavaş yavaş kayboluyor” sözleri ile ciddi bir sosyolojik değişme yaşandığını ve bunun dünyayı saran bir davranış modeli olduğunu söyledi.

“KKTC’yi hep birlikte kaldırıp geleceğe taşıyacağız”

Ülkemizde bir toplum yaratma noktasında gerekli başarıyı elde edemeyerek kolektif bilinç oluşturulamaması, asgari düzeyde bir toplum haline gelmemiz ve yaşanan fikir ayrılıklarının toplumda ciddi yansımalarının bulunması konusunda bir soru yönelttiğimiz Çavuşoğlu, “Folklor danslarımıza herkesin kendini ait hissettiğini görüyorum, yerel müzikler noktasında da birleşiyoruz. Kıbrıs ve burada yaşam konusunda ülkemize nereden gelirlerse gelsinler herkesin burayı benimsediğini görüyorum. Anlaşamadığımız o kolektif bilinç ve nokta sanki Kıbrıs’ın geleceği ile ilgili tutumlardan kaynaklandığını düşünüyorum. Burası KKTC olarak mı yaşayacak mı? Bunun yansımaları var insanlarda. Bir insan KKTC’yi, diğer bir insan ise federasyonu savunuyor. Ve bu noktada da kolektif bilincin oluşmasına engel oluyor. Yani bu belirsizlikte birleşemediğimiz için diğer konularda da birleşmeyi yapamıyoruz diye düşünüyorum. Eğer bu sorunun cevabını ortak bir paydada verebilirsek KKTC’yi hep birlikte kaldırıp geleceğe taşıyacağız. Bizim müştereğimiz devletimizdir. Biz burada birleşemedik. Burada yaşayan tüm insanlar olarak devletin yaşayıp yaşamaması noktasında birleşemedik. Tarih bilincimizin eksikliği ve zaman içerisinde değişik yerlerden çocuklarımıza enjekte edilen fikirler KKTC devletinin herkese eşit olmadığı duygusunu insanlara yerleştirdi. Benim işimi yapmayan, bana menfaat vermeyen devlet olmasın şeklinde tavırlar var. Bana göre burada en büyük sorun adalete olan güven duygusunun zedelenmiş olmasıdır. Adalet duygusunu yerleştirdiğiniz anda inanıyorum ki burada yaşayan her kökenden insan bu devleti ayağa kaldırmanın kendilerini ayağa kaldırması anlamına geleceğini düşünerek sahip çıkacaktır ve sorunlarımızın birçoğunu da çözmüş olacağız” cevabını verdi.

Etiketler

Diğer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı