Doların ateşi sönecek, faizler inecek

Doların Türk lirası üzerinde yarattığı olumsuz etkinin ardından yaklaşık 4 yıl sonra Türk lirası geri dönüş yapmaya hazırlanıyor.

22 Temmuz 2019 - 11:00

2019 finansal yılının ikinci yarısından sonra TL faizlerinin düşmesi için gerek dış faktörler, gerekse iç faktörlerde önemli değişiklikler yaşanırken, küresel bazda ABD’nin ekonomik büyüme endişeleri ile dolar faizlerinin de düşmesi gündeme geldi.

Ekonomist Ertuğrul Buğrahan düşmesi beklenen dolar, faizler ve piyasalar hakkında Haberci’ye açıklamalarda bulundu.

Amerikan Merkez Bankası’nın (FED) indirim yönünde yoğun sinyaller vererek önümüzdeki ay içinde 25 ya da 50 baz puan indirim beklentisinde olduğunu söyleyen Buğrahan, “Avrupa Merkez Bankası ve Japonya Merkez bankası zaten negatif faiz uygulamalarına devam ediyor. ABD düşük faizlerle piyasalardaki para arzını artırarak yatırımların desteklenmesini ve ekonominin büyümesini murat ediyor” dedi.

“TL FAİZLERİ DÜŞECEK”

Buğrahan, küresel faizlerin tekrardan azalma trendine girmesinin ise TL faizlerinin düşmesini destekleyeceğini de kaydetti.

Ertuğrul Buğrahan, dolar para arzının artacağı için dolardaki muhtemel değer kaybı ve artacak olan riskle daha yüksek faizli Türk varlıklarına yatırımların yapılmasının da önünün açılacağını dile getirdi. Buğrahan bunun da Türkiye’de doların faiz artırımlarından sonra dövize karşı artan talebin azalmasına olanak tanıyacağını ifade etti.

KÜRESEL FAİZLERDE DE AZALMA…

Türkiye’de, yaşanan finansal krizin ardından dengeleme süreci dönemindeki iç faktörlerin de faiz indirimlerini destekler boyuta ulaştığından bahseden Buğrahan şöyle konuştu:

   “Keza, 2018 sonrası %25 bandına tırmanan enflasyon haziran ayı itibari ile %15,72’lere geriledi. Politika faizinin %24 olarak sabit tutulması şu anda %8,28’lik bir reel faiz kazancı sağlıyor. Küresel faizlerin de azalma trendine girmesi ile birlikte bu marjın daraltılarak faiz oranlarının enflasyonun daha üst seviyelerine doğru azaltılmasını ağustos ayındaki TC Merkez Bankası Para Politikası Toplantısında görmemizin mümkün olduğunu söyleyebiliriz. Türkiye’de TL mevduatlara verilen ağırlıklı ortalama faiz %23,90 seviyesinde politika faizine çok yakın seyrediyor. Politika faizinin düşmesiyle birlikte mevduat faizleri de benzer oranlarda inmeye başlayacaktır.” 

“RİSKLER DÜŞÜYOR”

Enflasyonun düşmesi, kurlarda nispeten durağanlaşma sağlanması, İstanbul seçimlerinin sorunsuz şekilde tamamlanması başta olmak üzere risklerdeki düşüşün sağlandığını söyleyen Buğrahan bunu izleyen ADB ile S-400 konusunda Başkan Trump’ın yaptırım uygulama söylemini kullanmaması açıklamalarının izlediğine vurgu yaparak, ülke risk priminin sert şekilde 500 puan bandından azalma yaşayarak 365,20 puan bandına gerilediğini ifade etti.

TL devlet tahvillerinin faizinin de %22,62’lerden %18,92’lere kadar gerilediğine dikkat çeken Buğrahan, enflasyondaki düşüşün kalıcı olması durumunda da tahvil faizleri gibi politika faizlerinin düşüşünün sağlanacağını kaydetti.

%94’Ü HAZİNEYE…

Ertuğrul Buğrahan, TC Merkez Bankası’nın “yedek akçe” uygulamasında, bankada sabit tutulan kar oranının yüzde 20’den yüzde 6’ya indiğinin altını çizerek, Merkez Bankası’nın, “yedek akçe” uygulamasıyla karının yüzde 20’sini kendi hesabında tuttuğundan da bahsetti.

Düzenlemeyle bu oranın yüzde 6’ya ineceğini ifade eden Buğrahan, yüzde 94’ünün ise her yıl hazineye aktarılacağından bahsetti.

Merkez Bankası’nın, 2018’de yaklaşık 56,3 milyar lira net dönem karı elde ettiğine dikkat çeken Buğrahan, bu düzenlemeyle de atıl halde duran 40 milyar TL’nin hazinenin kasasına gittiğini dile getirdi.

Buğrahan, yedek akçelerden elde edilen fonlama ile daha az dış borçlanmaya ihtiyaç duyulacağı ve piyasa para arzı artacağı için de faiz indirimlerinin gündeme geleceğini kaydetti.

DOLARIN ATEŞİ 4 YIL SONRA SÖNÜYOR

2015 yılı sonunda başlayan ABD’nin faiz artırımlarıyla değerlenen doların Türk lirası üzerinde yarattığı olumsuz etkinin yaklaşık 4 yıl sonra geriye dönüş yapmaya hazırlandığını vurgulayan Buğrahan, bunun da 4 yıldır önden esen rüzgârın arkaya alınacağı anlamı taşıdığını söyledi.

Buğrahan, düşen faizlerle birlikte kredilerin, yurt içi ve yurt dışı yatırımların artması ile ekonomik büyümenin de sağlanacağını ifade etti.

Buğrahan, “Ancak, bu sefer bol para dönemindeki yatırımların ağırlıklı olarak ithalata gitmesinin önünü kesen mali politikalar ve üretime yatırım teşvikleri sağlıklı büyümede ve dış kırılganlıkların azalmasında önemli bir rol oynayacaktır” dedi.

“İKİ RİSK DEVAM EDİYOR”

İyileşmeye başlayan tabloyu bozacak veya olumsuz etkileyecek iki temel faktörün hala önemli risk unsuru olduğunun da altını çizen Buğrahan, birincisinin, ABD ile ilişkilerin gerilmesi olduğunu söyledi.

    “Zira Türkiye’ye ilk teslimatı başlanan S-400’lerin G20 zirvesinde Başkan Trump tarafından olumlu karşılansa da ABD Yasa Yapıcı Kongresinin yaptırım açıklamalarından çıkacak sonucu ve ABD’nin alacağı tavrı yakında göreceğiz. İkinci risk faktörü ise jeopolitik risktir” diyen Buğrahan, Kıbrıs etrafındaki petrol ve gaz arama çalışmaları ile Suriye’de devam eden belirsizlikler süresince uluslararası aktörlerle kurulacak ya da gerilecek diplomatik bağların da finansal piyasalar ve ekonomi için önemli etken olmaya devam edeceğini söyledi.

Etiketler

Diğer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı