Devlet olmak!

KKTC, sağlam bir sosyal devletin, çağdaş bir hukuk devletinin görevlerinin neredeyse hiç birinde, başarılı olmadı.

1983 yılının 15 Kasım günü lisedeydim…
“Herkes Lefkoşa’ya gidecek” dediler.
Gitmedim!
O günlerde şimdiki gibi düşündüğümden değildi gitmeyişim; aklımda savaş korkusu vardı ve o korku girmişti içime bir anda…
Kısacası, “korkudan gitmedim” şeklinde almayın sakın, eve gidip, savaşı beklemek için gitmedim!
Artık elim silah tutuyordu ve savaşacaktım!
O günlerde, KKTC’nin, Mümtaz Soysal ve ahbapları tarafından dizayn edilen yeni bir anayasayla, Rauf Denktaş’ın bitecek olan görev süresini “sonsuza dek” yapmaya çalıştıklarını bilmiyordum!

***

Bu yazdıklarım, ölülerin arkasından konuşmak değildir.
Bizzat dönemin TC Dışişleri Bakanı İlter Türkmen’in anlattıklarıdır.
KKTC’nin ilanının tek bir sebebi vardır; Rauf Denktaş’ın, KTFD Anayasası’na göre dolacak görev süresini tabiri caizse “sonsuza kadar”a çevirmek!’

***

Bazen yazarım ya; “bu CHP’lilere, Türk nasyonal sosyalistlerine güvenim, her zaman en dinci Ak Partili’den daha azdır” diye.
Sebeplerinden biri budur.
Sözde büyük Türk sosyal demokratları dizayn etmiştir KKTC’yi!
Ve tekrar ediyorum, tek amaç, KTFD Anayasası’nda “iki dönem” ile sınırlı olan devlet başkanlığı süresini artırmak ve “işi ya da davası bitmeyen” Rauf Denktaş’ın görevini uzatmaktı.

***

Aynı çevreler, şu anda Recep Tayyip Erdoğan’a zaman zaman “diktatör” yakıştırması yapıyor… Hiç inandırıcı değiller ki bu da ayrı bir yazı konusu olsun…

***

Efendim, KKTC ilan edileli tam 36 yıl oldu.
“Devlet” olmanın görevleri olmalıydı…
KKTC, sağlam bir sosyal devletin, çağdaş bir hukuk devletinin görevlerinin neredeyse hiç birinde, başarılı olmadı.

***

Örnek vereyim mi?
Mesela, doğum – ölüm kaydı tutamadık.
Nüfusu sayamadık.
Aile kurumuna sahip çıkamadık.
Aile kurmakla alakalı çağdaş değişikliklerin çok uzağında kaldık.
Evlilikler kolay ama boşanmalarda devletin masrafları çok uzatılıyor.
Çocuk bakımında, okul öncesi eğitimde tamamen sınıfta kaldık.
Evlat edinme, bakıcı aile, kimsesiz çocuklara sahip çıkma gibi konuları çok konuşmuyoruz ama bu noktalarda çağdaş medeniyetin son derece gerisindeyiz.

***

Vatandaşlık meselesinde bir garibiz.
Dünyada geçerli olmayan bir vatandaşlığımız olduğu halde, TC vatandaşlarının inatla ve ısrarla KKTC vatandaşı olma aşkına doğrusu hayranım!
Bu konuda Türkiye’nin müdahalelerinin de “nüfusu değiştirme amaçlı siyasetin gereği” olarak değerlendiren herkesin “vatan haini” kabul edilmesi de ayrı bir tartışma meselesidir.

***

Devam edelim.
Seçmenler.
Nüfus yapısına sürekli müdahaleler, seçmen yapısının doğal olmayan şekillerde değiştirilmesi, Kıbrıslı Türk toplumun geleceğinin ciddi kaygılar içermesine sebep olmaktadır. Bu konu 36 senenin en ciddi hatalarından biridir.
Doğru dürüst bir seçim yasamızın olmaması da ayrı bir olaydır.

***

Uluslararası hiç bir projede yer almıyoruz.
Tek uluslararası proje, AB sadakaları ile Stelios Vakfı sadakalarıdır.
Bu, 36 yaşındaki devletin en ciddi utançlarındandır.

***

Yargı, nüfusa ne bina olarak, ne yargıç sayısı, ne teknik ekipman ne de çalışan sayısı olarak yeterlidir.
Bu konuda da sınıfta kaldık!

***

Polisimiz, en çok tartışılan kurumlardan biridir; suçun ve trafik kazalarının önlenmesi konusunda yetersizliği açıktır. Asıl yönetim yeri Türkiye’dir.

***

Karışık gidiyorum, aklıma geldikçe yazıyorum ama engelli insanlarımıza hiç sahip çıkamadık; KKTC’deki engellileri Dünya’daki modern ülkelerdeki engellilerle kıyasladığımız zaman, bizim engellilerimizin “ev hapsinde yaşayanlar” olduğu ortadadır.

***

Yasalar eksiktir. Ve engelliler, yasal eksiklik nedeniyle, eşit vatandaş değildir.

***

Her sınava girenin ehliyet aldığı; ülkeye her gelenin dilediği gibi araç kullanabildiği, yetersiz yollarımızın bulunduğu bir sistemimiz söz konusu. Trafik düzenlemesinde, son derece geri kalmışız.

***

Eğitim mi?
İlk, orta, lise ve yüksek okul seviyesinde, 1970’lerin çok gerisindeyiz.
Özel ders, ilk ve orta eğitimin belini kırmıştır.
Kolej ve özel okullar, yoksul ile parası olan öğrencilerin eşitliğini resmen iğfal etmiştir.
Üniversitelerin uluslararası kredibilitesi, tanınmışlığı, tam bir fiyaskodur.
Üniversitelerin büyük çoğunluğu, ticari kurum olmanın ötesine geçmeyi başaramamıştır.

***

İhalelerimiz fiyaskodur.
Çevre korumada sınıfta kalınmıştır.
Çevre sorunlarımızın hiç bir çözülememiş, büyümüştür.
Atık yani çöplüklerimiz insan sağlığını tehdit eder noktadadır.

***

Türkiye’den su gelmiştir ama ülkede çeşmeden su içilemiyor oluşu, bir zayıflık göstergesidir.
Su baskınlarının çok sıklıkla olması; en küçük yağmurda yaşadıklarımız, geri kalmışlığın ta kendisidir.

***

Belediye hizmetlerinde, çöp toplama, sivrisinek ilaçlama ve bazı dereleri dozerle perişan etme dışında hizmet yapan, zaten övünmektedir.

***

Kendi paramız yoktur.
Kendi merkez bankası başkanımız yoktur.
TL’ye bağımlılık, hataların en büyüğüdür.
Uluslararası kredilerden yararlanma şansımız bulunmamakla birlikte; haliyle maliye ve para politikamız ya da en geneliyle bütçemiz, “şaka” bile değildir.

***

Ülke nüfusunun “Kıbrıs kökenli” olanlarında başka bir ve hatta iki devletin (Kıbrıs ve İngiliz) pasaportu bulunmaktadır.
Belki de KKTC’nin en ciddi fiyaskosu budur.
Çünkü nüfusun öteki yarısında da TC pasaportu vardır.

***

KKTC vatandaşlarının yarısına yakının uluslararası seyahat hakkı öteki yarısına göre kısıtlıdır.

***

Sağlık sistemimiz berbattır hatta berbat bile değildir; yoktur.
2020 yılındayız; artık dünya neredeyse “e- tuvalet”e geçecek, affedersiniz büyük abdestini internet üzerinden yapacak; bizde sağlık başta olmak üzere, devletin hiç bir hizmetinde “teknoloji” bulunmamaktadır.

***

Limanımız yoktur.
Havaalanımızın bitip bitmeyeceği belli değildir.
Geçitkale’de ne olduğunu kimse bilmemektedir.

***

Yolumuz yok, hastanemiz yok, limanımız yok, tarımdan bahsetmedik, ne yaptığımızı bilen yok, plan yok, bu yazıyı yazarken, karşımdaki 20 hurma ağacından ikisi düştü; ikisi de düşmek üzere; ilgilenen yok…

***

Bir tek hapishanemiz dolu; ülkede her beş kişiden biri kaçak ve bir de her tepede iki büyük bayrak asılı!
Siz buna devlet mi diyorsunuz?
Eğer cevabınız “evet”se; ben de diyorum ki “hani, nerede?”
Bu arada ekleyeyim, “hiç bir mazeret, başarının yerini tutamaz!”
Başarısızız!
Ama kutlu olsun yani…

Ana de Armas

Ana Celia de Armas Caso… Kısaca Ana de Armas… 31 yaşında. Kübalı bir film yıldızı. Çok güzel kadın.

Etiketler

Diğer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı