Çözüm, karanlıklardan uzaklaşmaktır!

“Keşke zamanında kesselerdi de bu rezil günleri hiç yaşamasaydık” noktasındayım!

21 Eylül 2019 - 11:00

Almanya’da 1930’lardaki “Nazi”ler gibi düşünüyor olmaları zerre umurumda değil!

Görüşlerini söylemelerinin de karşısında değilim!..

***

Türkiye’nin Barolar Birliği Başkanı’ndan bahsediyorum.

Gerçekten buyursun söylesin; desin ki “bağımsız KKTC’yi yaşatalım!”…

Zerre şikayetim varsa; kendisi gibi düşüneyim!

Hiç bir sorunum yok!

***

Sorunum yok ama sorum var;

“… Kıbrıs Adası üzerinde, etnik temele dayalı bağımsız bir Türk devletini tanıtırken, aynı hakkı, Türkiye Cumhuriyeti devleti içerisinde yaşam süren ve benzer talepte bulunmak isteyebilecek, örneğin Kürt halkına da verir misiniz? Bunun da savunucusu olur musunuz?”.

Bir sorum daha var; Irak veya Suriye topraklarında bağımsız bir Kürt devletine “olur” der misiniz? Yoksa savaş sebebi mi sayarsınız?

Ve son soru: Kürt sorunu başka Kıbrıs sorunu başka mı?

***

Biliyor musunuz; “Ak Parti giderse, bunlar gelecek” şeklindeki korkum, öyle büyük bir korkudur ki; bazen bunlar aman sakın ha gelmesin diye, yedi gabileme mensup kadınların sim siyah kara çarşafa bürünmesini dahi kabul edeceğim!

***

İşte bu ve buna benzer “karamsar gelecek endişem” nedeniyle Kıbrıs sorunu çözülmelidir; Avrupalı çağdaş Kıbrıslılar olarak yaşamalıyız!

Rumlar bizi isterdi, istemezdiyi bırakın!

Haklarımız oradadır!

O haklar üzerinden Oruç Reis midir, Orçun kardeş midir dün bir gemi daha göndermediniz mi?

***

Türkiye Barolar Birliği Başkanı ve benzer isimlerin düşünceleri; militarizmin de desteğiyle Ak Parti dönemine kadar Türkiye’yi yönetmiştir.

Ak Parti’nin temsil ettiği kesim; yıllarca dışlanmıştır.

Şimdi, Ak Parti iktidardadır ama sallanmaktadır.

Gelecek olanlar; Barolar Birliği Başkanı profesör ve O’nun gibi düşünenlerdir.

Bir tarafta milliyetçi – muhafazakar – dinciler; öte yanda Neo Nazi’ler!

Sorry ama ötekilerin esamesi okunmuyor!

Bu yüzden Kıbrıs sorunu çözülmelidir!

Bu yüzden, bu karanlık düşünceli çağdışı yönetimlerden uzak durmalıyız.

Bunu dillendirmek vatana ihanetse; defalarca yazdım, bahsettiğim “Başkan” ve “Profesör” sıfatlarından çok daha değerlidir “hain” sıfatım!

Biline!

***

Kısacası, Kıbrıs sorununu çözümü, en basit anlatımla, karanlıklardan uzaklaşmaktan başka bir şey değildir.

***

Rumlar bizi istemez!

Rumlar bizi kesecek!

Hadi oradan!

“Keşke zamanında kesselerdi de bu rezil günleri hiç yaşamasaydık” noktasındayım!

***

Ve bir kez daha “Molon Lave” diyorum!

Yani, “hadi hodri tanıtma!”…

Türkiye Barolar Birliği Başkanı’na çağrımdır; “KKTC’yi tanıtmayan sizin gibi olsun!”…

Buyurun!

Lütfen önden alalım sizi!

Başlayın!

Kıbrıs’ta sınırları kapatın; geçişleri durdurun; daha çok nüfus getirin; uçak inmesin, turist gelmesin, öğrenciler kaçsın…

***

Ama şunu unutmamak gerekir; aptalca – ırkçı tavırlar takınıp, ulusalcı sloganlarla kahraman olmak başka şeydir; ülkeyi yönetirken matematik bilmek başka şey!

Bence bu kafaların matematik biliminden zerre haberleri yok!

***

Haydi KKTC’yi tanıtın!

Haydi buyurun!

Bedeli mi?

Bu hareketle en başta Kıbrıslı Rumların sonrasında AB’nin veya Dünya’daki her hangi bir oluşumun kaybedecek tek kuruşu olmaz!

Ama siz bir adım atacaksınız ve beyninizdeki 1930 model ırkçılığı yaşama geçireceksiniz diye; tüm Kıbrıslı Türk toplumunu yok edemezsiniz!

Risk oradadır!

***

Kıbrıs’ta federal çözüm dışındaki çözüm modelleri elbette mümkündür!

Ama ne zaman mümkündür?

Rumlar kabul ederse mesela!

Mesela, Maraş’ın dedenize ait olduğunu kabul etsek de; ki çok aptalca ve çok saçma; KKTC adı verilen coğrafyadaki mülklerin sahiplerini hukukçu profesörler neyle değiştirmeyi düşünüyor?

Andreas’ın tapulu malını, Feyizoğlu’nun malı yapmayı, Feyzioğlu nasıl açıklayacak?

Şaka bile değil bu kardeşler?

Şaka bile!

***

Kıbrıs’ta, federal çözüm dışında çözüm modelleri aramak; sadece mevcut durumu çözümsüz kılmak ve zamanı uzatmaktan başka bir amaç gütmüyor.

Bütün hedef; Doğu Akdeniz’deki enerji kaynaklarından hak iddia edebilmek maksadıyla, mevcut durumda “Kıbrıslı Türkler” üzerinden tambura çalmaya çalışmaktır!

Ama unutulmamalıdır ki; Nazi kılıklı amcalar öyle düşünüyor diye; Kıbrıslı Türk toplumu da kendi kendini “dümbelek” ya da “tambura” yapmayacaktır!

***

Bu arada belirtmek lazım; nüfusumuzun yavaş yavaş tüketilmeye veya azınlık duruma düşürülmeye çalışılmasının yegane sebebi de aslında budur!

Kıbrıs sorununun çözüm sürecini askıya alıp uzatmak; bu arada Kıbrıslı Türk toplumunun haklarını savunurmuş gibi yapıp, Doğu Akdeniz’deki doğal gaz veya her türlü enerji kaynaklarından hak iddiasını artırmak!

***

Ayrıca eklemekte fayda görüyorum; bu gerçeği görmeyip, bu gerçeği dile getirenlerin “hain” ilan edilmesine onay verenler; destekleyenler; yarın sıranın kendilerine geleceğini çok iyi bilmek zorundadır.

***

Karanlıktayız.

Ve Türkiye’de iki karanlık grubun kavgasının bizi aydınlığa çıkarma ihtimali yoktur.

Türkiye’nin daha demokratik, daha çağdaş bir hukuk devleti olması elbette ki insanlığın arzusu olmalıdır.

En büyük dileklerimden biridir bu.

Ama gerçek de ortadadır!

Ve o gerçek, ne yazık ki çok acıdır.

Aydınlığa çıkabilmemizin tek yolu, Kıbrıs sorununun çözümüdür.

Çözümün bunca yıldır üzerinde çalışılan tek yolu da federasyondur.

***

Bağımsız KKTC mi?

Hayal bile değildir!

Sadece karanlıkta kalmaktır.

Kate Beckinsale

Kate Beckinsale… 46 yaşındaki  İngiliz sinema oyuncusu geçtiğimiz ilkbaharda DuJour dergisine poz vermişti. Bu pozlardan biri… Çok güzel kadın.

Etiketler

Diğer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı