Çocuklar “nüfus” mağduru

Nüfus yoğunluğu ve çeşitliliğinin arttığı ülkemizde, özellikle farklı ülkelerden gelen ailelerin çocuklarının okullarda herhangi bir oryantasyona tabi tutulmaması ciddi sorunlar doğuruyor.

Bahar Uygur –

Ülkede bir yandan sendikaların okullardaki eksiklikler nedeniyle sokaklara döküldüğü diğer yandan öğrencilerin okumak için okul bulamadığı KKTC eğitim sistemi, sosyal ve kültürel sorunların da kapısını aralıyor. Hızlı nüfus artışından kaynaklı olarak birçok alanda olduğu gibi eğitimde de yetersiz kalınırken, yabancı öğrencilerin Türkçe ve İngilizce bilmiyor oluşunun da insan ve çocuk haklarına aykırılığı yüksek sesle dillendiriliyor.

Okullarda öğrenci sayılarının uyruklarına göre dağılımında toplam 34 bin 990 KKTC uyruklu, 13 bin 596 TC uyruklu, 3 bin 127 de 3. ülke vatandaşı uyruklu öğrenci olmak üzere ülke genelinde toplam 51 bin 713 öğrenci eğitim alıyor. Anaokulu, ilkokul ve özel eğitim öğrenci toplamı KKTC uyruklularda 18 bin 288 olarak görülürken, TC uyruklularda 7 bin 597, 3. ülke uyruklularda ise bin 563 olarak görülen ülkede, eğitim görmek için okula kaydettirilen yabancı öğrencilerin de sorunları gün geçtikçe daha da içinden çıkılmaz bir hal alıyor.

Nüfus yoğunluğu ve çeşitliliğinin arttığı ülkede özellikle farklı ülkelerden gelen ailelerin çocuklarının okullarda herhangi bir oryantasyona tabi tutulmamalarının ciddi sorunları doğurduğunu anlatan eğitim sendikaları, İngilizce ve Türkçe bilmeyen çocukların mağdur olduğunu dile getiriyor.

Sosyologlar ise küçük yaşlardaki adaptasyon avantajının yaş büyüdükçe düştüğüne dikkat çekerek, okulların hatırı sayılır bir oranını oluşturan yabancı öğrencilerin kurslar ya da oryantasyon programlarına tabi tutulması gerektiğini vurgulayarak, sorunun kültürel ve sosyal bir boyut kazanmaya başladığını kaydediyor.

SALMAN: EĞİTİMDE SOSYAL VE KÜLTÜREL SORUN BAŞLADI

Sosyolog ve eğitimci Nihal Salman, adaptasyon sürecinin özelde ise öğrencilerin okula adaptasyon sürecinin önemine dikkat çekerek, çocuklarda yaşın küçük olduğu zamanlardaki adaptasyon ile yaş ilerledikçe sağlanmaya çalışılan adaptasyonda ters orantı olduğunu kaydetti.

    “Yaş küçükken adapte olunması daha kolay” diyen Salman, yaşın büyüdükçe bu sürecin de zorlaştığını vurguladı.

“AİLELER DE AYNI SORUNU YAŞIYOR

Adaptasyon sürecinin ve dil bilmemenin zorluklarının sadece öğrenciler için değil, aileler için de geçerli olduğuna dikkat çeken Salman, bazı yabancı uyrukluların adada evlenirken, bazılarının da aile olarak adaya geldiğinden bahseden Salman, hem çocukların hem de ailelerin benzer sorunlarla baş başa olduğunu kaydetti.

Öğrencilerin ne Türkçe ne de İngilizce bilmiyor oluşlarının ciddi sorun olduğuna değinen Salman, sağlıklı iletişim kurulamadığı gibi, okula, sınıfa, arkadaşlara adapte sıkıntısının önemli bir boyut kazandığını dile getirdi.

Öğrencilerin psikolojileri için de olumsuz bir zemin hazırlayan bu durumun bir an evvel minimuma indirilmesi gerektiğine işaret eden Salman, yetkililerin acil eylem planı oluşturması gerektiğini ifade etti.

“DİL KURSLARI DÜZENLENMELİ”

“İngilizce bilenlerin kolaj şansı olabiliyor, ancak bilmeyenler önemli ölçüde mağdur oluyor. Nereden baksanız en az 1 yılları heba oluyor. Aynı sınıfın içerisinde iletişim kuramayan dersleri anlayamayan masum çocuklar yaratıyoruz” diyen Sosyolog Salman, devletin bu çocukları okula kaydederken çocukların adaptasyon ve dil sorunlarını önceden hesaplayarak, önlem almasının bir gereklilik olduğunu dile getirdi.

Yaz tatilinde Türkçe kurslarının düzenlenmesinin mümkün olduğuna işaret eden Salman, bunun dışında öğleden sonraları okullarda ek kurs olarak ya da ders bitimlerinde destek verilerek çözümlenebileceğini ifade etti.

“OKULA BAŞLAMADAN ÖNLEM ALINMALI”

Çocukların henüz daha okula başlamadan Türkçe eğitimi alarak, dil problemini en asgariye indirmesi gerektiğinin altını çizen Salman, sorunun eğitimin çok ötesinde sosyal ve kültürel de bir sorun haline geldiğini vurguladı.

Salman, “Devletin bu sorunları benzer sorunları yaşamış ancak aldığı önlemlerle sorunları çözmüş olan daha gelişmiş ülkeleri örnek alması gerekiyor. Amerika’yı tekrar keşfetmeye gerek yok” diyerek, gelişmiş ülkelerdeki önlem ve mücadele şeklinin ada eğitimi için de uyarlanabileceğinden bahsetti.

“DEVLET ACİL ÖNLEM ALMALI”

“Hiç suçu olmadan çocukların yaşadıkları durum çok kötü devlet acil önlem almalı” şeklinde konuşan Sosyolog Salman, çözüm noktasında birçok da alternatif bulunduğunu hatırlattı. Yurt dışlarında Türk okulları, Alman okulları gibi birçok okul modelinin olduğunu söyleyen Salman KKTC’de şu anda ütopik gibi görünen bu önlemin seçenek olacağı gibi, belirlenen zamanlarda Türkçe kursu verilmesinin de pratik hayatta kolayca işleyişe sokulabilecek bir önlem olduğuna dikkat çekti.

EYLEM:  ÇOCUKLAR DİL BİLMİYOR, HEBA OLUYORLAR

Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS) Başkanı Selma Eylem, nüfus yoğunluğu ve çeşitliliğinin arttığı ülkede özellikle farklı ülkelerden gelen ailelerin çocuklarının okullarda herhangi bir oryantasyona tabi tutulmamalarının ciddi sorunları doğurduğunu anlatarak, İngilizce ve Türkçe bilmeyen çocukların mağdur olduğunu dile getirdi.

Yabancı uyruklu ve dil bilmeyen öğrencilerin ilk bir yıl oryantasyona tabi tutulması gerektiğini söyleyen Eylem, bir yıllık süreç içerisinde öğrencilerin Türkçe öğrenerek okul hayatlarına devam etmelerinin gerekliliğine vurgu yaptı.

“HİÇBİR PLANLAMA YOK”

Öğrencilerin dil bilmedikleri için, okul öğretmelerinin iyi niyeti ve fedakârlığı ile Türkçe öğretme çabasının da yetersiz kalmasıyla bir yıllarının kaybolduğuna dikkat çeken Eylem, bakanlığın bu konuda da üzerine düşeni yerine getirmediğini, bir planlamanın söz konusu olmadığını söyledi.

“İNSAN HAKLARI, ÇOCUK HAKLARINA AYKIRI”

“Bu öğrencilere bir tedbir alınmalıdır, bu durum çocuk haklarına da insan haklarına da aykırıdır” diyen Eylem, Avrupa’da hayat bulan sistemin KKTC’de de olması gerektiğine işaret ederek, yabancı uyruklu öğrencilerin önce Türkçe ve Türk kültürünü öğrenmesi, okullara kaydının daha sonra yapılması gerektiğini ifade etti.

Diğer Haberler

Başa dön tuşu