Cennet Vatanım

Son günlerde gelinen noktada cennet vatanımın içinde bulunduğu duruma karşı çok endişe duyuyor ve de çok üzülüyorum.

22 Mayıs 2020 - 07:30

“Kıbrıs bir ada mıdır cennetten parça mıdır?” Gerçekten de öyledir ki büyüklerimiz böyle besteleyip söylemişler. Ancak son günlerde gelinen noktada cennet vatanımın içinde bulunduğu duruma karşı çok endişe duyuyor ve de çok üzülüyorum.

Bir kere ülkede nereye el atsanız, hangi sektörle iş yapacak olsanız bir çürümüşlük bir bana necilik ve nemelazımcılık aldı başını gidiyor.

Devlet kurumları, özel kuruluşlar ki eskiden onlar daha iyi olmasına rağmen şimdilerde devleti geride bırakmış durumdalar, bir lakaytlıktır aldı başını gidiyor.

“Allah’ım sonunuzu hayır eylesin.” diyeceğim ama artık o kadar bir bozulmuşuz ki o da ne yapsın?

Korona virüs olayı ve devamı durmadan dalga dalga ilerliyor.

“Hani yahu nerede dalga?” diye soracaksanız.  Fransa’da sadece bir çocukta pozitif vakanın görülmesi ile yedi okul birden kapatıldı.

Amerika başta Brezilya takipte ve İngiltere de aldı başını devam ediyor illet virüs!

Bu illetin çıktığı yer olan Wuhan’da mayıs ayı verileri negatifleri görmeye başlamışken şimdi orada yaşayan insanlar tekrardan test yaptırıyorlar.

Bizdeki durumsa çok farklı; eski düzen, eski anlayış tarzıyla yaşamı sürdürmekteyiz. Evet yanlış okumadınız! Daha önce nerede kalmışsak oradan devam ediyoruz.

“Bir kere devlet vergi toplamıyor, kurumlarda istihdam çok, hantal yapı var, kamuda reform şart” diyoruz.

Karşı komşum evinin yan köşesine, birkaç yapı ustası ile görüşmüş yazın sıcağında otomobili güneş altında kalmasın diye basit bir garaj yaptırmak istemiş. Üç aydır yapılan iş yarım duruyor. Ortada fatura yok, makbuz yok, denetleyen yok. Alakadar olan hiç yok!

Bizim evde üç ay karantinada kalmanın verdiği yoğunluk sonrası neredeyse infilak eden bulaşık makinesini bir türlü tamire gönderemedik, tamire gittikten sonra şimdi de eve geri getirtemiyorum. Yanlış okumadınız! İki hafta… Bugün git yarın gel…

Parçası yok, araba bozuk, bugün çok yoğunuz…

Yine fatura yok, makbuz yok.

Hükümetimiz açılımlar gerçekleştiriyor ve kararlar alıyor. Alınan kararları da bizlere duyuruyor. Bunlar içinde kira konusu da var. “Nisan ve mayıs ayı kiraları altı taksitte bölünecek” diyorlar hani nerede? Bırakın taksiti kiradan bahseden yok. Yatırım yapmak için zamanında bir daire almış ve ilerde çocukları sebeplenir düşüncesi ile yapılan bu yatırım yine insanlarımızı bezdirmiştir. Bankada bekleyen döviz borcunun taksiti bir tarafta dursun, kirayı bile alamaz duruma geldiler!

Gelelim madalyonun diğer yüzüne! Dairenin içinde oturan kiracıya. Onun/ların hali bambaşka! İşten durduruldu, durduruldular. Hani durdurulamazdı?  Aldığı 1500 TL işsizlik ödeneğini ki onu da alabilmişse ev kirasını mı ödesin? Yoksa bu süreçte aç kalmamak adına karnını mı doyursun? Ne yapsın bu insanlar?

DEĞERLİ DOSTLARIM!

Ana Muhalefet parti liderimiz, bir önceki Başbakanımız “Türkiye ile acil görüşülmesi gerektiğini, protokol hazırlandı olmadı. Ek protokol hazırlandı yine olmadı. Şimdi bir başka protokol için hazırlıklar sürdürülüyor ama bu iş böyle olmayacak” diyor. Aynen kendi zamanındaki gibi! Sizin zamanınızda da öyle değil miydi? Hatta para gelmediği için sizin başında olduğunuz bir önceki dörtlü ortak hükümet bu nedenden dolayı bozulmamış mıydı? O zaman protokol yok muydu? Türkiye ile niye konuşmadınız?

Böyle işte nereye dokunsanız kırılıyor ülke!

Eğitimmiş, turizmmiş vizyon yok! Olmadı da. Hele hele kriz yönetimi? Hiç yok!

Biraz silkinip kendimize gelsek! Toplasak her konuda işin ehli olan insanlarımızı ve konuşarak, uzlaşı yolu ile hareket etsek. Alınan ve verilen doğru kararlar ile insanlarımızı memnun etsek ama olmuyor işte!

Biz açılımlarımızı bile gereğine göre değil en çok ağlayana ve olay çıkarana göre tasarlayıp belirliyoruz.

Ne diyeyim?

Etiketler

Diğer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı