Büyük resim

İktisat düzenimizi ilk günden itibaren ganimet, kâr ve para hırsı üzerine kurduk maalesef!

Graeme Souness, futbolculuk kariyerini Tottenham, Montreal Olympique, Middlesbrough ve West Adelaide takımlarında sürdürdükten sonra,  1978-1984 yıllarında  Liverpool takımının orta saha oyuncusu olup kaptanlığını yapan, Liverpool’un ardından Sampdoria ve en son da 1986-1991 yıllarında oyuncu ve teknik direktörlükle birlikte Rangers’da bulunan; 1974-1986 yıllarında 54 kez İskoçya milli takımında oynayan ve 80’li yıllarda İskoçya milli takımının kaptanlığını da yapan oldukça önemli, dünya çapında bir oyuncuydu.

Rangers’dan sonra 1991-1994 yıllarında Liverpool takımının teknik direktörlüğünü de yapan Souness, 1995-1996 sezonunda da Galatasaray teknik direktörlüğünde bulunmuştur. Galatasaray’dan ayrıldıktan sonra 1996-2006 yıllarında, sırasıyla  Sothampton, Torino, Benfica, Blackburn Rovers ve Newcastle United takımlarında da teknik direktörlük yapmıştır.

“SAKAT KİMMİŞ GÖSTERECEĞİM SANA”!

Teknik direktörlüğü genel olarak futbolculuğu kadar başarılı olamasa da,

Souness, Galatasaray’lılar için yaşayan bir efsanedir…

Fenerbahçe’nin asbaşkanlarından biri, Souness’in Galatasaray’a teknik direktör olarak gelmeden önce geçirmiş olduğu kalp operasyonuna atıfta bulunarak,

“GS bir sakatı transfer etti” demişti…!

24 nisan 1996’da,

İki ayaklı olan Türkiye Kupası finalinin ikinci maçının bitiş düdüğüyle birlikte,

Türkiye Kupası’nı kazandığı maçın ardından,

O günkü adıyla Fenerbahçe stadı olan Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadı’nın tam ortasına,

Souness, görkemli bir Galatasaray bayrağı dikmiş,

“Sakat” adamın GS’de neler yapabileceğini göstermişti…

 

Bu hareketinden dolayı Galatasaray taraftarları kendisine,

İstanbul’un Fethi sırasında burçlara bayrağı ilk diken Osmanlı askeri olan Ulubatlı Hasan’a ithafen,

“Ulubatlı Souness” lakabını taktı…

 

 NORMLAR VE DEĞERLER

1992 yılında, 104 yaşındaki İngiltere Futbol Ligi dağıldı ve

FA Premier League’e kendi yayın ve sponsorluk anlaşmalarını müzakere etme lisansı verildi.

O zamanki  argüman, buradan sağlanacak olan ekstra gelirin,

İngiliz kulüplerinin Avrupa’daki takımlarla rekabet etmesine olanak sağlayacağıydı…

Doğrusu, öyle de oldu…

Lâkin Souness,

Futbol tutkusunu ve hayatını konuştuğu bir televizyon programında diyor ki:

“Bu öykünün öznesi biziz…” (the English football league system ‘den bahsediyor)

“Siz ancak değişen bir bütünün küçük bir parçası olabilirsiniz;

Ama o küçük değişiklikle “eski” artık geçerli değildir…

Bunu anlıyor ve saygı duyuyorum…

Ama  sakın bize kendi “normlarınızı” yeni “değerler”diye, sunmaya kalkmayın…

Bu “büyük resmi ” görmemek olur!” 

Siyasetçi mi olsaydı keşke?!

VESAYET ÖZNESİ!

Biz de güya Güney Kıbrıs ile rekabet halindeyiz!

Rekabetimizi artırmak için ne yapıyoruz acaba?

İktisat düzenimizi ilk günden itibaren ganimet, kâr ve para hırsı üzerine kurduk maalesef!

Sonra da toplumu iki zıt kutba ayırarak,

Birine “borç verenler”, diğerine “borçlular” dedik!

 

Sürekli bir işsizlik, iş deyince de yalnızca kamu algısı yaratıldı.

Zanaat ikinci plana itildi.

Hatta değersizleştirildi.

İnsanlar giderek hor görmeye başladı kamu dışında yapılan işleri.

Ustalık, kalfalık ve çıraklık terkedildi.

Mesleki eğitimlere küçük görüldü.

 

Kumar ve bet oyunları transfer edildi ülkeye.

Kötü alışkanlıklar hızla nüksetti.

Zamanla aileler çöktü…

Ev diye bir şey de kalmadı…

Bu arada sermaye de giderek el değiştirdi…!

 

Neticede, özne olacağız diye diye,

Özne değil “vesayet öznesi” olduk.

Bize ait ne kadar norm, değer varsa hepsi zamanla egale oldu!

Alıştık mı alıştırıldık mı bilemiyorum ama,

Kazandaki suda ısıtılıp haşlanan kurbağa örneğine döndük galiba,

Farkındayız bunun, lakin göz göre göre de haşlanıyoruz…
Bugün, “devlet” dediğimiz siyasal yapı ise,

Yap-İşlet-Devret (YİD) modeli bir kuruma dönüştürülmek üzere…

Çünkü bu devlet dediğimiz kurumun kurumlarıyla birlikte,
Telif haklarını da bir yerlere devretmeyi tartışıyoruz!

Kullanım şartlarını ise, birilerinin iki dudağı arasına sıkıştırmayı!

“Vesayet” böyle bir şey!

Senin kendin dışında bir “kafa” örgütlenmesi…

“Egalizasyon”…

“Büyük Resim” bu…

Biz özne olacağız diye diye vesayet öznesi olduk olmasına da!,

Özne, yani bu büyük resmi tuvale çizen ressam,

Acaba ne zaman kaldıracak tuvalin üzerindeki çarşafı?!

Etiketler

Diğer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı