Bırakın Sevelim, Rahat Edelim…

Uçuşan yaprak, boş bir salıncak...

Sevgi neydi? sevgi emekti

Uçuşan yaprak, boş bir salıncak…

                        ***

Bu sözler Yeşilçam sinemasının kült olmuş Kadir İnanır repliklerinden…

Bizim gibi genç nesillere o dönemlerin ruhunu yansıtan mitlerden.

Sevginin durduk yere olmayan, emek isteyen fakat bir o kadar da normalleştiğinde hayatın içinden bir parçaya dönüşmesini duyguyla harmanlayan sözler.

Sevgiyi sadece iki kişinin arasındaki bağdan ibaret sanmak da sevgiyi hafife almak, en basit haline indirgemek olur.

İnsanın içinde bulunduğu en küçük birlikten yaşadığı gezegeni kendi varlığı ile bir bütün sevmesine varıncaya kadar ölçekli bir değerdir.

Maç bitince rakiplerin birbirini sevmeye devam etmesi, farklı düşüncelerin düşünce ötesindeki insani kimliklerini bilip severek düşüncelerini masaya koyması, aynı gökyüzü altında hiç birimizin doğarken tercihi olamayan kökenleri üzerinden birbirini sevmesi, zaman mefhumunun içinde geçmişini sevmesi geleceğini kucaklaması…

Ve bu bilincin inşaasında toplumsal davranışın değişimine önderlik edecek siyasilerin kendi farklılıklarını fikirleri ile sabit tutup ortak insani ve kültürel paydalarda birbirlerini kucaklayabilen, ayni ülke için farklı değerlerle ‘memleketin iyiliği’ için ‘memleketin evlatları’ olarak çaba sarfettiklerini göz önünde bulundurarak sevmeleri, toplumsal barışın ve sevginin kalitesinin artması için verilecek en önemli emektir.

***

Nerden geldik buralara…

Son 15 yıldır içimizdeki tartışma kültürünün kültürsüzlüğe evrildiği, sosyal medya aracılığıyla yüzüne söyleyemeceklerimizi evinde bandoflasıynan ayakları uzalı otururken söyleyebilmenin rahatlığı ile sevgi duygusunun yerini öfke ve ayrışma huzursuzluk veren derecede hissedilir durumda.

Gerek basının kullandığı dil gerekse siyasilerin birbirine yaklaşımı ve toplumu böl yönet yapısının kolaylığı ile sevginin ve değerlerin Kıbrıs Türk’ünden kopup gitmesini gündemine alan yok.

Ta ki geçtiğimiz gün Kudret bey’in adaylığını açıklama metninde bu konuyu ele aldığını görene kadar…

Özersay adaylık açıklamasının zeminini oturttuğu 4 maddeden diğer aday ve olası adaylardan şimdilik ayrıldığı noktalardan biri üçüncü madde olarak yazdığı ‘ÖNCE TOPLUMSAL BARIŞ’ başlığı oldu benim için.

Kıbrıs’ta kalıcı ve yaşayabilir bir çözüm için bizim kendi içimizde de barışı, yani toplumsal barışı sağlamamız gerekir. Bu açıdan Cumhurbaşkanına büyük bir görev düşer.

Toplumda zaman içerisinde yerleşmiş bazı önyargıların ve ötekileştirici yaklaşımların kırılması için inisiyatif alacağım. Öte yandan bazı vatandaşlarımızın etnik kökeni ya da doğum yeri nedeniyle Kıbrıs Rum tarafınca güneye geçişler de dahil olmak üzere farklı bir muameleye tabi tutulması sorununu çözmek için çaba harcayacağım.”

Özersay’ın açıklamasında yer alan ifadelere inanıyorum.

Zira 2 yıllık hükümet ve 4 yıllık parti duruşlarında, sözlerinde ve uygulamalarında kimseyi ayrıştırmadan, hizmet sunarken partilerine veya kimliklerine bakmadan iş yaptıklarını biliyoruz.

Şu ana kadar en ağır eleştirenlerin dahi hakkını iade ettiği bir nokta varsa bu da onlardan biridir.

Toplumsal barışı, iç sevgiyi manifestosuna koyacak kadar önemseyen biri elbette bu sevgisizlikten de en fazla nasibi alan ve almaya devam edendir ki bu ihtiyacı aleni ele alıyor.

Halbuki Özersay da Nazan Öncel gibi Bırakın Sevelim, Rahat Edelim diyor…

Haksız mı?

***

Birbirimizi dikenlerimizle sevip toplum olarak kucaklayabildiğimiz zamanlara özlemle, tüm adaylara hizmet yolunda başarılar.

Diğer Haberler

Başa dön tuşu