Bir musibet, bin nasihatten evladır: Ne ilhak ne yama, hade bağımsızlığa! (2)

“Çözüm olmadan bizden bir şey olmaz” diyen sol paradigma da, “Türkiyesiz hiçbir şey başaramayız” diyen sağ paradigma da artık çöktü.

18 Şubat 2020 - 11:59

Dünkü yazımızda Cumhurbaşkanı Akıncı’nın gerginlik siyasetinin ülke yararına olmadığını ama yaratılan kriz ikliminin gerçek gündemimiz olan kendi ayakları üzerinde durabilecek bir siyasi ve ekonomik yapıyı kurgulama adına fırsata çevrilebileceğini tartışmıştık.

KKTC ASLINDA YENİ KURULUYOR

Haber Kıbrıs’a ve birkaç ay önce Vizyonerler Kulübü’ne konuk olarak benzer açıklamalar yapan Ekonomi Bakanlığı Müsteşarı sevgili Şahap Aşıkoğlu’na göre “çözüm olmadan bizden bir şey olmaz” diyen sol paradigma da, “Türkiyesiz hiçbir şey başaramayız” diyen sağ paradigma da artık çöktü. Kendi ayaklarımız üzerinde durmak adına daha iyi bir zamanlamanın olmadığını ve Vizyon 2035 projesinin tam da bu nedenle hayatiyet taşıdığının altını çiziyor.

“Ne vilayet, ne azınlık; bağımsızlık” söylemi bugün geniş yığınlar nezdinde sloganlaşmadı. İlginçtir, bu söylemi ilk kez bugün Sayın Cumhurbaşkanı’nın müsteşarı olan ve 2012 yılında Haberdar gazetesi köşe yazarlığı yapan Gürdal Hüdaoğlu’nun kaleminden okumuş, ve yeni siyaset tezi gördüğüm için arşivlemiştim.

2018 yılında NPN Haber portalına yazdığım “KKTC Asıl Şimdi Kuruluyor” adlı yazıda Hüdaoğlu’nun tezinden esinlenerek   “Kıbrıslı Türklerin ezici çoğunluğunun ne Türkiye’nin vilayeti ne de Rumların azınlığı olmak istediğini yazmış ve şöyle devam etmiştim:

“Kıbrıslı Türkler; kendi kendine yetebilen, kendi kurumlarını kendisinin yönettiği, dünyayla bütünleşmiş bir devlet içerisinde, Kıbrıs’ın Kuzeyi İçin Öneriler Raporu’nu kaleme alan sosyolog Mine Yücel’in ifadeleriyle ‘GURUR DUYULACAK’ bir ülkede yaşamak istiyor.”

2012’de yazdığı yazıda şu ifadelere yer veriyordu Hüdaoğlu:

“KKTC 29 yıl önce ilan edildi ama daha kurulmadı…Kendi kendini yönetme kabiliyeti gelişir; kendi ayakları üzerinde durmasını sağlayacak yeni bir paradigmaya yönelir; yandaş yerine vatandaşı  önemseyen bir zihniyete kavuşur ve hem siyasal hem de kültürel olarak aşağılanmaktan kurtulursa işte o zaman gerçekten “kurulmuş” olur. Hele kendine küresel bir de yol bulabilirse.”

VİZYON 2035 VE VİZYONERLERİMİZ

Özellikle son 10 yıllık süreç içerisinde KKTC’nin yeni bir yol arayışında olduğu aşikar. Bir yandan Türkiye’yle imzalanan protokollerin yürürlüğe girmemesi ve Türkiye’nin içinde bulunduğu kritik koşullar beri yandan Crans Montana sonrası Anastasiadis’in akamete uğrattığı federal çözüm umutlarının çökmesi dolayısıyla sağ siyaset de sol siyaset de büyük bir savrulma yaşıyor.  Siyaset, kelimenin tam anlamıyla tıkanmış vaziyette.

Müsteşar Şahap Aşıkoğlu, ekonominin ilk kez ekonomi bakanlığı eliyle planlanmasını öngören ve sekiz farklı sektörde politika ve stratejiler oluşturulmasını öngören “Vizyon 2035” projesinin tam da bu tıkanıklığın aşılması ve halkın gerçek gündemi olan kendi ayakları üzerinde duracak ekonomik yapının oluşturulması adına müthiş bir fırsat olarak değerlendiriyor.

İşte tam da bu noktada, toplumun çatışmadan beslenen giderek daha çok önemini yitirmeye başlayan dinamikleri yerine hızla yükselmeye ve ses vermeye başlayan yeni, üretken, uzlaşmacı, genç vizyoner dinamiklerin düşünce ve eylemlerine önem vermek gerekiyor.

Kimdir bu dinamikler? Ne istiyorlar? Devlet yollarından nasıl çekilmeli? Önümüzdeki haftaki yazımızda bu konuları irdeleyeceğiz.

Etiketler

Diğer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı