Bir annenin gözyaşında boğulur mu bu dünya?

Gelin görün ki benim gerçeğim değişse de etkilendiğim o ailenin, ailelerin gerçeği değişmiyor…

14 Şubat 2020 - 11:58

Uyuyamadım tüm gece… Kitaplar, koyunlar, kuzular derken “hadi bu sefer inşallah huzurla uyuyacağım” deyip daldığımda ise ardı ardına kâbuslar…

Küçük kızım kucağımda soğuktan donmuş onu defnetmek için anlamsız bir biçimde denizin ortasına yürüyorum. İçimde derin bir acı var ama gözümde hiç gözyaşı yok. Öyle ki beni içten kavuran acıdan, dışımda eser yok. Yoğunlaşarak bakıyorum yavrumun yüzüne, o anda canlanıyor. Yavaş yavaş hareket etmeye ve konuşmaya başlıyor. Sarılıyoruz. Başımı kaldırıp etrafıma bakıyorum. Etraf hala savaş alanı, feryat figan…

Nihayet uyanıp biraz soluklandıktan sonra, dün gece haberlerde İdlip kırsalında ailesiyle savaştan kaçan çocuğun donarak öldüğü haberi geliyor aklıma. Zihnimde yer eden; huzursuzluğumun da, kâbuslarımın da nedeni beliriyor.

Gelin görün ki benim gerçeğim değişse de etkilendiğim o ailenin, ailelerin gerçeği değişmiyor…

2011 yılından bu yana kayıplarla, denizlerde boğulan kaçaklara milyona yakın masum insan hayatını kaybetti.

Öyle ya kıyıya vuran cesetler, açıkta kalan mülteci gemileri dikkatimizi çekmez oldu.

Nasıl oldu da bu yönde ki duygularımız, tepkilerimiz azaldı ya da bitti? Nasıl normalleşti beynimizde tüm yaşananlar?

9 yıldır süren savaşta taraflar güç zehirlenmesi yaşıyor da büyük güçler tarafından, uluslararası kamuoyu baskısıyla neden müdahale edilmiyor. Sebep zaten tarafların büyük güçler olması olabilir mi?

Her gün, her an masum insanlar, bebekler, çocuklar göz göre göre ölmüyor, öldürülüyor.

Hani nerede Birleşmiş Milletler?

Nerede Avrupa Birliği?

Uluslararası kuruluşlar?

Korona virüsü öldürüyor da, Suriye savaşı öldürmüyor mu? Ölenler mi kıymetsiz, giden canlar mı?

Coğrafyadan coğrafyaya değişir mi insanın kıymeti?

Yok, öyle değilse niye durmuyor bu kanla insan boğan hesaplaşma? Niye durdurulamıyor?

Bir annenin gözyaşında boğulur mu bu dünya?

Bizlerin tepkisizliğinin bedeli, onların ahı olabilir mi tüm bu yaşananlar? Yangınlar, afetler, virüsler, krizler…

Benim burada ki minik çığlığım bir işe yarar mı? Bilmemem…

Ama tek bildiğim insan olarak cılız bir çığlıkla da olsa bunu sorgulamak gerek, bunu hep bir ağızdan söylemek gerek. Tepkimizi koymak gerek…

“Neden,  Neden” demeli, “ah canım yazık” tan öteye gitmeli “durdurun” çığlıkları…

Sahi… Var mı şu savaşın somut sebebini bilen?

Nasıl mankurtlaştık, mankurtlaştırıldık böylesine?

Dün netten bir video izledim. Arapça olan eserin sözlerini Suriyeli sanatçılar yazmış bakın ne diyor o satırlarda;

*“Eğer sizin meydanlarınızda, caddelerde, sokaklarınızda dilenciler olduysak, özür dileriz

Eğer sizin işyerlerinizde, atölyelerde, tarlanızda kaçak işçi olduysak / özür dileriz

Eğer sizin kıyılarınıza, kumsala, plajlarınıza cesetlerimiz vurduysa / özür dileriz

Şikâyet edemem ben maazallah

Timsah gözyaşlarında boğulduk vallah

Ben bir mülteciyim…”

Bitirin kirli hesaplaşmalarınızı bu kadar ölüm yeter, bu kadar acı yeter…

Etiketler

Diğer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı