Beştepe’ye kadar taşınmış!

Bu ülkenin en değerli kurumlarından biri, üniversite deyince akıllara gelen ilk isim, Doğu Akdeniz Üniversitesi, yine gündemde.

Yaşananlar çok çirkin.

Ne olduğunu anlayan var mı, bilmiyorum.

Bu ülkenin en değerli kurumlarından biri, üniversite deyince akıllara gelen ilk isim, Doğu Akdeniz Üniversitesi, yine gündemde.

Zaten siyasetin karıştığı, müdahale ettiği, siyasallaştırdığı, nerede hayır kaldı ki.

Bir kurum kötü yönetilebilir, krize, iflasa sürüklenebilir.

Bunu yapanlar, belli şartlarla, normal yollarla, yasalarla, şeffaf bir şekilde ortaya çıkarılmalıdır.

DAÜ’de neler oluyor?

Ortada iddialar, söylentiler, konuşulanlar, suçlamalar, net olarak bir karmaşa var.

Detaylar, teknik ve kurumsal yönetim zaafları, benim ikinci önceliğim.

İlk önceliği, DAÜ’ye ve DAÜ’nün kurumsal kimliğine veririm.

Bu kurumun üzerinde kimse olamaz, olmamalı.

Ne kişiler, ne hükümetler, ne siyaset, DAÜ’den öndedir.

Rektörü Prof. Dr. Necdet Osam, ekibiyle birlikte bir toplantı düzenledi ve istifa ettiğini açıkladı.

Prof. Dr. Osam hükümete ve özellikle büyük ortak UBP’ye ciddi eleştiriler, suçlamalar yaptı.

Prof. Dr. Necdet Osam özetle;

“Üniversitenin kimseye borcu olmamakla birlikte, kasasında 210 milyon 798 bin 776 lira 63 kuruş nakit vardır. Yapılan üniversiteyi batırma operasyonudur. Çünkü bu sıcak paranın bir şekilde buradan gitmesi demektir. Kıbrıs Türk Hava Yolları’na yaptıkları gibi DAÜ’yü de bitirme çabasına girilmiştir.

İstedikleri gibi olmadık ve gözden çıkarıldık. Çünkü biz bu profesörlükleri yerden toplamadık. Onurumuzla görevimizi yaptık, onurumuzla ve kasada para bırakarak, aynı Özay Oral gibi gidiyoruz. Özay Oral da görevden ayak oyunları ile götürülürken kasada para bırakarak gitmiştir.

Üniversite batmadı, bu bir üniversiteyi batırma operasyonudur. Çünkü bu sıcak paranın bir şekilde buradan gitmesi demektir. Sayın Başbakan’a da bunu buradan saygı ile iletiyorum. Kendisi de bunu bilsin. Ben Sayın Başbakanımızla bir kez bile konuşamadım, çünkü beni o da muhatap almıyor. Kendisi çocukluk, mahalle ve üniversitede okul arkadaşımdır.

Üniversiteyi idare eden adamla Sayın Başbakan bir kez konuşmamış ve bir siyasi kriz haline getirmiştir. Benim bugüne kadar hiçbir siyasi ile oturup yemek yediğimi bulamazsınız. Hiçbir siyasetçi ile ne yakın ne de orta ilişkim oldu. Bütün siyasetçilere makamlarından, taşıdıkları sıfattan dolayı saygım sonsuzdur. Bütün makamlara her zaman için saygılı davranmasını bilmişimdir. Ama hiçbir siyasetçinin, kolunun altında, arkasında gitmemişimdir. Zaten bunları yapmadığım içindir bütün ayaklar.

DAÜ’nün kuruluş yıl dönümünde, Salamis Antik Tiyatro’da Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası ile Türkiye’nin çok önemli bir gurubu ile birlikte o mutlu günü kutlamak istedik. Ama o mutlu gün inanılmaz spekülasyonlara neden oldu. Tören bittikten sonra ben ve ekibim ile birlikte Cumhurbaşkanlığını ve Cumhurbaşkanının taraflarını o mekâna toplayıp alkışlatmakla suçlandık.

Etkinlik sonrası, Başbakan Yardımcı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay telefon ile arayarak “Hocam üzerinize gelinecek, çünkü böyle böyle durum yarattınız. Algı budur. Sizi savunuyorum, savunmaya da devam edeceğim’ demiştir.

Bu etki Türkiye’de külliyeye kadar taşındı. Biz Sayın Cumhurbaşkanına konuşma yapsın diye platform ayarlamışız da diğeri konuşamamış. En yüksek mevkiinin sahibi bir yerde konuşma yaptığı zaman zaten diğer insanlar konuşmaz. Dünyada siyasi literatürdeki edep bunu gerektirir”.

İddialar bunlar, bunları yalanlayacak, cevap verecek kimse yok mu, adı geçen siyasiler var.

Yazık ki, ne yazık.

DAÜ ile ilgili yönetimsel hataları ayrı bir yere koyuyorum.

Rektör Osam’ın istifasının nedenleri sadece anlattıkları mı, bilemiyorum.

Ancak, kuruluş yıldönümünde Cumhurbaşkanının konuşması ve bunun Türkiye’ye, Beştepe’ye taşınması, akıl alır gibi değil.

Bu ne hırs, bu ne kin, Türkiye ile ilişkilerin bozulma sebepleri en başta bunlar değil mi?

Etiketler

Diğer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı