‘Ben’ kaygısı:

Covıd-19, sosyalizmi zorunlu hale mi getirdi?

9 Nisan 2020 - 08:10

Yurt dışında eğitim gören veya oralarda ‘kısılan’ yurttaşlarımız dönsün mü?

Hayır, dönmesinler! Onların dönmesi demek, kapalı kaldığımız gün sayısının artması ve sağlık kapasitesinin yetersiz kalma riskinin artması demektir.

Evet! Dönsünler tabii! Onlar bizim canlarımızdır. Öleceksek beraber ölelim!

İş yerleri yavaş yavaş açılsın mı?

Hayır, açılmasın! İnsanlar bir araya gelirse Covid-19 bulaşmasının yayılması riski vardır. Bu ne acele. Para bu kadar tatlı mı?

Açılsın tabii! İş yerlerinin kapalı kalması uzadıkça ekonomi çarklarının dönüşü daha da zorlaşacaktır.

Kapalı olan iş yerlerinde çalışanlar gibi açık olanlara da maaş desteği verilmesi gerekir mi?

Ne münasebet! Zaten paraya boğuldular; bir de destek mi alacaklar? Üstelik bu, kapalı olanlara haksızlıktır.

Verilmesi gerekir! Siz bizim ne kadar düşük ciro yaptığımızı biliyor musun? Üstelik biz kamu görevi yapıyor; tehlike altında ve düşük ciro ile çalışıyoruz. Keşke bizi de kapatsalardı!

Kapalı olmasın gereken hırdavatçı, acil ihtiyaçtır diye dükkanını açıp müşterine bir vana veya çeşme vermeli mi?

Versin tabii! Adamın çeşmesi bozulduysa değiştirmesin mi yani?

Bunu gören komşusu onu polise ihbar ederse haksızlık etmiş olmaz mı?

Eee… Bilmem vallahi! Dükkanı ne için açtığını nereden bilecek? Komşu da esnaftır; O da açmak ister tabii!

Devlet, çeklerin karşılığının yatırılması süresini 90 güne çıkarmakla iyi mi yaptı?

Uzatması gerekir. İş yapmadan para bulamayız ki!

Hayır, uzatmasın! Onlar bu malları zaten üç ay önce almışlardı. Belki sattılar da. Çeklerinin karşılığını ödesinler efendim!

VİRÜTİK HALLERİMİZ

Bu listeyi uzatabiliriz… Kiminin çocuğu otelde kalırken, kimininki yurtta kalmış… Bunca zaman ülkeyi iliğine kadar sömürdükleri halde vergi vermeyenlerin otellerine, fabrikalarına ve bankalardaki birikimlerine el koymak gerekirmiş…

Bunlar bizim virütik hallerimizdir. Bunlar, Covid-19 salgını tehlikesi günlerinde evlerimizde kapalıyken sosyal medya aracılığı ile ürettiğimiz düşüncelerdir! Ama hepsinin de temelinde BENCİLLİK, kendimizi nasıl yeniden üretebileceğimizin kaygısı vardır.

Bir kısmımız bunlarla uğraşırken, bazılarımız daha bilimsel düşünmeyi tercih ettiler: Artık dünya düzeninin değişeceğini ve kapitalizmin sonunun geldiğini büyük bir zevkle ilan ettiler. Olabilir! Bu günlerde devletin yardımına o kadar çok ihtiyaç duyuyoruz ki, bunu neden yapamadığını düşünmek zahmetine bile katlanmadan hepimize yardım etmesinin yolunun her şeye el koymasından geçtiğini ileri sürebiliyoruz.

SOSYALİZM ARAYIŞI

Ama sadece koruma talep edenler değil, anlı-şanlı bilim insanları da artık kapitalizmin işinin bittiğini ve sosyalizm ışığının yeniden parlayacağını ileri sürüyorlar. Önceki gün Euronews.com sitesinde görüşlerine yer verilen üç profesör ve bir hukukçu, “Kapitalizmde yolun sonu mu? Dünya artık çarenin sosyal devlet ve hatta sosyalizm olduğunu mu gördü?” sorusuna büyük bir heyecanla “evet” diye yanıt verdiler.

Kapitalizmde yolun sonu mu? Dünya artık çarenin sosyal devlet ve hatta sosyalizm olduğunu mu gördü?

Dünyanın hali budur işte… 70 yıllık Sovyet deneyiminden veya halen yaşanmakta olan totaliter sosyalist rejimlerden gerekli dersi çıkarmadan konuşup duruyoruz. Sosyalizmin bir toplumsal yaşam düzeni olarak devam edememesinin sorumlusu herhalde Brejnev’in kendisiydi! En halisinden Marksist bir bakış! Toplumsal gelişmelerin vaaz ile sağlanamayacağını, bunun somut nedenleri olduğunu kanıtlamak için ömrünü harcamış olan Karl Marks mezarında ters dönmüş olmalıdır.

SORUNUN ESASI

Bence asıl sorun, insan denen canlının doğasındadır. Sosyalizm deneyimlerinin ağır bir baskı mekanizması kurulmadan yaşanamamasının nedeni de budur. İnsan, özgürlüğünü kendi için kullanmaktadır. Özgür insan, aslında benliğinin farkına varmış ve benliğini geliştirmek için çalışan insandır aynı zamanda…

Şimdi bizim ileri geri konuşmamızı sağlayan da, özgürlük ve bencilliğin birlikteliğidir. Hepimiz kendimiz için birşey istiyoruz. Ama ne yazık ki, medeniyet veya gelişmişlik denen şeyin bu seviyeye varmasının nedeni de budur. Çok yaman bir çelişkidir bu: Bencilce tüketmek için üretiyoruz biz aslında…

Ürettiklerimizin çeşitlenmesine ve çoğalmasına ise medeniyet diyoruz.

Bugünlerde söylenenlere de çok aldırmamak gerekiyor. Bugünler geçecek, korunma ihtiyacı yerini yeniden tüketmek sevdasına bırakacak ve medeniyet ilerlemeye devam edecektir. Eğer bu kapitalizm ise; kapatalizm, kendini yeni koşullara uyarlamakta hepimiznden daha becerikli olduğunu bir kez daha kanıtlayacak.

Merak etmeyin; bazı insanlar ise, benliklerini koruyabilmek ve varoluşlarını devam ettirebilmek için kapitalizmi suçlamaya da devam edebilecek!

Etiketler

Diğer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı