Beklenen liderlik: Toplumsal seferberlik ve ortak akil

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin bir an önce ertelenip siyasilerin birbiriyle didişme yerine tüm toplumsal unsurlarla bu virüse karşı topyekün mücadele etmemiz gerektiğini halk sağlığı için alınacak en önemli tedbir olduğunu düşünenlerdenim.

16 Mart 2020 - 11:01

Sonda söyleyeceğimi baştan söyleyeyim. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin bir an önce ertelenip siyasilerin birbiriyle didişme yerine tüm toplumsal unsurlarla bu virüse karşı topyekün mücadele etmemiz gerektiğini halk sağlığı için alınacak en önemli tedbir olduğunu düşünenlerdenim.

 

Tüm dünyayı etkisi altına alan ve solunum yollarından bulaşan coronavirüs ülkemizde de büyük bir paniğe yol açtı. Hükümet, ilk vakıa görülür görülmez salgını önlemek adına kriz masası oluşturup kağıt üzerinde yerinde tedbirler almasına rağmen süreci yönetmede zaafiyet gösterdi.

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİM SÜRECİ TOPLUMSAL SEFERBERLİK RUHUNU ZEDELİYOR

Maalesef, daha önce 26 Nisan’da gerçekleştirileceği duyurulan cumhurbaşkanlığı seçimlerinden dolayı hükümet ve cumhurbaşkanlığı arasında son 1 hafta içerisinde tam bir eşgüdüm ve dayanışma ortamı olması gerekirken siyasi didişmelere şahitlik ettik. Cumhurbaşkanı, anayasal yetkisini kullanarak önce Bakanlar Kurulu sonra da siyasi partilerle yaptığı toplantıların ardından sokağa çıkma yasağı dahil olağanüstü durum ilan edilmesi gibi sert tedbirler alınması yönündeki görüşünü kamuoyuyla paylaştı. Olağanüstü toplanan bakanlar kurulu toplantısı sonrası Başbakan Cumhurbaşkanı’na ağır eleştiriler yöneltti. Asla sokağa çıkma yasağı ilan edilmeyeceğini vurguladı. Tüm dünya bu ölümcül virüsle mücadele adına tüm toplumsal unsurlarını harekete geçirip önlem almaya çalışırken siyasilerimizin bu didişme hali en hafif deyimle aymazlıktır. Kabul edilmezdir.

 

Baştan beri olması gereken kapsayıcı ve bütünleştirici bir liderlik ve kriz yönetimiydi. Hükümetin ve devletin başı Cumhurbaşkanı’nın liderliği ve koordinasyonunda mecliste temsil edilen tüm parti başkanları ve ekonomik, sosyal, ve sağlık alanından paydaşlardan oluşan birbiriyle koordineli çalışacak ve halkı an be an bilgilendirecek, güven verecek bir kriz masası oluşturulamadı. Bu zafiyet halkta panik yarattı. Hükümet ve Cumhurbaşkanı birbiriyle didişmeyi derhal sonlandırmalıdır.

 

HÜKÜMETE YURTTAŞTAN MEŞRU SORULAR

 

Araştırmacı yazar Mete Hatay, hükümetin kriz yönetimini sorguladı. Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda kamuoyunun genelinin hassasiyet gösterdiği hususları dile getirdi.

 

“Bilgiye ulaşmak böylesi kaotik durumlarda çok önemlidir. Bir de otoriteye güven. Bu nasıl sağlanır? Tabii ki yetkililerin başarılı eylemleriyle. Ama en önemlisi halka ulaştıracakları doğru bilgiyle. Eğer yetkililer halkla düzgün bir iletişim stratejisi üstünden ulaşamıyorlarsa, iletişim alanını dedikodu, spekülasyon, abartı veya aşırı küçümseme kaplar. Bu da panik ve itaatsizliği beraberinde getirir. Benim naçizane görüşüm hükümetin bir an evvel kendi yüzleri olacak uzman ve güvenilir birini (tercihen siyasetçi olmayan) günlük bilgilendirme yapacak şekilde kullanmasıdır. İnsanlar, gazeteciler bu şahısa sorular yöneltebilmeli, ve cevapları hükümet adına bu şahıstan almalıdırlar. Böylesi bir eksersiz sanal medya üzerinden yapılabilir. Hükümet mensupları da işlerine daha fazla yoğunlaşabilirler. Mesela milletin kafasında şimdi birçok soru var, hükümetten kime ulaşmamız lazım bu konuda? Örneğin Almanlarla gelmiş olan 10 Kıbrıslı Türk bulundu mu? Karantina altında kaç Kıbrıslı Türk var? Yurtdışından gelenlerin uygulayacağı karantinayı kim kontrol edecek? (Sanal medyada neneleriyle kucak kucağa resmi çıktı dün adaya gelen birçok öğrencinin.)  Türkiye’den sağlık çalışanları geldi mi? Gerekli alet edevat durumumuz nedir, büyük bir salgın karşısında? Niye özel sektöre test kiti ithalat yasağı var? vesaire vesaire…

Yarın doğru kriz yönetimi nasıl olmalı, biraz buna değineceğiz.

 

 

 

 

 

Etiketler

Diğer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı