Basketbol Federasyonu’nun dikkatine;

Levent Çağdal, Okan Donangil ve Ertuğ Nasıroğlu gibi değerli isimlerin başkanlık dönemlerinde basketbol oynadım.

2 Aralık 2019 - 12:00

Basketbol dünyada oldu gibi ülkemizde de elit bir branştır ve kültürü farklıdır deriz hep.

Levent Çağdal, Okan Donangil ve Ertuğ Nasıroğlu gibi değerli isimlerin başkanlık dönemlerinde basketbol oynadım.

Sonrasında da 4-5 yıl kadar alt yapı işlerinde antrenörlük deneyiminden geçtik.

Kısacası basketbol özel ilgi gösterdiğim branşların başında gelir.

Şu anda da çok sevdiğim ve saydığım Ahmet Sütcü başkanlığında aynı şekilde çok değerli isimlerden oluşan yönetimi, hep savunduğumuz basketbolun çıtasını yukarıya taşıma derdinde.

İyi işler yapılmıyor mu, pek tabiki çok güzel işler yapılıyor ancak zaman zaman alınan ve tepkilere neden olan kararlara da anlam veremiyorum ki farklı farklı konular olsa da bu tepkilerin ortaya çıkmasındaki ortak bir neden var o da “Tüzük” karmaşası.

Eski tüzüklerin arasında sıkışan ve boşluklarından dolayı son yıllarda kulüplerle sorunlar yaşayan federasyonun yeni tüzüğünün bir türlü bakanlar kurulundan geçmemesi ve yürürlüğe girmemesi, Sütcü yönetiminin kanayan yarası haline dönüştü.

Yeni tüzük resmileşmedikçe de bu yara kanamaya devam edeceğe benziyor.

***

Federasyon yönetimleri bazen değil her daim, “kesin, net, tarafsız ve herkese eşit mesafede” olmalıdır.

Aldığı ve verdiği kararlar tartışılmamalı, yoruma açık olmamalıdır ki tepkilere maruz kalınmasın.

İşte bunların hepsi tüzüğe ve yönetmeliklere bağlı.

Bu nedenle de şu an eski tüzüklere bağlı kalmak zorunda kalan federasyonun aldığı bazı kararlara da kulüplerden zaman zaman tepkiler yükseliyor.

Federasyon bu sezon öncesinde özel hizmet satın alarak oyunculardan takımlara kulüplerden federasyona kadar özel ve güzel haberler yaptırıp medyada daha çok yer almayı hedefledi.

Hem ülkemiz spor medyasına kolaylık hem de federasyonun hedefi bakımından yapılan bu atılım bence de gayet yerinde ve doğru bir iş.

Ancak federasyonda yaşanan sıkıntılı durumların ise medyadan uzak tutulmaya çalışılması, hiç bir olumsuzluk yokmuş ve her şey güllük gülistanlıkmış gibi gösterilmesi de bir o kadar yanlış bir düşünce yapıcısı.

Eleştiriye açık olmak zorundasınız ve unutmayın ki yaşanan bir sorun varsa elbet gün yüzüne çıkar, gündeme gelir ve manşetlere düşer.

Hatta böyle bir durumla karşı karşıya kalındığı zaman sessizliğe bürünülmesi de federasyonun haklılığını ortaya koymaz aksine özeleştiri yapılması gerekliliğini gündeme getirir.

Ve alınan kararlar doğrultusunda oluşan tepkiler varsa çıkıp nedenleriyle birlikte açıklama yapılması ve fluluğun ortadan kaldırılması gerekir.

***

Yukarıdaki gelişmeler ışığında ilk olarak transfer döneminde yabancı sayısı konusunda sıkıntılar yaşanmış ve bazı kulüplerin ligden çekilme açıklamaları uzun süre medyanın gündeminde kalmasına rağmen federasyon da uzunca bir süre sessiz durmuştu. Hatta o süreçte sayın başkan ilk olarak HABERCİ’ye verdiği röportajında yabancı ile ilgili kararını belirtmiş ve biz bunu yazdıktan sonra da resmi karar açıklanmıştı.

Daha sonra ise Koop ile LAÜ arasındaki “Berk Argın”ın serbest transfer hakkı olup olmadığı krizi günlerce manşetlerde yer aldı ve federasyon burada da hep sessizliğini koruyarak resmi açıklama yapmaktan kaçınmıştı. Spor basını da kendi araştırmaları sonucu alınan kararların resmiyetini gündemine taşımaya çalıştı.

Liglerin başlayıp başlamama konusunda da günlerce sürünceme yaşanırken bu süreçlerde de federasyon her şeyi kendi içinde halletme yolunu seçti ve kararlarını basına açıklamayı hiç düşünmedi.

Basında çıkan birsürü habere ve eleştiriyi görmezden-duymazdan gelen federasyon hep sessi kalmayı tercih etti.

Bir sonraki adım da hazırlık turnuvalarına geçilirken bu kez de yeni sezon öncesi son sınav ve en önemli kupa olan Cumhurbaşkanlığı Kupası yani Süper Kupa konusu sıkıntı doğurdu. Kaç kez haberini yapıp gündeme getirmişse de federasyon yine aynı tavrı takındı ve kararını dahi resmi olarak açıklamak için kupanın oynanmasına sadece 3 gün kala bunu yaptı. Hem de spor medyasından destek almasına rağmen bunu basına servis ederek değil facebook hesabından paylaşarak yaptı.

***

“Uluslararası” kurallara göre şu an günümüzde bu kupayı lig şampiyonu ile federasyon kupası şampiyonu oynar. İki kupayı da aynı takım kazanmışsa eğer federasyon kupası finalisti bu kupayı oynayacak takım olur.

Yani bu kupayı kimin oynayıp oynamayacağı bellidir aslında.

Dedik ya işte federasyonun kanayan yarası “Tüzük” diye.

Yürürlükteki tüzük fi tarihinden kalma olduğundan yeni tüzüğün de bir türlü yürürlüğe girmemesinden dolayı ne oldu ne bitti bilinmez federasyon bu konuda değişik bir karar üretme yoluna gitti.

Federasyonun, lig ve kupa şampiyonu YDÜ’nün karşısına kupa finalisti GAÜ yerine play-off finalisti LAÜ’yü çıkarma düşüncesini haftalar önce sadece HABERCİ araştırarak buldu, öğrendi ve gündeme getirdi.

Bu haberimizi gören GAÜ cephesi harekete geçerek federasyonu sıkıştırdı ama eline hiçbir şey geçmedi. Hatta federasyon, GAÜ’ye söylediği sözlerin de arkasında durmadı.

Neydi bu. Kupa finalisti mi yoksa play-off finalisti mi oynamalı tartışmalarında tüzük ya da yönetmelik sıkıntısı varsa federasyon uluslararası kurallara bakacağını söylemiş. Yukarıda belirttik zaten uluslararası kurallar açık. Hal böyle olunca federasyon yine yan çizip bu kez de Türkiye yönetmeliklerine bakacaklarını söyleyip işten sıyrılmanın hesabını yaptı.

***

Buradaki tuhaf nokta şu, federasyon neden LAÜ için bu kadar diretti ve GAÜ’nün bu çabaları karşısında zorla kılıf bulmaya çalıştı. Federasyon neden GAÜ’nün bu kupayı oynamasını istemeyip zorla LAÜ’ye oynatma çabasına girdi.

Dedik ya yine yukarıda federasyonlar “kesin, net, tarafsız ve herkese eşit mesafede” olmalı. Kusura bakmayın ama burada bir yanlılık hissi veriyorsunuz.

Gelelim federasyonun kupayı kimin oynayacağını açıklamasına. Federasyon kupayı kimlerin oynayacağını sadece geçtiğimiz hafta kulüplerle yapılan toplantıda yine GAÜ’nün ısrarları üzerine sözlü olarak dile getirmişti. Ki bu toplantıda da sıkıntılar yaşanmasına rağmen federasyon yine bu toplantı ile ilgili de spor basınına herhangi bri haber servisi yaptırmadı. Çünkü toplantı iyi bir ortamda geçmemişti.

Mutlu son ise sadece önceki gün yaşandı ve federasyon yine yaptığı hareketle şaşırtmadı.

Federasyon, Cumhurbaşkanlığı Kupası’nı kimlerin ve ne zaman oynanacağı tartışmalarına resmi olarak maça sadece 3 gün kala son verdi.

Hem de nasıl mı?

Medya konusunda özel hizmet almasına rağmen federasyon olarak bu önemli haber de basına servis edilmezken, istediği haberleri servis ettiren istemediği haberleri duyurmayan federasyon, haftalardır gündemde olan konuyla ilgili resmi açıklamasını sosyal medyadaki hesabı Facebook’tan duyurdu.

***

Evet Basketbol Federasyonu, yılın son ve en anlamlı kupası olan KKTC Cumhurbaşkanlığı Kupası’nın 3 Aralık Salı günü saat 19.00’da Lefkoşa Atatürk Spor Salonu’nda 2018-2019 sezonu lig ve kupa şampiyonu YDÜ ile play-off finalisti LAÜ’nün oynayacağını Facebook’tan açıkladı.

Maça 3 gün kala yapılan açıklama öncesinde kupayı oynayacağını bilen kulüpleri de ne gün ve ne saat oynayacağından haberi yoktu. Sorduk ve onlar da Facebook’tan öğrenmiş.

Buraya kadar okumuşsanız eğer zaten herkes kendi yorumunu ya da düşüncesini kafasında oluşturmuştur.

Federasyon her ne karar alırsa alsın, her ne karar verirse versin bunları nedenleriyle birlikte açıklamak zorundadır ki ortada yanlış anlaşılma ve belirsizlik kalmasın. Beklentimiz o dur ki bu durumlarda sessiz kalmak yerine çıkıp açıklama yapmanızdır.

Yoksa kapalı kapılar ardında kararlar alıp uygulama yaparsanız her daim tepkilere maruz kalacaksınız ve bunlar da bir şekilde spor medyasına yansıyacaktır.

Şimdi ben bunları yazdım söyledim diye dokuz köyden kovulurum ama sorun değil doğrular için kovulmadık köy bırakmayız.

Başarılı gördüğüm bir federasyonun bundan böyle bu konularda daha mantıklı bir şekilde hareket etmesini temenni ederim.

Etiketler

Diğer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı