Aymazlardan bıktım usandım

Bazen defolup gitme isteği içimde öyle büyüyor ki… Kendimi çağdaş ülkelerin, çağdaş şehirlerinde, çağdaş insanlarıyla düşlüyorum…

Bazen bu ülkenin gündeminden tiksiniyorum,  bazen insanın olmadığı bir adada ömrümü geçirmek istiyorum… Bazen bu lanetlenmiş topraktan ve insanlardan uzaklaştığımı hayal ediyorum…

Bazen defolup gitme isteği içimde öyle büyüyor ki… Kendimi çağdaş ülkelerin, çağdaş şehirlerinde, çağdaş insanlarıyla düşlüyorum…

Sadece ne zaman pencereden dışarı baksam, gökyüzüne asıyorum bu can sıkıntısı ve mide bulantısını… Ve başımı göğe kaldırıp baktığımda şu ses fısıldanıyor kulağıma:  Belki de telefonda yaptığın onca konuşmanın, sabah okuduğun gazetelerin,  yazmak ve okumak zorunda olduğun haberlerin seni mahkûm ettiği mutsuzluk bu… “Keşke gazeteci, keşke duyarlı olmasaydın, keşke aptalın teki olsaydın…”

Bu ülkede isyan etmemek en azından benim için artık pek de mümkün değil… Son günlerde ne etrafımda olup bitenlere akıl sır erdirebiliyorum ne de nefes alabiliyorum… Ben artık bu ülkede olup bitenleri hiç mi hiç algılayamıyorum… Algılamak da istemiyorum…

 

Çünkü bana göre, eğer aynı ülkede, aynı gökyüzü altında yaşıyorsak birbirimizin acılarını da, kulak tıkamadan anlamalıyız…  Hatta eğer aynı dünyada yaşıyorsak, hepimiz bugün hala nefes alan bir bireysek, dünyanın öbür ucundaki sorunları, acıları da en az kendimiz kadar bizi ilgilendirmeli. Başkalarının acılarına kulak kapayarak nasıl insan olduğumuzu iddia edebiliriz ki, bu mümkün mü?

Dünyanın öbür ucunda hiç tanımadığınız bir insan ne kadar içimizi parçalıyorsa o kadar insanız aslında… Ama buralarda bunları dilemek çok büyük bir lüks…

Çünkü buralar, hiçbir fikre inanmayıp ot gibi rüzgârın estiği yöne eğilenlerle, bugün ak dediğine yarın kara diyebilen ikiyüzlülerle, elini hiçbir zaman taşın altına koymayan ama eleştiriye gelince nutuk sallayanlarla, memleketin en acı hallerinde bile rant peşinde koşanlarla dolu… Ve bu tipleri ne eğitebilirsiniz ne de değiştirebilirsiniz…

Ben artık aklını, ruhunu birilerine teslim eden aymazlardan bıktım usandım, onca haksızlığı içine sindirenlerden tiksindim… Kol kola girip başkalarının hakkını yiyenlerden utandım…  Her türlü pisliğe boğulmuş insan müsveddelerinin saçtığı lağım kokusundan midem bulandı, bulanıyor…

Ve yazımı noktalarken aklımda Yılmaz Güney’in o harika şiiri:

Hayat bize mutlu olma şansı vermedi

Biz kendimizden başka

Herkesin üzüntüsünü

Üzüntümüz,

Acısını acımız yaptık.

Çünkü Dünya′nın öbür ucunda,

Hiç tanımadığımız bir insanın

Gözyaşı bile içimizi parçaladı…

Kedilere ağladık

Kuşların yasını tuttuk.

Yüreğimizin yufkalığı

Kimi zaman hayat karşısında

Bizi zayıf yaptı.

Aslında ne güzel şeydir

İnsanın insana yanması

Sevgili…

Ne güzeldir bilmediğin birinin derdine üzülmek ve çare aramak.

Ben bütün hayatımda hep

Üzüldüm, hep yandım…

Yaşamak ne güzeldir be sevgili

Sevinerek, severek, sevilerek,

Düşünerek…

Diğer Haberler

Başa dön tuşu