Avrupa Birleşik Devletleri Ligi

Birkaç spor sosyoloğu, sporun kimyasını bozanlara karşı duradursun, atı alan Üsküdar’ı çoktan geçti bile

Özellikle bisiklet ve tenis dünyası bir yana, Covid-19 sonrası seyircisiz bir spor dünyasındaki mevcut düzene karşı durmak ve özüne dokunmadan alternatif eğlence aracı veya şölen yaratmak çok büyük bir mesele oldu. ‘Ne kadar ekmek, o kadar köfte’ ekseninde dönen bir dünyada yaşıyoruz. ‘Her ne pahasına olursa olsun egemen olmalıyım’ merkezli bir düşünce bildik hâkim artık.

Müşterek bahisçiler bir yandan, TV yayıncı kuruluşları ise diğer bir taraftan spora kızarmış ekmek arası eriyen kaşar peyniri muamelesi yapmaya devam ediyorlar. Onlar da haklı. 5 milyar insanın direkt ilgilendiği birinci sektör olan spor ve onun efendileri; bırakın sporun kimyasını bozmayı, hâlihazırda taciz, tahriş hatta ve hatta tecavüz işlemini sırasıyla işleme koydular bile.

Küba Granma Devrimcisi Dr. Che Gevara bir konuşmasında; “Devrim ancak egemen halk ile gerçekleşir” demişti. Hemfikiriz. Birkaç spor sosyoloğu, sporun kimyasını bozanlara karşı duradursun, atı alan Üsküdar’ı çoktan geçti bile. Spor dünyasına “Vefa nedir?” diye sorsalar, eminiz “Sadece İstanbul’da bir semt adı” derdi eminiz ağzı olsa da konuşsaydı.

Sporun esasoğlanı futbolda da durum haliyle aynı. Dünya futbol ekonomisi üzerine düzenli araştırmalar yapan Deloitte adlı denetim şirketi, 2020 yılı için ulaştığı verileri geçtiğimiz hafta açıkladı. Dünya futbolunun en zengin 20 kulübü gelirlerinde ‘Yüzde 40’ oranında daralma kaydetmişler. Deloitte tarafından açıklanan “Dokunulmazlar: Futbol Para Ligi” raporuna göre, sırasıyla Real Madrid 1’inci, Barcelona 2’nci ve Paris de 3’üncü sırada bu daralmadan nasîbini alanlar olmuş.

Bunun yanında Trabzon örneğinde olduğu gibi Finansal Fair – Play Sistemi adlı rapora göre UEFA; “Toplam gelirinden 45 milyon Euro fazla harcama yapan kulüpler, adlarına bakılmaksızın, tüm Avrupa Kupaları’ndan dışlanacaktır” diyor. “Adlarına bakılmaksızın” tümcesinden de anlayacağınız üzere ‘taviz’ hissiyatını daha şimdiden yaratmışlar. “Savaş henüz kazanılmasa da, uzun vadede böyle bir perspektifin uygulaması mümkün görülüyor” diyen birçok futbol ekonomi uzmanı var. Bu yoldaki naçizane görüşümüz, FIFA ve UEFA bu görüşü hayata geçirebilmeleri için siyasi sorumluların ve ulusal hukukun desteğini almalı. Bu türde bir reformun getireceği en büyük kazanç, Avrupa Birliği Ligi projesiyle varlıkları tehdit altına giren ulusal liglerin varlığını da devam ettirecek mi? Kısmet. Sonuç mu? Covid sonrası ufukta çözülen bir Avrupa Birleşik Devletleri Ligi var. Maalesef.

Etiketler

Diğer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı