Anayasal sistem: Kim yönetecekse sorumluluk da ona ait olacak!

Akıncı’nın “kararı ben vereceğim” çıkışı, Anayasal düzenin çarpıklığını ortaya koydu. Gerçek ile hukuk çelişiyorsa hukuku gerçeğe uyarlamak zorunludur.

Sistem sorunu dün bir kez daha açığa çıktı. KKTC Başbakanı ve Başbakan Yardımcısı, kapalı Maraş konusundaki karar ve düşüncelerini paylaşmak için Cumhurbaşkanı Akıncı’nın huzuruna çıktılar. Başbakan Yardımcısı Özersay, toplantıdan ayrılırken yaptığı açıklamada, kapalı Maraş’ta yapılacak çalışma hakkında bilgi verdiklerini ve görüş alışverişinde bulunulduğunu aktardı.

Cumhurbaşkanı’nın itirazı hiç gecikmedi: “Maraş konusu KKTC Cumhurbaşkanlığı’ndan bağımsız bir şekilde ele alınabilecek bir konu değildir. Kıbrıs sorununu Cumhurbaşkanlığı yürütmektedir.”

Cumhurbaşkanı etkili bir cümle daha kurdu: “Cumhurbaşkanlığı bu gibi konularda bilgi verilecek bir makam değil, onun başkanlığında karar üretilebilecek bir makamdır.”

Aslında tek konu, kapalı Maraş’ın ne olacağına kimin karar vereceği değildir. Bütünüyle tam bir karar mekanizması sorunu yaşıyoruz. Karar verici olmak istiyoruz ama sorumluluk almaya yanaşmıyoruz.

ANAYASA NE DİYOR?

Eğer bir hukuk devletiysek üst makamlar arasındaki yetki tartışmalarını Anayasa’ya bakarak ele almamız gerekir.

Bugün belki HABERCİ’de, belki başka gazetelerin sayfaları arasında KKTC Anayasası’nın Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın yetkileri konusunda neler yazdığını okuyacaksınız. Cumhurbaşkanı’nın görev ve yetkileri yazılırken sorumsuzluğuna özel bir vurgu yapılmıştır: “Cumhurbaşkanı, görevleri ile ilgili işlemlerden sorumlu değildir.” O kadar ki, altında imzası bulunan kararnamelerden dolayı bile diğer imza sahipleri sorumlu tutulmaktadır.

Anayasa’nın açık hükümlerine karşın, KKTC Cumhurbaşkanı’nın Birleşmiş Milletler başta olmak üzere çeşitli uluslararası kurumlar ve önemli devletler tarafından “Kıbrıslı Türklerin seçilmiş lideri” olarak kabul gördüğü de biliniyor. Böyle bir yol bulunmasının nedeni, elbette bizimle irtibatı sürdürme zorunluluğudur. Başbakan veya Dışişleri Bakanı ile görüşmek istemeyen BM yetkilileri ve yabancı diplomatlar böyle bir unvan UYDURMUŞLARDIR.

Uydurulmuş da olsa, bu gerçek de fiilen yaşanmaktadır.

KKTC’NİN SİYASİ DÜZENİ

Cumhurbaşkanı Akıncı, dünkü basın toplantısında yaptığı gezilerde saptadığı sorunları hükümetin ve halkın bilgisine getirmeye karar verdiğini de duyurdu. Halktan dinlediği sorunları hükümetin önüne koyacak ve çözülmesini isteyecek. Cumhurbaşkanı istediği konuda karar verecek ama istemediği konulardaki çözümü hükümetten bekleyecek. Ve hatta çözüm bulamayan hükümeti halka şikayet edebilecek.

İşte asıl çarpıklık buradadır. Bu nedenle aslında biz, Anayasal bir tartışma yürütmeye bile hazır değiliz. Bu çarpıklığın bize verdiği olanağı kullanarak işimize geldiği gibi konuşmak ve davranmak olanağını korumak istiyoruz.

Eğer, yabancılar ile ilişkilere ve dünya tarafından nasıl algılandığımıza önem veriyorsak, hemen başkanlık sistemine geçmek ve yürütme yetkisini bütünüyle Cumhurbaşkanı’nda toplamak zorundayız. Böylece, yürütme yetkisine bütünüyle sahip olacak olan “seçilmiş lider”; yaşadığımız ekonomik ve sosyal sorunlarla da yüzleşecek, bu sorunları Kıbrıs sorununu çözerek mi yoksa mevcut olanakları daha iyi değerlendirerek mi hafifleteceğine karar verecek ve halktan bunun için yetki talep edecektir. KKTC seçmeni ise, bir yanda Rumlar ile daha iyi anlaşacağını düşündüğü bir Cumhurbaşkanı, diğer yanda Türkiye’den para almayı becerecek bir hükümet seçme olanağından yoksun olacak ve bütünlüklü siyasi projelere oy vermek zorunda kalacaktır.

YETKİ VE SORUMLULUK

İdare hukuku konusunda ahkam kesecek değilim. Dünya kadar akademisyen bu konuda çalışmıştır. Tufan Erhürman gibi bu konuda çalışmış ve doçentlik seviyesine yükselmiş bir başbakanımız olmuştur. Öncelikli söz hakkı onlarındır ama bizim de bildiğimiz bir ilke vardır: Yetki kimde ise sorumluluk da ondadır.  Belki tersi de geçerlidir; sorumlu kimse yetkili de odur!

Eğer bu ilkeye ters düşen Anayasal veya reel bir karmaşa ile karşı karşıya isek bu karmaşayı düzeltmek ve kendimizi gerçeklere uyarlamak zorundayız.

YETKİ ÇATIŞMASI: Hükümet istişare için gitti ama Akıncı’nın “burası karar merciidir” çıkışı ile karşılaştı. Akıncı, “saptadığım sorunları hükümete ileteceğim” çıkışıyla ise “siz yol ve su sorunu ile ilgilenin” demeye getirdi. Belli ki önümüzdeki günlerde daha çok çatışma olacak. KKTC Anayasası bu çatışmayı çözmek zorundadır.

Etiketler

Diğer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı