AMATEM ve 6 günde yapılacak hastane

Bu kavga, yapılanı değersizleştirme pahasına yapılıyor.

Kim yapmış, nasıl yapmış?

Çok bir önemi yok.

Önemli olan yapılmış olması, konu önemli de değil.

Zaten bizim sorunumuz, sen yaptın, ben yaptım kavgası.

Bu kavga, yapılanı değersizleştirme pahasına yapılıyor.

Ülkeye, insana, insanlığa, fayda getirecek, iyi gelecek, ihtiyacı, eksikliği giderecek, her ne varsa elbette yapılmalıdır.

Ve söylediğim gibi kim nasıl yapmış çok bir önemi yok.

Sıradan bir siyasetçi olmak mı iyi, yoksa arkasında bıraktığı iyi icraatlarla anılmak mı?

Sağlık konusu, temel, en başta, ilk önde gelen konulardan.

Çünkü mesele insan, çünkü bir ülke, bir devlet, söylemlerle değil, insanlarıyla vardır.

Çin “Korona virüsü” ile mücadele ediyor.

Mücadele, kararlılık, bilinçli olmak ve en önemlisi ciddiyetle, erken davranmakla, anlamlı olur.

Çin de virüsü yönelik şöyle bir adım atıldı;

“Korona virüsünün yayılmasından sonra, insanların hastanelere akın ettiği Çin’de, yetkililer 25.000 metre kare üzerinde bin yataklı hastanenin inşa çalışmalarına başladı.

Sadece virüs kapan hastaların tedavi edileceği hastanenin, 6 gün içerisinde tamamlanması öngörülüyor. Hastanenin yapılacağı alanda 35 kazıcı ve 10 buldozer çalışmalara başladı. Yetkililer, hastanenin 2002 yılında 800 kişinin öldüğü SARS virüsünün yayılması üzerine, başkent Pekin’de inşa edilen Xiaotangshan Hastanesi’nin yakınında inşa edileceğini söyledi.

6 günde prefabrik olarak inşa edilecek hastanenin, tedavilerin sona ermesinden sonra imha edileceği bildirildi.”

Elbette, bu hastane, geçici, ihtiyaçtan doğmuş, acil bir durumun ürünü.

Bizde neden olmuyor diye sorgulayacak değilim.

Ancak, devlet bu durumlarda kendini göstermeyecek de ne zaman gösterecek.

Bizim bu konulardaki icraatlarımıza, yaşanılan süreçlere baktığımızda, karar verilmesi, kaynak bulunması, ihaleye çıkılması, ihaleye yapılacak itirazların görüşülmesi, başlanması, yarım kalması, siyasi iktidarın değişmesi, yeni iktidarın vazgeçmesi, özetle öncelikler daha başka.

Bu önceliklerden, yapılacak işe sıra gelmez.

Daha öncelerden, bir yazımda bu satırları paylaşmıştım;

“Geçmiş hükümet döneminde bir proje vardı.

“Uyuşturucu bağımlılık merkezi” bir “Alkol Madde Bağımlılığı (AMATEM) Merkezi” kurulma projesiydi.

Proje devam ettirilmedi, iptal edildi.

Elbette özel sektör de bu alanlarda hizmet verebilir.

Bunda hiçbir sıkıntı yok, bu bir ihtiyaç.

Ama devletin “sosyal devlet” anlayışı ile bağı nerede?

Ve gerçekten de, idrar ve kan tahlilleri yapılamıyor mu?

Peki, durum buysa, doktorlar bu kişileri nasıl kontrol edecek, ilaç kullanılıp, kullanılmadığını nasıl belirleyecek?”

Madde bağımlılığı sanıldığından daha önemli noktalarda.

Madde derken, çeşitlilik de bir başka sorun.

Konuyla ilgili ciddi bir adım atıldı.

Geçen hafta, Sağlık Bakanlığı ve Başbakanlık Uyuşturucu ile Mücadele Komisyonu işbirliğinde kurulacak “Alkol ve Uyuşturucu Madde Bağımlıları Tedavi ve Araştırma Merkezi (AMATEM)” tanıtıldı.

Tanıtıma davetliydim, fakat katılma şansım olmadı.

Sağlık Bakanı Ali Pilli’nin tanıtım toplantısında söylediklerinden şunların altını çizdim;

“AMATEM projesi tamamlanana kadar, AMATEM’de hizmet verecek donanımlı uzman kadroların oluşumu konusunda da, Başbakanlık Uyuşturucu ile Mücadele Komisyonu ve ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği için gerekli adımlar atılacak.

AMATEM’in hastane içinde yapılacak olması da önemlidir. Yaşanabilecek herhangi bir olumsuzluk veya acil durum karşısında, doktorların anında müdahalesi mümkün olabilecektir.

AMATEM’in parası hazırdır. İlk etabın tamamlanmasının ardından hemen ikinci etap da tamamlanacak. Bir yıl içinde merkezi tamamlamak hedefimizdir.”

İhtiyaç mı, evet ihtiyaç, yapılmalı mı, kesinlikle, yapılmalı.

Bakan Pilli para hazır diyor, kararlılık olduğunu da gözlemliyorum.

O zaman sorun yok.

İzleyip, göreceğiz.

Etiketler

Diğer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı