Aman dikkat

Öncelikle, ilk söylemek istediğimle başlayım yazıma…

17 Mart 2020 - 11:19

Çokbilmiş halimiz var.

Biraz da abartmadık mı?

Bana bir şey olmaz.

Ben zaten grip geçirdim.

Gibi, kendimizi devletin aldığı kararlarla bağ kurulmasına karşı duran ciddi halk gurubumuz var.

Öncelikle, ilk söylemek istediğimle başlayım yazıma…

Devlet, Hükümet, Bakanlar, yetkililer yani kararların üretilmesindeki her bir fikir ve düşüncenin aldığı önlemler karşısında saygıyla eğiliyorum.

Dünyada coronavirüs önlemleri hep geç kalınarak alındı.

Başta İtalya ve İran’da bunu görüyoruz. Şimdi bu ülkeler büyük bedel ödüyorlar.

Tek, vaka sayısı artmasına rağmen önlem almayan Avrupa ülkesi İngiltere kaldı.

O nedenle Pazar gününden beri Başbakan Ersin Tatar, çok kolay olamadı bu kararı almak ama İngiltere’de ki vatandaşlarımızın Ada’ya gelmemelerini istiyorum, açıklamasını yaptı.

Hükümetin aldığı önlemler manzumesi tam yerinde ve zamanındadır.

Şimdiden erken yorum yapmak istemem ama büyük tehlikeyi umarım bugünkü sayılarda atlatmış oluruz.

Büyük ülkeler corona virüs nedeniyle milyon dolarlı kaynakları Sağlık Bakanlıklarına tahsis edebiliyorlarken, bizim böyle kaynaklara ulaşma imkânımız olmayacaktı.

Bizim tek seçeneğimiz vardı, minicik ülkemiz insanını korumak için, en baştan tedbiri alarak virüsün yayılmasını engellemekti.

Öyle de yaptık.

Onlarca, yüzlerce hastaya solunum cihazı gerekseydi, yine aynı oranda insana coronavirüs teşhisi için tahlil gerekseydi. Hasta sayılarını hastaneler sığmasa ve hijyen koşulları oluşmamış okullarda yatırılan hastalarla, ölümlerle karşı karşıya kalmış olsaydık.

Maskeler, mekanların dezenfekte olması, gibi elzem temizlik sağlanamamış olsaydı, başımıza gelecek felaketin boyutunu düşünmek bile istemeyiz.

Şu an ülkeye havadan, karadan, denizden giriş çıkışlar şükür ki kontrol altında.

Her şey güllük gülistanlık değil ama bunları konuşarak alınan önlemlerin olumsuz taraflarıyla uğraşmanın da zamanı değil, inanın dostlar.

Tek yapılması gereken yetkililerin almış olduğu önlemleri, kuralları uyarak bu sınırlı iki haftayı geçirmek.

Aslında tüm dünya ile birlikte çok önemli bir sağlık sorununa tanıklık ediyoruz.

Dünya nerdeyse bir film stüdyosuna dönüştü.

Dünyanın en önemli markaları kendi ürünlerinin yanında ülkelerine katkı sağlamak amacıyla hijyen ürün üretilmesine karar verdiler.

Fransa’da Christian Dior, Louis Vuitton, Fendi, Givenchy, Guerlain, Bulgari ve Dom Perignon gibi 75 lüks markayı bünyesinde barındıran LVMH şirketi, koronavirüs salgınıyla mücadele için parfüm fabrikalarında el temizleme jeli üretmeye başladı.

Avrupa’nın en zengin iş insanı olan Bernard Arnault’ya ait şirket, jellerin ücretsiz olarak Sağlık Bakanlığı’na teslim edileceğini açıkladı.

Dünya genelinde hükümetler, büyük şirketlere koronavirüse yönelik ürünlere yönelmesi çağrısında bulunuyor.

Şimdi gelelim hafta sonu Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ile telefonda görüşen Başbakan Ersin Tatar’ın ne konuştuğuna…

Bu konuda elle tutulur bir açıklama duymadım.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ne gibi bir katkısı olacak, Kıbrıs’a…

Bu gün o gündür.

Kıbrıs halkına kol kanat germe günüdür.

Ne derseniz deyin daha dün bir bugün iki, önümüzdeki günlerde evine ekmek alamayan vatandaşlarımız olacak, günlük, haftalık alarak geçimlerini sağlayan insanların mağduriyetini Hükümet karşılayabilecek mi?

Birçok öğrenci var ki, hem okuyor hem de cafelerde çalışarak günlük haftalık alarak hayatını sürdürüyor.

Hükümetimizin durumu belli, kasasında buralara aktaracak parası yok.

Olsaydı zaten bankadan tedbir amaçlı kredi çekmezdi.

Türkiye Hükümeti bize yardım edecek mi?

Sorum bu!

Biz Türkiye Hükümetinden yardım istedik mi?

İhtiyaçlarımız belli mi?

Önümüzdeki günlerde bugün sorun gibi görünmeyen nelerle karşılaşacağız?

Dün Girne’ye gittim, yollarda sokaklarda durum ne görmek istedim.

Her yer ıssız.

Korkunç ıssız…

Bu ıssızlığın mağduriyetini kim karşılayacak?

Hani sıkıştığımızda kapısını çaldığımız biraz “resen vergi” istediğimiz her yer resmen kapalı.

Mart ayının sonuna geldiğimizde coranavirüsün dünya gündeminden çıktığını düşünmek büyük hayal olur.

Biz kendi adımıza, eğer tüm kurallara uyarsak içimizde kimlerin bu virüse bulaştığını anlamış olacağız.

O kadar.

Ondan sonraki süreç günün ve dünyanın koşullarına göre devam edecek.

Sanmayalım ki, tehlike bitmiş olacak.

Dünya da yayılması devam ettikçe bize de gelme olasılığı hala yüksek olacaktır.

Türkiye’den geleceğe dönük ihtiyaçlarımızı belirleyip katkı koymasını talep etmeliyiz.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin olabileceğini de pek sanmıyorum.

Dr. Sibel Siber’den çok önemli uyarılar.

Lütfen dikkate alıp okuyalım ve uygulayalım.

“Sağlıklı bir gün dileyerek birkaç önemli uyarıda daha bulunmak istiyorum.
Acil bir sağlık sorununuz yoksa normal kontrolleriniz için bugünlerde hastanelere veya özel kliniklere gitmeyiniz.

Eğer ateş, öksürük, soğuk algınlığına benzer şikayetleriniz varsa, önce telefonda doktorunuza ulaşınız, doktorunuzun tavsiyeleri doğrultusunda hareket ediniz. Virüsü taşıdığını bilmeden gripal enfeksiyon şikayeti ile sağlık kuruluşlarına gidenler, oradakilere virüsü kolayca bulaştırabilirler. Unutmayınız, hastalığın en fazla yayılabileceği yerler polikliniklerdir. Sağlık Bakanlığı’nın acil tedbir alarak enfeksiyon şikayeti olanların başvuracağı ve yönlendirileceği telefon ağını artırması gerekmektedir. Gripal enfeksiyon, ateş, üst ve alt solunum yolu enfeksiyonu olanların (diğer hastalarla teması önleyecek) diğer polikliniklerden ayrı olan bir enfeksiyon polikliniğine müracaatları sağlanmalıdır. Gerek özelde gerekse kamuda çalışan hekim ve hemşireler, bilgilendirme yapılarak telefon ağına dahil edilmelidir.

Not:Bilim Kurulu’nun kurulmuş olması halkımıza güven vermesi açısından çok önemli bir adım olmuştur. Hep birlikte hareket etmeli, “sen” “ben” değil “biz” olmalıyız ki bu mücadeleyi kazanalım.
Sevgi ve saygılarımla…

Etiketler

Diğer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı