Allah kimseyi vatanını terk etmek zorunda bırakmasın

Göçmenlere, “insan” gibi davranmaktan korkmayın... Allah, kimseyi vatanını terk etmek zorunda bırakmasın...

Türkiye’de Van’ın Başkale ilçesinin İran sınırında 6 erkek cesedi bulundu…

Küçük bir haber oldu internet sitelerine…

Önce bir erkek cesedi gören çobanlar, durumu jandarma ekiplerine bildirdi.

Ekipler, 5 erkek cesedi daha buldu.

Ve gayet rahat ifadelerle, haberde dendi ki, “… Karların erimeye başlamasıyla ortaya çıktığı belirlenen 6 cesedin, kışın sınırdan geçerken donarak ölen düzensiz göçmenlere ait olduğu öğrenildi…”

***

Ülkelerinde açlık, yoksulluk ve ölüm var bu insanların…

Coğrafyadan yola çıkacak olursak, belli ki tümü Afgan…

Yürüyerek mi gitmeye çalıştılar; yoksa insan tacirleri mi aldattı onları?

Bilemeyiz…

***

Ama aşa, ekmeğe doğru yürürken, belki tipiye yakalandılar; belki karlı dağları aşamayıp, beyaz ölümün soğuğuyla, yavaş yavaş göçtüler bu Dünya’dan…

***

Lütfen empati yapar mısınız?

Macaristan’da yabancı düşmanı kameraman kadın gazeteci de gelsin gözlerinizin önüne…

Kucağındaki bebeğiyle koşan göçmen adama tekme atıp yere düşürürken…

Ve o görüntüyü hayal ederken, İngiltere’de soysuz züppelerin neden Brexit kararı aldığını da hatırlayın.

Brexit referandumunda çıkan sonucun tek sebebi vardı, yoksullarla ekmeği paylaşmayı reddetmek!

***

Ve altı insan…

Soğuktan donarak öldüler…

Sordum bir doktora; “Soğuk aniden öldürür mü?” diye…

“Yok, aniden öldürmez” dedi…

Yavaş yavaş donar insan…

Yavaş yavaş ölür…

Ve ölüme gittiğini bilir…

Çocuklarını mı hayal eder o an, sevdiğini mi, anasını mı, babasını mı?

Gülümser mi ölürken, çocukluğunda yaptığı muziplikleri hatırlarken?

***

Ne acı ölüm bu ölüm…

Haberi okuduğum anda dağıldım dün…

***

Tekrar ediyorum, “Lütfen empati yapın…”

Ve göçmenlere, “insan” gibi davranmaktan korkmayın…

Allah, kimseyi vatanını terk etmek zorunda bırakmasın…

Trafik meselesi

Trafik rezalet…

Neden?

E yollarda sorun var ve hükümetteki “ekonomik protokol sıkıntısı” nedeniyle de “çukur” felaketini yamalayacak beş okka asfalt alamaz haldeyiz…

Ama rezil trafiğimizdeki en ciddi tehlike bence sürücüler…

Kimse kusura bakmasın; Türkiye’den yeni gelenlere ters gelen bir sistemimiz var.

Kimse kusura bakmasın; özellikle “genç sürücüler”, kural tanımıyor…

Ve yine “yaş ayrımcılığına” gireceğim; “yaşı biraz ileride” sürücülerimiz de “çift şeritli yolda araba kullanmakta” zorlanıyor…

***

Girne – Lefkoşa yolunda dün saatte 40 – 50 kilometre ile sağ şeritte giden bir amcaya rastladım…

Saat 10.00 sularıydı… Gönyeli Çemberi’nden çıktım, Girne’ye doğru yol aldım, saatte 80 – 90 gidiyorum, önümde belirdi…

İki ışık yaktım.

İki daha.

İki daha.

Artık “road rage” durumuna gireceğiz, fazla kıç kısmına yaklaşmak da istemiyorum; sağa dönecek gibi işaret verdi!

Allah Allah!

Acaba “beni soldan geç” mi demeye çalışıyor?

Anlamadım ama ısrarla sola geçmedi.

Solundan ben geçmeye çalıştığım anda, “Erbil” plaka bir aşırı lüks araç yanımdan öyle bir sıyırdı ki; yemin ederim doğum öncesi annemden çıkmazdan beş dakika öncesini yaşarmış gibi hissettim!

Nasıl bir duygu mu?

Vallahi aklıma o geldi!

Bir ışık göründü aniden!

Sonra baktım hala sağ ve salimim…

Durdum…

Kenara da çektim.

Soğuk suyum vardı arabada.

İçtim!

Şükrettim!

***

Çocuklara çok ciddi eğitim lazım…

Gençlere trafik kuralları öğretilmeli…

Her canı çekene minibüs, kamyon, taksi teslim edilmemeli…

70 yaşına gelen herkesin ehliyeti alınmalı, İngiltere’deki gibi bir daha sınava sokulmalı…

Türkiye ile imzalanan “ehliyet anlaşması” derhal iptal edilmeli; veya Meclis tarafından onaylanmamışsa, gündeme bile alınmamalı…

Sevgili Erbil plakalı, Süleymaniye plakalı kardeşlerimize de lüks arabaları için sigorta bedeli, ödeyemeyecekleri kadar çok olmalı!

***

Önerimdir!

Önerilerimdir!

***

Evet, yollar kötü…

Eğimlerinde, banketlerinde, çukurlarında ciddi sıkıntı var.

Refüj fakiri bir ülkeyiz…

Ama en ciddi eksiğimiz, araç kullanmayı ve kuralları bilmeyen, ya da araç kullanmakla Malkoçoğlu olmayı aynı şey sanan kişilerin çokluğu!

Derin devlet hiç ölmemiş!

Biliyor musunuz?

Hala, 1958 model, “açıklama yapın” denildiğinde basına yazılı açıklama gönderen örgütlerimiz var…

Haaa kesinlikle bir şikayetim yok.

Tabii ki yapsınlar…

Dilediklerini de yazsınlar…

Ama bu çağda, iki endişe aklıma geliyor…

Birincisi, hala 1958’lerdeki “düşünce kabızlığını” yaşıyor olmak ve “talimatla yönetilmeyi” maharet saymak.

İkincisi ise “derin devlet”…

Kıbrıs Türk Toplumu’na 1958’den beri şekil veren “Derin devlet” denen güruhun, Türkiye’deki Ak Parti tarafından bir şekilde ortadan kalktığını sanıyordum.

Meğer kalkmamış…

Ve hala bu derin devlet denen “şeyin” varlığını umursamayan bir toplumuz ki bu da “bonus endişem” olsun…

Jennifer Lopez

Jennifer Lopez… “J.LO Clothing” markasına ait kıyafetleri çok seviyor… Kendi markası tabii ki…  Çizimde Hunter & Gatti’ye ait… 49 yaşındaki Amerikalı şarkıcı için “Ne giyse yakışır” demek en doğrusu… Çok güzel kadın…

Etiketler

Diğer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı