Allah herkese böyle bir cenaze nasip eylesin

Dün İsmail Kemal’in cenazesinde eşi, iki oğlu, kardeşleri, onların aileleri, yakın akrabaları ve kendisini gerçekten seven ve sayan insanlar vardı…

5 Haziran 2020 - 10:41

Neredeyse koronavirüs nedeniyle üç aydır cenazeye gitmemiştim…

Açıldık ya; dün ilk kez gittim…

İsmail Kemal’in cenazesindeydim…

Hiçbir zaman demedim sanırım ama bu cenazeden sonra aklıma geldi ve söylüyorum; “Allah herkese böyle bir cenaze nasip eylesin”…

-*-*-

Neden?

Çok mu kalabalıktı?

Hayır, hala insanlar cenazelere gelmiyor…

-*-*-

Dün İsmail Kemal’in cenazesinde eşi, iki oğlu, kardeşleri, onların aileleri, yakın akrabaları ve kendisini gerçekten seven ve sayan insanlar vardı…

-*-*-

Bir dönem kırıldığı, kırgınlık yaşamış olabileceği, kendini kırmış olabilecek insanlar da vardı…

Hatta çok eskilerde kendisine CTP ile yaşadıklarından dolayı “haksız bir şekilde” sövenler bile vardı.

-*-*-

Oraya gelen herkes, O’nun bilgisine, insan sevgisine, yurtseverliğine, ailesine – arkadaşlarına olan bağlılığına, dostluğuna, efendi kişiliğine, dürüstlüğüne, kıymetine gerçekten “değer vermiş” insanlardı…

-*-*-

İki oğlu da vardı cenazede; birinin adı Kemal, öteki Deniz…

İlk kez cenazede gördüm oğullarını…

Kemal babasının; Deniz ise “Deniz Gezmiş”in adıydı…

Bu bile, aslında her şeyi anlatıyor bana göre…

-*-*-

Sadece CTP’ye değil, ülkeye bir dönem hükmeden ve hala Kuzey Kıbrıs’ın en etkili siyasi gruplaşmalarından birini oluşturan KÖGEF’in üçüncü başkanıydı İsmail Kemal… Ve en önemli teorisyenlerinin en başındaydı…

İlk iki başkan Mehmet Ali Talat ve Ferdi Sabit Soyer dün cenazedeydi…

-*-*-

Şu yaşandı, bu oldu, kırgınlık, küslük falan hepsi çok geride kaldı…

Gerçek şudur ki, artık İsmail Kemal yok…

Ama cenazede ilk kez gördüğüm canavar gibi iki oğlu var…

Duruşlarından anlar mısınız insanların çok iyi yetiştiğini?

Bence o iki genç adama bakarken rahatlıkla anlarsınız…

-*-*-

Akademik anlamda iyi yetişmekten bahsetmiyorum, birinin doktor, ötekinin avukat oluşuyla da ilgilenmiyorum… Ama o duruştan belliydi, apaçık ortadaydı, “böyle güzel bir adamın oğlu olmaktan gurur duyuyoruz” diyordu ikisi de…

-*-*-

Bu cenaze, salgın öncesindeki cenazelerimizden çok farklıydı…

Çok değerli bir büyüğüm dün hoca dua okurken, “… Hocanın işi da zor be, herhalde ilk defa okuduklarına hiç inanmayanların bunca çok olduğu bir cenazede bulunmamıştır” dedi…

Oysa İsmail Kemal’in sevenleri, dostları, İsmail Kemal gibi, bu konuda dürüst olmayı büyük oranda başarmış kişilerdi…

İnanca saygılıydılar, bilmeseler – anlamasalar bile, dua edermiş gibi yapmıyorlardı.

Öteki cenazelerimizden fark mı?

İşte bunu anlatmaya çalışıyorum; öteki cenazelerde, bir numaralı din bilgini gibi duran ve cenazeye sırf politik sebeplerle gelmiş onlarca “sahtekar” vardır; dün İsmail Kemal’e son görevi yapanlar öyle değildi…

-*-*-

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, hem cenazenin hem de İsmail Kemal’in eşi ve oğullarının sınırdan geçişleriyle doğrudan kapıya giderek ilgilendi. Sonra cenazeye yetişti. İçişleri Bakanı Ayşegül Baybars da cenazedeydi…

İkinci Cumhurbaşkanı Talat, eski başbakanlar Soyer, Ömer Kalyoncu ve Özkan Yorgancıoğlu, eski meclis başkanlarımızdan Fatma Ekenoğlu, CTP Lefkoşa Milletvekili ve İsmail Kemal’in yakın akrabası Özdil Nami, eski bakan ve vekillerden Özkan Murat, Mehmet Civa da mezarlıktaydı…

-*-*-

Yaşamı boyunca kimseyi gammazlamadı İsmail Kemal…

“Nereden biliyorsun?” mu diyeceksiniz?

Tanıyanlar, çocukluk arkadaşları, eski yoldaşları ve bizler gibi yıllarca aynı gazetelerin sayfalarını paylaştıklarının anlattıklarından biliyoruz…

Asla parmağının arkasına saklanmadı…

Kimsenin ekmeğiyle oynamadı.

Kimseyi satmadı.

İnsan sevgisinden, dürüstlükten, doğruluktan ödün vermedi…

-*-*-

Boşa konuşmadı, boş konuşmadı…

“Bugün öyle söyleyeyim, yarın başka konuşurum, cebi de doldururum” demedi.

-*-*-

Hayatı boyunca ırkçılığı net şekilde eleştirdi, ırkçılığa karşı durdu.

Yalan söylemedi.

Hamaset yapmadı.

Propogandacılık oynamadı.

Siyasi amaçlar için, ondan bundan talimat alıp, sanal alemde insan karalamadı.

Bu tür karalamaların zaman zaman hedefi bile oldu.

-*-*-

Bir dönem solcu, öteki dönem yağcı, bir başka dönemde sağcı olmadı!

Bir dönem O’nu, Bu’nu eleştirip, öteki dönemde O’na, Bu’na yağcılık düzmedi!

-*-*-

Öyle olanlar yaşıyor; İsmail Kemal yaşamını yitirdi.

Yanarım, bir tek buna yanarım!

-*-*-

Ama bir kez daha tekrar ediyorum; “Allah bir gün hepimizi yanına isteyecek” denir ya, işte o gün, “Allah herkese, böyle bir cenaze nasip etsin”…

-*-*-

Çok erken gitti, 65 yaşındaydı.

Lefke’de, annesinin mezarına yakın bir yere toprağa verildi…

Anısını önünde saygıyla eğiliyorum…

Çocukları; gayet açıktır, babaları gibidirler…

Ama ülkemiz gençlerine; İsmail Kemal’i çok iyi bilmeleri tavsiyesini yapmak istiyorum.

İnançları hep insandan ve insan sevgisinden yana olsun.

İsmail Kemal, Kıbrıslı Türk gençlerine okullarda rol model olarak gösterilmelidir…

“İşte böyle doğru ve de dürüst insan olunur” diye anlatılmalıdır.

-*-*-

“Müdür, büyükelçi, başkan, milliyetçi” gibi unvanlar değildir “insanı” “İNSAN” yapan…

İnsanı, insan yapan, öldükten sonra bir tek kişinin dahi, “be bu adam da amma dönekti, amma gammazdı, amma satılmıştı, amma yalancıydı” dememesidir.

Ve inansa da inanmasa da, bilse de bilmese de, o Fatiha Suresi’ni gönülden okumasıdır.

-*-*-

Neden mi?

Tekrar ediyorum, Allah’a inanırsınız veya inanmazsınız bu sizin tercihiniz…

Ben inanıyorum ve şundan eminim, “Allah, Fatiha Suresi’nin kim ya da kimler için okunduğu zaman doğru adrese gittiği konusunda gollifa yememektedir!”

Etiketler

Diğer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı