AKEL…

AKEL’e saldırılmasının asıl sebebi, Kıbrıs’ta barışın en ciddi isteklisi ve toplumlararası dostluğun en önemli koruyucusu olmasıdır.

AKEL’i savunmak gibi bir niyetim yok…

AKEL’i kimsenin savunmasına da gerek yok…

Son günlerde AKEL’e karşı, ülkemizdeki aşırı milliyetçi bazı kişilerin, ufaktan veya büyükten bazı eleştiri ya da suçlamaları söz konusu…

Güney’deki aşırı sağcılar da neredeyse bir asırdır aynı saldırıyı gerçekleştiriyor ki buna hiç şaşmamak gerek…

Önce şunu bilmek lazım; aldığı oy oranına göre AKEL, demokratik dünyadaki en büyük komünist partidir…

Kuzey Kore, Çin falan dışarı tutulursa, günümüzde dünyadaki hiçbir ülkede her üç seçmenden birinin komünist olması görülmüş bir olay değildir.

Güney Kıbrıs’ta her üç seçmenden biri komünisttir.

Ve bu, insanlıktır, bu rengine – ırkına bakılmaksızın emekçiye saygıdır kısacası “hümanizm” anlamında net ve gayet açık bir güzelliktir…

***

AKEL’in bir Kıbrıslı Türk’ü Avrupa Parlamentosu’na aday göstermesi, seçilmesi için çalışması ülkemiz adına, 1930’lardan beri var olan aşırı milliyetçiliğin ve haliyle faşizmin en ciddi yenilgisidir.

Bu nedenle bir grup aşırı milliyetçi AKEL’e “doğru ya da yanlış” bilgilerle saldırmaktadır.

AKEL’e saldırılmasının asıl sebebi, Kıbrıs’ta barışın en ciddi isteklisi ve toplumlararası dostluğun en önemli koruyucusu olmasıdır.

***

AKEL bir siyasi partidir.

Ve tüm kararlarının “mutlak anlamda doğru olduğu” iddiası söz konusu olamaz…

Annan Refernadumu’nda “evet” diyen DİSİ; elbette hepimize çok daha sempatik gelebilir…

Ama “evet diyemediği” için şahsım tarafından da çok ağır ifadelerle eleştirilmiş olan AKEL’in endişelerini de iyi analiz etmek kaçınılmazdır.

Kaçınılmazdı!

Geçti!

Önümüze bakalım…

***

“AKEL Enosis taraftarı bir partidir” iddiasına göz atalım…

Enosis, Kıbrıslı Rumlar için ölmüş bir hayaldir.

Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması bir yana; asıl mantıklı olan aslında Yunanistan’ın Kıbrıs’a bağlanması olmalıdır.

“Ama AKEL Enosis’i destekledi”…

Doğrudur!

Çünkü 30’larda İspanya’da faşizme karşı savaşan AKEL’in kahraman komünistleri, aynı şekilde 40’larda da Yunanistan’da Nazi’lere karşı savaşmıştır.

Nazi’lere karşı mücadelede, Yunanistan’ı satan, Grivas gibi ahlaksız faşistleri iyi bilen, iyi tanıyan AKEL’ci komünistler, II. Dünya Savaşı sonrası ülkeye dönünce, aynı dili konuştukları Yunanistan’daki çok iyi eğitilmiş Yunanistan Komünist Partisi (KKE) ve yoksul Yunan işçi sınıfı ile birleşmenin daha mantıklı olduğuna kanaat getirmiştir…

1950 Pelbisit’i bu ruh halinde yapılmıştır.

***

AKEL’e göre “Enosis”, 1930’larda ulusal bir arzu, 1940’larda anti-emperyalist bir taleptir…

Yine AKEL’e göre Enosis, 1950’lerde olanaksızdır ve 1960’larda felakete dönüşmüştür…

Ve yine AKEL’e göre Enosis, 1970’te bilinçli bir ihanet ve 1974’ten itibaren şövenist bir psikozdur.

Bu yüzden, AKEL şöyleydi AKEL böyleydi diye yorum yapmaktan lütfen vazgeçin…

***

AKEL’in efsane komünist lideri, büyük yoldaş Ezekias Papayuannu’dan sonra Genel Sekreter seçilen ve içinde olduğumuz günlerde sağlık sorunu nedeniyle yaşam mücadelesi veren yoldaş Dimitris Hristofyas ile en az beş kez söyleşi yaptım…

Onlarca kez konuşmalarını, konferanslarını canlı dinledim.

“AKEL, asla Enosis’i ve EOKA’yı eleştirmemiştir” demek, Hristofyas’ı hiç dinlememek, hep manipülatif propagandalardan bilgi sahibi olmaktır.

***

AKEL, özellikle EOKA B’yi, zaman zaman Kıbrıs’ın içinde bulunduğu acı durumun tek sorumlusu olarak görecek kadar ileri gitmiştir.

EOKA ile EOKA B’yi ayırt etmek de şarttır.

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi, ilk kurulan EOKA, “imkânsızı isteyen ve ülkeyi felakete sürükleyen”dir.

Ama ikincisi, yani EOKA B ülkeye ihanet eden, ruhsal bir hastalıktır…

Lütfen; ama lütfen, AKEL’i eleştirirken dikkatli olalım…

Elbette her siyasi parti gibi AKEL de hatalar yapmıştır.

Ancak AKEL, Kıbrıs’ta iki toplum arasındaki dostluğun, kardeşliğin ve çözümün sembolüdür.

Zaten milliyetçilerimizin saldırısının sebebi de budur!

***

AKEL, İngiltere, Yunanistan ve Türkiye’nin Ada’daki varlığına karşıdır.

Evet, garanti sistemine de karşıdır.

Ve AKEL, 1962 yılındaki 10’uncu Kongresi’nde, “… İki toplumun barışması ve Kıbrıs halkının ilerlemesi için koşulların yaratılması… Temel görev olarak Kıbrıs’ın bağımsızlığının tamamlanması…” kararını üretmiştir…

Çok üzgünüm ama AKEL’e “EOKA destekçisi” ya da “Enosis’çi” demek, sadece Kuzey’de kurulan bu felaket rezalet sistemin devamını aşırı derecede arzulamaktan başka bir şey değildir…

***

AKEL’in bir Avrupa Parlamentosu vekilinin Kıbrıslı Türk olmasını yeniden selamlıyorum…

Sömürgeci ve emperyalist olmak!

İçten söyledi…

İnanarak söyledi…

Dünyaca ünlü şarkıcı Elton John…

“… Sesi güzel, kendi güzel” Elton john…

Dedi ki, “… İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılma (Brexit) kararı ve sürecinin yürütülüş şekli, beni İngiliz olmaktan utandırdı…”

BBC Türkçe’nin haberine göre, son dünya turnesi “Farewell Yellow Brick Road” kapsamında İtalya’nın Verona kentinde verdiği konser sırasında konuşan John, “Yaptığı şeyden ötürü ülkemden utanıyorum” dedi.

Ve ekledi:

“Siyasetçilerden, özellikle Britanyalı siyasetçilerden, Brexit’ten bıktım usandım. Ben Avrupalıyım. Aptal, sömürgeci, emperyalist bir İngiliz değil.”

İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth’in 1998 yılında müzik ve hayır işlerine yaptığı katkılardan ötürü şövalyelik nişanı verdiği büyük sanatçı ve “Sir” unvanlı Elton John’a yürekten katılıyorum…

Ve hiç mütevazı olmayacağım; daha ilk günden “aptal, sömürgeci, emperyalist ve hatta kendini beğenmiş, kendini üstün ırk sayan, ırkçı İngilizlerin, Brexit’i sırf bu huylarından dolayı onayladıklarını yazıyorum…”

Faşizm ve ırkçılık, Dünya’nın dört bir yanındaki birçok ülkede, insanların kardeşçe yaşamasının, bölüşümünün önündeki en temel engeldir.

Kendini başka toplumlardan veya halklardan ya da milletlerden üstün görenler; paylaşmayı bilmeyenler ve tabii ki olası çatışmalarda – savaşlarda her ne halse hiç “şehit” olmayanlar; “şehit” edebiyatı yapıp, her türlü yolsuzluklarını da bayraklarla örterler…

Ve dünyanın neresine giderseniz gidin tümü aynıdır.

Sir Elton John…

Etiketler

Diğer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı