Ah Nasreddin Hoca ah

Bu millete bu adalet duygusunu zedeleyen konularda olsun siyasi davranmayın… Destek olamıyorsanız bari köstek olarak vicdanları köreltmeyin...

23 Kasım 2019 - 12:00

Meşhur fıkradır…

İçindeki nuktedanlıkla derdini anlatmaya birebir oturmuş kalıp fıkralardandır.

Bir gece Hoca’nın evine hırsız girmiş.

Ne var ne yok soyup soğana çevirmiş. Sabah kalktığında durumu gören Hoca, feryat figan dövünmeye başlamış. Konu komşu yardıma koşmuşlar. Koşmuşlar koşmasına da, bir yandan Hoca’yı yatıştırmaya çalışırken, bir yandan da elbette komşularından yana tavır aldıkları için özeleştiri sayılabilecek değerlendirmelere girişmişler:

Ah Hocam ah, hiç kapı kilitlenmeden yatılır mı? Hep söyledik sana şu pencereleri onarman gerek diye! Eh be Hoca, insanın uykusu ağır olur da bu kadar mı olur?

Patlamış sonunda Hoca: İyi güzel de komşular, demiş, hırsızın hiç mi suçu yok?

***

Hoca hayatta olsa da, ‘Suçu olmaz mı hocam var elbet’ denilse…

Şimdi biz demiş olalım ve devam edelim: Hem de suçun büyüğü mü demeli asıl suç mu demeli, hırsızda.

Ama onu bulmak, herkese göstermek, göstermekle kalmayıp cezasını vermektir zaten yapmamız gereken. Suçun tespiti hala yapılmadıysa bunda bizim payımız da olmaz mı?

Bunu sormazsak, sorup da sorumuzu karşılıksız bırakırsak, nasıl kurtulabiliriz, haydi suçlarımızı demeyelim de biraz hafifleterek söylemiş olalım, kabahatlerimizi bıkıp usanmadan tekrar etmekten?

Bu kıssanın hissesi nedir, denilecek olursa:

Geçtiğimiz gün bir gazete manşetten Serdar Bey’in oğluna verdiği arazilerle ilgili belgeler yayınladı.

Daha önce 4’lü hükümetin dağılmasına sebep olan bakanın kendi oğluna arazi sağlama meselesinde güven kırılınca Özersay’ın talebiyle maliye bakanlığı eli ile kiralanmış tüm arazilerin dosyası istenmişti.

Bu dosya CTP-TDP-HP parti başkanlarına verildi.

Ve sonrasında bir ses çıkmamıştı.

Şimdi bu gazetede yayınlanan belgelerin o verilen dosyanın içinde olmadığı HP tarafından söylendi.

Yani bazı belgeler ya gizlenmiş ya da iyi niyetle unutulmuş…

***

Fakat yazının neşrolmasına asıl sebep bu değil.

4’lü hükümet döneminin 3 bakanı olan Erkut Şahali, Filiz Besim ve Zeki Çeler bu belgelerin zaten önceden verildiğini yüksek tondan söyleyip ‘ne var yani şimdi?’ kapsamında Serdar Bey’e destek beyan edip Özersay’a da kızıyorlar.

İyi de ister önceden verilmiş olsun ister verilmemiş…

Konunun özü olan arsa meseleleri ayyuka çıktığında da rahatsızlık duyulmamasını şimdi de neredeyse destek çıkıp rahatsız olmadıklarını göstererek devan ettirmeseler de vicdanlara bu saldırıyı göz göre göre yapmasalar.

Arazi meselelerinden dolayı Serdar Bey’in de dokunulmazlığının kaldırılması talebinin meclise geleceğini belirten Özersay’a destek çıkmanız siyasi olarak mümkün olmaması bir yere kadar anlaşılabilinir.

Fakat artık bakan olmalarının kızgınlığını, arazi meselesini ortaklarından habersiz gerçekleştirenlere göstermeleri gerekirken, konuyu ‘’eskiden verildiydi, verilmediydi’’ seviyesine çekmek işin özünü küçültmektir.

Yapmayın…

Bu millete bu adalet duygusunu zedeleyen konularda olsun siyasi davranmayın…

Destek olamıyorsanız bari köstek olarak vicdanları köreltmeyin…

Etiketler

Diğer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı