Acı tesadüf hüzne boğdu

TAK muhabirlerinden Rahme Çiftçioğlu, Gazimağusa Devlet Hastanesi'nde yaşadığı acı tesadüfle ilgili düşüncelerini kişisel sosyal medya hesabından paylaştı.

Türk Ajansı Kıbrıs (TAK) muhabirlerinden Rahme Çiftçioğlu, Gazimağusa Devlet Hastanesi’nde yaşadığı acı tesadüfle ilgili düşüncelerini kişisel sosyal medya hesabından paylaştı.

Çiftçioğlu’nun yaptığı paylaşım şöyle:

“İnsan, günün nerede başlayıp nerede biteceğini bilemiyor. Sabah ‘trafik kazasında öldü’ haberini yazdığım Esra Korcan’ın babasıyla aynı günün akşamında bir hastane odasında tanışıyorum..

Tansiyonu yükselen annemin refakatçisiyim…Yatağının yanına ilişmişim. Yan taraftan mırıltılar geliyor. En belirgin sözler ‘İnsan kimseye evlat acısı vermesin’, ‘Bu cinayet’…

Sonra adam ağlamaya başlıyor. ‘Evladım gitti. İçim yanar…’

Kalbi sıkışmış… kardeşi getirmiş hastaneye.

Evladın gitmesi, için yanması ne demek bilemeyiz biz. Odayı paylaştığı tansiyonu yüksek annem bilemez, kafa travması geçiren teyze bilemez, karın ağrısıyla kıvranan genç adam bilemez…

Yanına oturdum. Konuştuk biraz. Birlikte yaşadığı kızına her sabah kahvaltı hazırladığını anlattı. Dün sabah da hazırlamış, yumurta kaynatmış, kahvesini yapmış. Geceden yemediği kebabı işe götürsün diye çantasına koymuş. Bir babanın inceliğine bakın…

‘İnsan bilebilir mi?’ diyor’başına gelecekleri? Bilse hiç gider mi?’

Kızının bir arkadaşı aramış onu sabah 8 gibi. Belli ki pişman olmuş. ‘Yanlış aradım’ deyip kapamış telefonu.

Sonra bir tanıdık daha… Konuşmalardan kızının kaza geçirdiğini anlamış. Karakolu aramış. Polis de ‘durumu ağır’ demiş. Diğer kızı ağlayarak arayınca…!!!

Bir baba evladını morgda görmemeli ama o görmüş. Bir insanın o şiddette bir kaza geçirdiğinde bedeninin aldığı hali anlatıyor bana satır satır…

Bu Esra Korcan’ın geçirdiği 3’üncü trafik kazasıymış meğer. Diğer ikisinde de suçsuzmuş. Üstelik biri yine Turunçlu kavşağında olmuş. Bu yol için- kavşak için siyasilere ne kadar çok da gidip gelmişler.. ‘Haram olsun onlara verdiğimiz destek’ dedi. ‘Karşıma çıkmasınlar…’ İsim de verdi. O isimler de satır satır öyle mi?

Bir de torunu var. Arda… 16 yaşında…. Fotoğraflarda gördüm, Esra Korcan ismini koluna yazdırmış oğlunun.
Bir ara doktorun yanına gittim, geldiğimde baba gitmişti…

Şevket’le biz o yoldan döndük gece eve. Yağmur yağdı. Yol çizgileri yoktu, iyiden yok oldu. Yol memleketin bahtı gibi kara…Kapkara. Bir anlık mesele bu. Sonra ismin Facebook’ta bulunur, resmin alınır, yarım yamalak bir öyküyle gazetede, internet sitelerinde ölüm haberin yayınlanır. Tabuta sarılan aile yakınları ve acıklı bir hikaye daha.

İki günlük bir mesele olursun boyalı basında. Bir sayıdan ibaret olursun… ‘Kaza mı- çarpışma mı’ tartışmaları değil saçları bembeyaz olmuş, mezar toprağı ayakkabılarına bulanmış anneler kalır geriye, kalbi sıkışmış babalar. ..”

Etiketler

Diğer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı