Demokrat Parti Genel Sekreteri ve Girne Milletvekili Serhat Akpınar, 2026-2027 akademik yılı için KKTC üniversitelerine ayrılan kontenjanların yüzde 9,9 artırılmasını memnuniyetle karşıladıklarını belirterek, yükseköğretimde yapısal reformların daha fazla ertelenmemesi gerektiğini söyledi. Akpınar, yükseköğretimin yalnızca eğitim değil, aynı zamanda ekonomi, diplomasi ve uluslararası görünürlük açısından stratejik bir alan olduğuna dikkat çekti.
KKTC üniversitelerine ayrılan kontenjanlar arttı
YKS sonuçlarının açıklanmasının ardından Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti üniversitelerine ayrılan 2026-2027 akademik yılı kontenjanları da netleşti.
Demokrat Parti Genel Sekreteri ve Girne Milletvekili Serhat Akpınar, yaptığı yazılı açıklamada, geçen yıl 17 bin 17 olan toplam kontenjanın bu yıl 18 bin 696’ya yükseldiğini belirterek, 1 bin 679 kişilik artışın yaklaşık yüzde 9,9’luk önemli bir büyümeye işaret ettiğini söyledi.
Akpınar, özellikle Doğu Akdeniz Üniversitesi ile Lefke Avrupa Üniversitesi’nin kontenjanlarındaki artışın yükseköğretim açısından umut verici olduğunu ifade ederken, Girne Amerikan Üniversitesi başta olmak üzere birçok üniversitedeki artışları da memnuniyetle karşıladıklarını kaydetti.
“Yükseköğretim devlet politikası olmalı”
Kontenjan artışının sevindirici olduğunu ancak tek başına yeterli olmadığını vurgulayan Akpınar, yükseköğretimin yalnızca öğrenci sayılarıyla değerlendirilemeyeceğini belirtti.
Yükseköğretimin KKTC ekonomisinin, bilimsel üretiminin, uluslararası görünürlüğünün ve kültürel diplomasisinin temel taşı olduğunu ifade eden Akpınar, bu alanın günlük siyasi tartışmaların ötesinde doğrudan bir devlet politikası olarak ele alınması gerektiğini söyledi.
“Yükseköğretim Reformu daha fazla ertelenemez”
Demokrat Parti’nin uzun süredir gündeme getirdiği Yükseköğretim Değişiklik Yasası’nın bir an önce Cumhuriyet Meclisi’nde görüşülerek yasalaştırılması çağrısını yineleyen Akpınar, YÖDAK’ın kurumsal kapasitesinin güçlendirilmesi, kalite güvencesinin artırılması ve denetim mekanizmalarının çağın ihtiyaçlarına uygun şekilde yeniden yapılandırılması gerektiğini ifade etti.
KKTC’nin uluslararası gelişmeleri önceden okuyabilen, güçlü ve proaktif bir Milli Eğitim Bakanlığı ile YÖDAK yapılanmasına ihtiyaç duyduğunu belirten Akpınar, bunun artık yalnızca eğitim politikası değil, aynı zamanda uluslararası hak ve varoluş mücadelesinin bir parçası olduğunu dile getirdi.
“Uluslararası öğrenciler üzerinden yeni izolasyon alanı oluşturuluyor”
Akpınar, KKTC üniversitelerinde eğitim gören uluslararası öğrencilerin diplomalarının üçüncü ülkelerde tanınmasına yönelik yaşanan sorunların giderek büyüdüğünü belirtti.
Özellikle Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin KKTC yükseköğretimine yönelik siyasi girişimlerinin dikkatle takip edilmesi gerektiğini söyleyen Akpınar, Fas başta olmak üzere Ürdün, Irak, Mısır ve bazı Afrika ülkelerinde diploma tanınmasına ilişkin yaşanan sıkıntıların münferit olaylar olmadığını ifade etti.
Bir öğrencinin yıllarca KKTC’de eğitim aldıktan sonra mezuniyetinin siyasi nedenlerle kabul edilmemesinin artık yalnızca üniversitelerin değil, devletin sorunu haline geldiğini belirten Akpınar, Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte Cumhurbaşkanlığı, hükümet, Milli Eğitim Bakanlığı, YÖDAK, YÖK ve üniversitelerin ortak hareket edeceği güçlü bir yükseköğretim diplomasisi mekanizmasının oluşturulması gerektiğini söyledi.
YÖK’e “KKTC üniversiteleri” çağrısı
Akpınar, YÖK’ün dijital ve kurumsal platformlarında KKTC üniversitelerinin “KKTC Üniversiteleri” başlığı altında açık biçimde tanımlanmasının stratejik önem taşıdığını belirtti.
Üniversitelerin “diğer üniversiteler” benzeri genel kategoriler içerisinde yer almasının uluslararası görünürlüğü zayıflatabileceğini ifade eden Akpınar, YÖK nezdinde gerekli girişimlerin yapılarak KKTC üniversitelerinin kurumsal kimliğiyle yeniden görünür hale getirilmesi gerektiğini kaydetti.
“Çalıştay değil, uygulama zamanı”
Yükseköğretim konusunda yıllardır çalıştaylar düzenlendiğini, raporlar hazırlandığını ve sorunların tespit edildiğini söyleyen Akpınar, artık yeniden sorun konuşmak yerine karar alma ve uygulama sürecine geçilmesi gerektiğini vurguladı.
Dünya yükseköğretim sisteminin hızla değiştiğini belirten Akpınar, ülkelerin uluslararası öğrenci pazarında yeni stratejiler geliştirdiğini, dijital eğitim ve yapay zekâ tabanlı modellerle rekabeti artırdığını ifade ederek, KKTC’nin yapısal reformları daha fazla erteleme lüksünün bulunmadığını söyledi.
“1.679 kişilik artış stratejiye dönüştürülmeli”
Kontenjan artışının önemli bir fırsat olduğunu belirten Akpınar, gerçek başarının yalnızca kontenjanların artırılması değil, bu kontenjanların dolması, öğrencilerin KKTC’yi güvenle tercih etmesi, mezunların diplomalarının uluslararası alanda kabul görmesi ve üniversitelerin KKTC kimliğiyle güçlü şekilde varlık göstermesi olduğunu kaydetti.
Akpınar, açıklamasını şu çağrıyla tamamladı:
*”Yükseköğretim Değişiklik Yasası’nı gecikmeden hayata geçirelim. YÖDAK’ı güçlendirelim. Yükseköğretim diplomasisini kurumsallaştıralım. Türkiye Cumhuriyeti ile uluslararası tanınma ve diploma kabulü konusunda ortak eylem mekanizmaları oluşturalım. Üniversitelerimizi yalnız bırakmayalım. Çünkü yükseköğretimi korumak; ekonomimizi, gençlerimizin geleceğini ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin dünyaya açılan en güçlü kapılarından birini korumaktır.”











