5. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Fransa’daki Aix-en-Provence İstinaf Mahkemesi’nin Litvanya vatandaşı Rasa Zilevice hakkında aldığı iade kararını “kabul edilemez” olarak nitelendirdi.
Gelişmeyi son derece kaygı verici olarak değerlendiren Tatar, “Rum tarafı iyi niyetli diyalog ve güven artırıcı adımlar atmak yerine ceza soruşturmalarını ve uluslararası hukuk mekanizmalarını siyasi baskı aracı olarak kullanmayı tercih etmektedir” dedi.
“Bu Sorunlar Cezai Kovuşturmalarla Çözülemez”
Konuya ilişkin yazılı bir açıklama yapan 5. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Aix-en-Provence İstinaf Mahkemesi’nin Rasa Zilevice’nin iadesine onay veren son kararının derin bir hayal kırıklığı yarattığını ve kabul edilemez olduğunu vurguladı. Tatar, bu davanın sadece tek bir kişiyi değil, Kuzey Kıbrıs’ta yaşayan, çalışan ve yatırım yapan herkesin haklarını, güvenliğini ve geleceğini doğrudan ilgilendirdiğini belirtti.
1974 olaylarından kaynaklanan mülkiyet ihtilaflarının adadaki en karmaşık konulardan biri olduğuna dikkat çeken Tatar, “Bu sorunlar cezai kovuşturmalar veya Avrupa Tutuklama Emirleri yoluyla çözülemez ve çözülmemelidir. Kalıcı çözüm ancak iki taraf arasında yürütülecek samimi ve kapsamlı siyasi müzakerelerle sağlanabilir” ifadelerini kullandı.
“Çözüm Çabaları Baltalanıyor”
Kuzey Kıbrıs’taki mevcut hukuk düzeni çerçevesinde faaliyet gösteren kişilerin tutuklanmaya çalışılmasının güvensizliği artırdığını ve kalıcı çözüm çabalarını baltaladığını ifade eden Ersin Tatar, açıklamasında şu ifadelere yer verdi
“Bu tür girişimler, Kıbrıs Türk halkına uygulanan izolasyonun sona erdirilmesine yönelik Avrupa Birliği’nin yaklaşımının ruhuna aykırı olduğu gibi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin mülkiyet meselelerine ilişkin oluşturduğu hukuki çerçeveyi de göz ardı etmektedir.”
Rum tarafının adımlarının son derece kaygı verici olduğunu yineleyen Tatar, sözlerini şöyle sürdürdü
“Kıbrıs Türk liderliği halkımızın hak ve menfaatlerini korumak için kararlı ve etkin adımlar atmalı, Anavatan Türkiye ile Kuzey Kıbrıs’ta yaşayan, çalışan ve yatırım yapan Kıbrıslı Türk ve yabancı ülke vatandaşlarına desteğini kararlılıkla sürdürmelidir. Kıbrıs Türk tarafı, kapsamlı bir siyasi uzlaşı bulunmaksızın Rum tarafının tüm ada üzerinde egemenlik ve cezai yargı yetkisi kullanma yönündeki tek taraflı iddialarını kararlılıkla reddetmeye ve kendi meşru pozisyonunu savunmaya devam etmelidir.”








