İlk kent müzesi ekim ayında mazgallarda “Kentin Zaman
Çizelgesi Sergisi” ile açılacak
Derneğin yaklaşık
200 gönüllüsü büyük bir heyecanla çalışıyor. Mağusa ile ilgili 170 kitap
toplandı. Derneğe bağışlanan her bir materyal tarihi bir hazine…
Prof. Ulaş Dağlı: ”Yolu Mağusa ile kesişen, buradan geçen
herkesi, birlikte çalışmaya davet ediyoruz”
Gazimağusa, 17 Mayıs 26 (TAK): Limanı ve surlarıyla,
çeşitli medeniyetlerin kültürel mirasıyla bezenmiş 2300 yıllık Mağusa’nın
belleğini oluşturmak, gelecek kuşaklara taşımak amacıyla kolektif gönüllü
katılımla çalışmalarını sürdüren Mağusa Kent Müzesi Derneği (MAKEMÜD), ilk kent
müzesini ekim ayında “Kentin Zaman Çizelgesi Sergisi” ile açıyor.
Gazimağusa Belediyesi ile iş birliğinde Akkule yakınında
6 numaralı mazgal olan Diocore Burcu’ndaki ilk sergi alanının iç mekan renovasyon
çalışmalarında sona yaklaşıldı.
Venedik Dönemi’nin 6 kırılma noktasından yola çıkılarak, 6 bölümden
oluşacak sergide, surların
hikayesi ve Venedik Dönemi anlatılacak. Sergi, görsel ve
dijital materyallerle desteklenecek.
Çocukların da ilgisini çekecek şekilde animasyonlarla zenginleştirilecek sergi alanını
gezen ziyaretçiler mistik havayı koklayacak, dış mekana çıkarak surları görme
fırsatı bulacak.
Sergi alanının önünden başlayacak yol güzergahları da
surların üzerinde gezme, Mağusa’yı ve limanı yukarıdan izleme fırsatı
sunacak.
Sergi mekanı surların, özel bir hikayesi de var. Osmanlı’nın
yaklaştığını anlayan Venedikliler, Osmanlı’da
lağımcıların savaşta surların dibini
kazarak patlayıcılarla patlattıklarını bildikleri için, surları kayaların
üzerine inşa ederek, ele geçirilmesini engelliyorlar.
Mağusa Kent Müzesi
Derneği, Mağusa’nın hikayesini oluşturan kültürel mirası ortaya çıkarmak,
kaydetmek, yorumlamak ve hem dijital hem de fiziki ortamda çağdaş yöntemlerle
sergilenmesine aracılık etmek hedefleriyle kurulduğu 2022 yılından itibaren
200’ü aşkın gönüllü ve Mağusa halkını da içine alan kolektif katılımla
çalışmalarını sürdürüyor.
Dernek, çalışmalarını
yaparken, tarihsel dönemlerden bağımsız olarak, kentin “suyun akışını
değiştiren” denilebilecek kırılma noktalarını ele alıyor.
6 Şubat 2023 depreminde
verilen kayıplar da, kentin en büyük
kırılma noktalarından biri olarak kabul ediliyor.
Mağusa halkı tarafından
kent müzesi fikrinin benimsenmesi sonucunda, derneğe müze için bağışlanmış çok
sayıda belge var. Bu belgelerin her biri bir hikaye, tarihi bir hazine.
Evraklar arasında 1930’lu
yılların başında alınmış bir karne ile, 1932 yılında bir spor külübünün pullu
yazışması ve döneme ait telgraf da var.
En enteresan olaylardan
birisi de, 1902 yılında Mağusa
Limanı’nın rıhtımını genişletme çalışmalarında bulunan bir İngiliz’in kızının, kent müzesini duyunca, o döneme ait babasının fotoğrafını derneğe göndermesi.
MAKEMÜD Derneği Başkanı
Prof. Dr. Uğur Ulaş Dağlı, Yönetim Kurulu üyeleri Koral Koraltay, Serap Kanay ve
Fetine Bayraktar, derneğin çalışmaları ve projeleri hakkında Türk Ajansı
Kıbrıs’ın (TAK) sorularını yanıtladı.
-Dağlı
Prof. Dr. Uğur Ulaş Dağlı,
2300 yıllık tarihi olan Mağusa’nın hep kuşatmalar üzerinden (Osmanlı Dönemi,
İngiliz Dönemi, Venedik Dönemi gibi) anlatılmak istendiğini, oysa kentin oluşurken ve bugünkü şeklini alırken
farklı olayların ve farklı kişilerin etken olduğunun altını çizdi.
Yaptıkları bilimsel
çalışmalarda, kentin hikayesinin sergilendiği yerlerin kent müzeleri olduğunu gördüklerini kaydeden Dağlı
“Hikayede, olaylar, kişiler, mekanlar ve objeler var. İşte bunlar kentin
hikayesini oluşturan noktalardır.
Bunların diğer adı da bizim kültürel
mirasımızdır. Bu noktadan hareket ederek, Mağusa kent müzesinin bunların toplandığı, kayıt altına alındığı, görünür
hale getirip sistematik olarak
kurguladığımız ve gelecek kuşaklara aktardığımız mekanlar olduğunu, bir 10 yıl
boyunca anlatmaya çalıştık. 2020 yılında farkındalık ve gereklilik olduğunu herkes anladı.” dedi.
Kent müzesi
çalışmalarını gruplar halinde 2010 yılından beri sürdürdüklerini söyleyen Dağlı, seslerini daha gür çıkarmak amacıyla derneği, 2023 yılında tescil ettirdiklerini anlattı.
-Çalışma grupları
İki çalışma alanlarının
bulunduğunu söyleyen Dağlı, kent
belleğini oluşturmak için temalar
belirlediklerini ve araştırma gruplarının oluştuğunu, araştırma gruplarının
çalışmalarını yaptığını, temaları da katılımcılık anlayışıyla belirlediklerini
ifade etti.
İkinci çalışma alanlarının
da sergileme alanlarının oluşturulması olduğunu söyleyen Dağlı, Gazimağusa Belediyesi
ile yaptıkları görüşmelerde, Belediye Başkanı Süleyman Uluçay’ın projeye
inandığını, kullanımı Gazimağusa Belediyesi’nde olan Akkule yakınındaki 6 numaralı mazgalı sergi salonu olarak, Belediye öz kaynaklarıyla restore etmeye
başladıklarını, 4 numaralı mazgalın da geçici sergileme alanı olacağını ifade
etti.
Kent müzesini anlatmak
için ilk olarak poster çalışmaları yaptıklarını söyleyen Dağlı, geniş katılımlı
atölye çalışmasında kentin bugüne
gelmesinde etken olan kentin kırılma noktalarını belirlediklerini söyledi.
Atölye çalışmasında 6
Şubat 2023 deprem trajedisinin, kentin kırılma noktalarında biri olarak öne çıktığını söyleyen Dağlı, “Çocuklarımızı kaybettik, neden
kaybettik çünkü Mağusa voleybol kentiydi, bir tesadüf değildir bu; o yıl 5 tane okulumuz Türkiye’ye gitti. Bunların
hepsi Mağusalı okullardı, Kıbrıs’tan başka okul yoktu. Voleybol tarihini çalıştık.
1932 doğumludan 2002 doğumluya kadar her döneme denk gelecek şekilde 28 kişiyle
bire bir görüşerek 5 bölümlük pod cast (internet üzerinden bilgisayar ve mobil
cihazlara indirilebilen ve genellikle bölümler halinde yayımlanan dijital ses
dosyaları) hazırladık.” dedi.
-“Ürünler gelmeye
başladı”
Derneğe, kent müzesine
katkı amacıyla eski gazete küpürleri, eski fotoğraflar, kentin tarihine ve sosyal
hayatına ışık tutan materyaller gelmeye
başladığını kaydeden Dağlı, Gazimağusa ve Kıbrıs ile ilgili 170 kitabı
topladıklarını, bunlar arasında 1878 yılına ait dergilerin de bulunduğunu söyledi.
Dağlı, “Biz bir
kampanya başlattık. ‘Kitaplarınızı bize bağışlayabilirsiniz veya
kütüphanemizin kullanımına ödünç
verebilirsiniz’ dedik. Öğrenciler de
bundan faydalanıyor.” dedi.
“Elinizde belgeler varsa bize bağışlayınız
dediğimiz noktada bize belegeler geliyor.” Diye devam eden Dağlı, 1932 yılına
ait Mağusa Birlik Spor Kulübü ile ilgili bir belgeyi gösterdi. Dağlı bu
belgelerin fotoğrafı çekilerek,
konularına göre gruplandırıldığını ve arşivlendiğini, bu çalışmaları sergileyeceklerini
belirtti.
-“Gazi İlkokulu ciddi
bir hafıza”
Gazi İlkokulu’nun,102
yıllık ve kentin en eski okulu olarak Mağusa’nın
ciddi hafızası olduğunu vurgulayan Dağlı, “Gazi İlkokulu mezunlarıyla atölye
çalışması yaptık, çok başarılı çalışmaydı. Mezun olduktan sonra okula uğramamış
insanlar geldi; ne anılar, ne hatıralar çıktı.” dedi.
Gönüllü olarak lise ve
üniversite öğrencilerinin dernekte gönüllü stajyerlik yapmalarının kendilerini
çok mutlu ettiğini söyleyen Dağlı, Mağusa ile ilgili araştırma yapan ODTÜ
Mimarlık Fakültesi öğrencilerinin yaptıkları çalışmalardan yararlandığını ifade
etti.
-“Kırılma noktaları”
Araştırmalarını yaparken, tarihsel dönemlerden
bağımsız kırılma noktalarını ele aldıklarını söyleyen Dağlı, 6 Şubat’ın kent için büyük bir kırılma noktası olduğunu, psikolojinin değiştiğini, anılarla toparlanmaya başladığını söyledi.
Tarihten bir örnek
vererek, kentin önemli kırılma noktalarından birinin İngiliz Dönemi’nde Mağusa
Eski Eserler Dairesi Müdürü olarak görev yapan Theophilus Mogabgab olduğunu anlatan Dağlı, bu şahsın surların algılanabilmesi ve yanında
gecekondulaşmayı engellemek için aks oluşturduğunu, surlar etrafında kat yüksekliği sınırlaması getirdiğini, fotoğraflarla
kenti kayıt altına aldığını, surları restore ederek kentin bugüne gelmesinide
rol alan aktörlerden biri olduğunu anlattı.
Limanın Mağusa için
önemime dikkat çeken Dağlı, gençlerin
limanı bilmediklerini, bu yönde bellek çalışması yapacaklarını söyledi.
Bellekle bilinç
oluşturduklarını, söyleyen Dağlı, “Bizim
çalıştığımız konular kırılma noktaları; voleybol, liman … Kitaplığımızı
geliştiriyoruz ve müzenin birinci sergi salonunun açılması çalışmalarımıza çok kapsamlı
ve heyecanlı bir şekilde devam ediyoruz. Bu heycanımıza değişik halkalar
katılıyor. Bu bizim için çok önemli.” dedi.
2026 Dünya Müzeler Günü’nün
temasının “bölünmüş bir dünayı birleştiren müzeler” olduğuna dikkat çeken
Dağlı, “Mağusa’nın çok katmanlı, çok kırılmış bir kent olduğunu düşünürsek bu
seneki temayla çok örtüşüyor. Butün bu kırılmaları, katmanları birleştirmeye
çalışıyoruz. Kent müzesiyle birlikte fiziksel parçalanmayı ve tarihsel
kırılmaları, tarihsel bölünmelerin
hepsini müze üzerinden birleştirmeye çalışıyoruz.”şeklinde konuştu.
Dağlı sözlerinin
sonunda, “Biz şu anda bir şekilde küçük bir grup olarak değil bütün kentin tüm
paydaşlarıyla birlikte kent müzesinin olması için yola çıktık. Yolu Mağusa’dan
geçmiş herkese kapımız açıktır. Herkesle birlikte Mağusa’yla gönül bağı olan,
aidiyet hisseden, yolu buradan geçen herkesle birlikte kent müzesini
çalışmaya çağırıyoruz.” ifadelerini
kullandı.
-Kanay
Serap Kanay da, yaptıkları
çalışmalarla Mağusa’da yaşayanlara
Mağusalı olmanın aidiyet duygusunu ve sahiplenme duygusunu da kazandırmayı hedeflediklerini belirterek,
“Sahiplenme olmazsa gençlere verecek bir şey olmaz.” dedi.
Kanay, yaptıkları
toplantılar ve atölye çalışmalarıyla aidiyet ve sahiplenme duygusunu
perçinlemeye çalıştıklarını belirterek,”Hedefimiz tabi ki gelecek nesil ama
geçmiş neslin de buralı olma aidiyet duygusu bizim için çok önemli.” dedi.
Kanay, bir sürü
grupların bellek çalışması yaptığını, bu çalışmaları bir merkezde toplamak için
müzeden ayrı bir bellek merkezi oluşturmak için belediye ile görüşme
yaptıklarını söyledi.
-Koraltay
Koral Koraltay da, dernekte
çalışanların Mağusa’ya katkı koymak için
canla başla uğraş verdiklerini söyleyerek, bitmeyecek, sürdürülecek
kolektif çalışma içerisinde olduklarını belirtti.
6 Şubat’ın kentin en
büyük trajedilerinden olduğunu söyleyen Koraltay, “6 Şubat bu kenti vurdu ve yas hep devam etti. Bu çalışmayı yaptık, 5 pod
castta yayımladık. Bu çalışma devam edecek ‘Bende de bu malzeme var’ denerek
eklenecek. Halk çalışması dediğimiz budur. Hiç bir çalışmaya nokta
koymuyoruz.”dedi. Koraltay, çalışma metodlarını da “Bir konunun; konuşulması, çalışılması gereken bir konu olduğunu ortaya atıyoruz, başlangıcını yapıyoruz devamı için de
çağrılarımızı yapıyoruz.” sözleriyle aktardı.
-Bayraktar
Fetine Bayraktar da, turizm
politikası geliştirilirken yerel halkın aidiyetinin de çok önemli olduğunu, Suriçi’nin
kendine has özel bölge olduğunu, buraya gelen turistin sokakta yürürken halkla
temas içinde olduğunu belirtti ve “Bu farkındalığı yakaladığımızı düşünüyorum. Sahiplenen bir halk o aidiyete
katkı sağlar.” dedi.
Derneğe emek
verenlerin bütün faaliyetleri gönüllülük
esasına göre yaptığını belirten Bayraktar, “Hem üniversitelere bilimsel katkı sağlıyoruz, hem de topluma
katkı sağlıyoruz. O yüzden devlet
politikalarını yapanların, Turizm
Bakanlığı’nın bize kulak vermesini istiyoruz.” dedi.
Bayraktar, “büyük miras
arşivini” başlattıklarını, bunun
geliştirilmesi için maddi ve manevi desteğe ihtiyaç duyduklarını sözlerine
ekledi.
(YIL/ÖK) Fotoğraflı
Haber ve Fotoğraf: Yılmaz Yakar










