72 milyona içecek dahil mi?

Yaşamış olduğumuz son sel afetinde; bilakis keşfettiğim, apartmanda oturan kişilere yapılan mobilya yardımlarını unuttuk mu?

25 Mart 2020 - 08:10

Son dönemde Türkiye ile suni bir gündem de gerilmeye çalışılan ikili ilişkiler,  yerküreyi kasıp kavuran salgın tedirginliği ve yine salgının getirdiği ekonomik kriz…

Tüm bunların etkisiyle Adanın geldiği noktada; “Eğer yardım gelmez ise bu salgında, bu “minnak” adada ne yapacağız?” sorusu hepimizin zihinlerinde yer etti.

Nihayet Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı ve Kıbrıs işleri sorumlusu Fuat Oktay’ın net bir biçimde acil ihtiyaçlar için 72 milyon liralık finansal destek ve sonrasında ekonomik tedbir paketi hatta bu süreçte her daim desteğin süreceğinin sözü…

Rahat bir nefes aldık mı? Tabi ki hayır!

Yaşamış olduğumuz son sel afetinde; bilakis keşfettiğim, apartmanda oturan kişilere yapılan mobilya yardımlarını unuttuk mu?

Peki, yine bir kurum müdürünün açıkça itiraf mahiyetinde, önceki yönetim tarafından; kurum adına alkollü içecek alınıp, kurum adına faturalandığı gerçeğini göz ardı edebilir miyiz?

Ya da daha üç gün önce alınan solunum cihazlarının alımına “katakulli” karıştığını duymamız? Bunlara rağmen, rahat olmak mümkün mü? Bu kaynak neye göre kullanılacak veya kullanıldı? Veya bundan sonrakiler?

Torpil, adam kayırma, durumdan çıkar sağlama kanımıza işlemiş bir kere… Bunu biliyorken, toplumsal açıdan içimizin rahat olması mümkün mü?

Engel olamıyor hiçbir kimse…

Kimse kızıp küsmesin!… Açıkça söylüyorum…

Mevcut yönetimi ve yöneticileri doğrudan hedef alan bir yazı değil bu… Geçmişin, alışılagelmiş yönetim şeklimizin, yönetim eşittir cep doldurma algısının vermiş olduğu korkunun yansımasıdır bu!

Yerel dilde “mammacılık” da denilen, hepimizi kahkahalara boğan “Gorgma!! hep beraber yeyceyik” sloganını dilimize dolayan sistemin, bu kritik zamanda devreye girmesinden duyulan tedirginliktir bu…

Zira yaşadığımız zamanın, yine yerel değim ile hiçbir “katakulliyi” kaldıracak gücü veya şansı yoktur.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev bir yıllık maaşını salgınla ile mücadele için bağışlamış. Yine salgın ile mücadelede maaşını bağışlayan ciddi yardımlar yapan dünyada sayısız siyasetçi, bürokrat ve işletmeci örneği var.

Ülkemizde de uçağıyla gidip Türkiye’den laboratuvar kitlerini getiren Mete Bey ve destek veren tüm iş insanlarını, canını dişine takan sağlıkçıları, polisi ve diğer fedakâr grupları gördükçe toplumsal bilincimiz şaha kalktı, gözlerimiz doldu.

Yine bünyemizdeki canım öğretmenlerimizden biri olan Fatma Hanım’ın sosyal medyada “bizlerden kesinti yapın” diye kampanya başlattı. Bizim yerel siyasi camiadan ve oteller zinciri olan beylerden bu tarz bir yaklaşım gören duyan oldu mu? Haa bir örtülü ödeneğin bağışlanması mevzusu vardı ki; oda zaten olması gerekendi.

Neyse bağışı, fedakârlığı bir kenara bırakalım. Ama ne olur? En azından şu süreçte;

Lütfen hiç olunmadığı kadar şeffaf olun ve gerçekten toplumsal davranın!

Bir yardım reklam kuşağıdır gidiyor…

Eline zarf alıp, halka verirken poz veren mi istersiniz? Bir araba bagajı önünde poz veren mi? Her fırsatta da Evkafa laf atıp, salgının duyulduğu gün, tuvalet kâğıdı stoku yapma endişesine düşen mi?

Dağıtılan finansal kaynak benim alnımın teri değil, bununla hava atamam. Ama gönüllü olarak Evkaf’ın çatısı altında bulunduğumuz dönem de, ekip ile sayısız insana ulaştık. Fotoğrafa, basına yansıyan yapılanın 3/1 i bile değildir. Kurumun yasal prosedürü dışında da (kimlik fotoğrafı, alındığına dair imza hariç) hiçbir şov içeren talepleri olmadı. Çeşitli kesimlerden kendinden emin bir biçimde işini yapan; tüm gücüyle çalışan, çalışıyor zaten. Bizde görüp takdir ediyoruz.

Tek endişemiz ana kaynak mı? Tabi ki değil!

Şimdi birileri şu kriz zamanında kurumundan geçen erzak yardımlarını partilisine, ahbabına dağıtmanın peşinde olmayacaktır demek mümkün mü?

İnşallah mümkün olur ve biz bu yazıyı yazdığımız için, böyle düşündüğümüz için utanırız.

Ancak bunun tek yolu var. Açık ve şeffaf olmak.  Lütfen ülkeye girecek ana kaynak dağıtımlarınızı; kişi değil, toplum faydasına kullandığınızdan, kurumunuzdan geçen yardımları; kursağından lokma geçmeyene ulaştırdığınızdan da emin olunuz…

Bireysel olarak salgın krizinin ülkemizde ve Türkiye’de şu ana dek en azından önlemler bağlamında iyi idare edildiği kanaatindeyim. Ama esas yolun şimdi başladığı da açık. Tüm kaynakların etkin ve verimli kullanılması, tıbbi eksikliklerin giderilmesiyle daha iyi yol kat edeceğimiz muhakkak!

Şeffaflıktan kasıt içilen alkollü içeceklerin, kurum bütçesine faturalandırılması değildir. İhtiyacımız özellikle finansal kaynaklarda neyin nereye kullanıldığının açık izahı ve yoksulluk sınırındaki insanların göz ardı edilmemesidir!

Sevgiyle ve sağlıkla kalın…

Sevgili okurlar, eleştiri ve görüşleriniz için; [email protected] adresinden bana yazabilirsiniz.

Etiketler

Diğer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı