2020 başımıza yıkılacak gibi duruyor!

Sonra, sonra gerçeğe döneriz…

İnsanlar her yeni yıla, yeni umutlarla girer. Günler öncesinden tatlı bir telaş başlar, sanki evde hiç eşya yokmuş gibi, üst-baş perişanmış gibi alış-verişler yapılır, kıtlıktan çıkan onlarca insanı fazlasıyla doyuracak abartılı yemekler hazırlanır. Güneşin etrafındaki turunu tamamlayıp, yeni turuna başlayan Dünya’nın bu halini neredeyse tüm Dünyalılar sevinçle karşılar, kutlar.

Sonra, sonra gerçeğe döneriz…

Biz de gerçeğimize döndük.

Daha birinci günden Türk Lirası çakıldı, herkes en zayıf para birimlerinden biri olan TL’nin bu hallerine alışkın ama biraz nefes alsaydık…

Ardından UBP-HP hükümeti geleneği bozmayarak, zam fırtınasını açıkladı. Ota, …, uçana, kaçana, hareket eden her türlü devlet hizmetine (dolaylı vergiye) zam yapıldı (Literatürde Pul ve Harçlar olarak da bilinir).

Tepkiler gelince üstüne fırça da atıldı. “Her sene yapılıyor da bu sene biz yaptık diye herkes bağırıyor” falan filan. Yok efendiler, vatandaş her sene bağırıyor ama siz bu sene duydunuz. Çünkü geçen sene bağıranlar arasındaydınız.

Sonra, Türkiye Libya’ya asker gönderme tezkeresini TBMM’den geçirdi. TBMM’den tezkere geçerken, Rum-Yunan-İsrail üçlüsü de Eastmed (İsmed diye okunur) isimli garip, pahalı, asla kâr sağlayamayacak bir boru hattının inşası için anlaşma imzaladı. Ardından denizin bir yakasındakilerle, öteki yakasındakiler birbirlerine “tehdit” parmaklarını salladı.

Nefesimizi tam alamadan ABD’nin barışsever Başkanı Trump, Irak’ta (bu da garip) İran’ın en popüler generalini füze atışlarıyla toza çevirdi. İran’dan, “En kanlı şekilde intikamı alınacak” tehdidi geldi. Ufukta ABD-İran savaşı görününce İsrail bıçaklarını bilemeye başladı.

Doğal olarak meteorolojik olaylardan dahi etkilenen TL her haberle biraz daha geriledi. Döviz zenginleri füzeciler ile tezkerecilere dua ederken, vatandaş…

Eh, geriye biz kaldık. Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayanlar yani. Bizde de Libya tezkeresini alkışlayanlarla Trump’ın füzesine binmeye çalışanlar, milyonuncu kez “Rum bu adımı da attı madem Federal Kıbrıs görüşmeleri olmaz, artık iki devleti konuşuruz” cümlesini kurdu.

Zaten haftalardır yer altı örgütü gibi çalışanlar, Nisan’da yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimi için ortalığı germe derdinde. Özellikle sosyal medyada garip garip adresler, garip garip ayrıştırıcı bir kara propaganda peşinde. Bunların çoğunluğu Türkiye’den ama burada da gerginlikten rant sağlayan çok. Yani, Kıbrıslılar kendilerine Cumhurbaşkanı seçecek ama derdi Türkiye’de yaşayanları veya oradan buraya geçici olarak gelenleri fazlasıyla sardı. İlginç.

Anlayacağınız, 2020 geldi ama hoş gelmedi.

İlk birkaç günlük gelişmeler “delikli ikilerden” oluşan yılın her an başımıza yıkılacak gibi durduğunu gösteriyor.

Etiketler

Diğer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı