14 yaşındaki öğrencinin kompozisyonu: 15 yıl sonra ben

Bu soruyla bireysel çabaları değil, toplumsal çabaları soruyorum.

Ülkemizdeki yeni nesiller için ne kadar çaba harcıyoruz. Evet üzerlerine titriyor, sağlıklarına, eğitimlerine dikkat ediyoruz. Peki, gelecekleri için neler yapıyoruz?
Bu soruyla bireysel çabaları değil, toplumsal çabaları soruyorum.
Her kafadan bir ses çıkar ama realitede uzun soluklu pek de bir planımız olmadığı gün gibi ortada.
Sadece bizim topraklarda değil, Dünya genelinde bir sorun.
Genç nesiller bizlere çok kızgın, büyük devletlere, süper güçlere, hatta zayıf çıkarcı devletlere de kızgın.
Gün geçmiyor ki gençlerin sıkıntıları, gelecek nesillere Dünya değil çöplük bırakacağımız konuşulmasın. Ancak, herkes konuşmakla kalıyor.
Para, hırs, kişisel çıkarlar endişelerin önüne set olarak çekiliyor…

Küçük oğlum şu anda 9’uncu sınıf öğrencisi. Sadece 14 yaşında, Mayıs’ta 15 olacak. Biraz da işimin etkisiyle her iki oğlumu da duyarlı birer insan olarak yetiştirmeye çaba harcıyorum.
Öğretmeni okulda, “15 yıl sonra ben” diye bir yazı yazdırmış. Kompozisyon diyelim. Küçük hatalarından kestiği bir-iki puan dışında tam not almış, hatta öğretmeni paragraflar içerisinde beğenisini de ortaya koymuş.
Bu hafta kalemi bizim oğlana bırakalım:

15 yıl sonra ben

15 yıl önceki ben, yani sen, nasılsın? Umarım iyisindir, yapacak, konuşacak çok şeyimiz var.

Sen, yani 15 yıl önceki ben, ben seni özlüyorum, sorun çözme yeteneğini arıyorum. Burada işler o kadar da iyi değil.
Dünyayı bir küresel ısınma dalgası vurdu, hastalıklar ciddi miktarlara çıktı.
15 yıl önce ne güzel günler vardı, en azından yeşillikler vardı. Şimdi yeşil olan tek şey dijital cihazların ana kartları.
Dünya yaşanamaz hale geldi. Mars projeleri çöktü, tam dokuz başarısız denemeden sonra program reddedildi. Hidrojenli araba üreticileri petrol şirketleri tarafından öldürüldü. Ozon tabakası koyu kahverengine döndü, denizlerin rengi çöpten görülmez oldu.
Babamın öğütlerini hatırlıyorum da…
Bana yaşam dersi veriyordu. Oku adam ol, iş bul, hayatını kazan diyordu.
Okudum, adam oldum ama nüfus o kadar arttı ki iş bulamadım, iyi bir hayat kuramadım. Yüksek sıcaklıkların neden olduğu hastalıklardan etkilendim.
Sen olsan buralara gelmek istemezdin, ben de istemedim ama buradayım.
Küçükken “ne olacağımı” düşünürdüm, şimdi “yarın yaşayacak mıyım” diye düşünüyorum.
Sen sen ol, felaketlerin önüne geçmek için çaba harca, küresel ısınmayı, savaşları durdurmaya katkıda bulun.
Hayatını “para kazanarak” değil, “insan gibi yaşayarak” kazanırsın.

Etiketler

Diğer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı